Ab-ı hayat nedir?

Felsefe Contributor
Tasavvuf
abı hayat nedir
Hırvatistan Milli Parkı. Jonatan Pie-Unsplash

Tasavvufi kaynaklarda ve edebi eserlerde sıklıkla yer verildiği için ab-ı hayat nedir sorusu akıllarda yer almaktadır. Buna göre ab-ı hayatın kelime anlamlarını şu şekilde sıralamak mümkündür: Bengi su, hayat kaynağı, dirlik suyu, hayat çeşmesi.

Bu kavramın mitolojik değeri nedir?

Farklı isimlerle tanınan ab-ı hayat terimi, temelde efsanevi bir suyu temsil eder. Suyun önemi bütün toplumlar için ortak bir noktadır. Dolayısıyla ab-ı hayat tüm mitolojilerde yer almayı başarmıştır. Bu varoluşun asıl nedeniyse insanın yaşama arzusudur.

Toplum olarak varlığını sürdüren insan, nispeten kısa sayılabilecek bir ömre sahiptir. Ancak buna ta zıt şekilde büyük bir yaşama arzusu duyar. Sonsuza kadar yaşama fikri de insanların bazı olağan üstü ve mitolojik ögeler doğurmasına sebep olur. Bu doğuşlardan biri de ab-ı hayattır.

Gılgamış destanı ve İskender efsanesinden anlaşılacağı üzere, su tüm canlılar için vazgeçilmez bir öneme sahiptir. Çünkü su; diriltir, canlandırır ve temizler. Bu özelliklerden de dolayı su, birbirinden farklı inanç sistemlerindeki yerini almayı başarmıştır. Böylece ab-ı hayat efsanesi ortaya çıkmıştır. Yani, ab-ı hayat nedir sorusunun bir cevabı da ölümsüzlük kazandıran su şeklindedir.

Kur’an-ı Kerim’de bahsi geçtiği üzere ab-ı hayat nedir?

Ab-ı hayat kavramı, diğer inançlarda yer aldığı gibi İslam inancında yer almayı başarmıştır. Buna göre, ab-ı hayattan ilk bahsedilen yerin Kur’an-ı Kerim’deki Kehf Suresi ayetleri olduğu düşünülür. Bu ayetler içerisinde Hz. Musa ve Hz. Hızır kıssası anlatılır. Akış içerisinde de ab-ı hayata ve suyun canlandırıcı özelliğine yer verilir. Söz konusu ayetlerde şöyle buyrulur:

“Genç, ‘Gördün mü dedi, o kayanın yanında konakladığımız zaman balığı unuttum! Onu sana söylemeyi bana unutturan, şeytandan başkası değildir.” Balık, şaşılacak bir şekilde denizde yolunu tutup gitmişti. Musa, ‘İşte aradığımız bu idi’ dedi. Hemen izleri üzerine geri döndüler.” (Kehf Suresi, 63 ve 64. Ayet)

Söz konusu ayetten ab-ı hayatı anlayabilmek için Hz. Musa ve Hızır kıssasının bilinmesi gerekir. Kur’an’da balığın canlandığı yönünde açık bir ibare yer almaz. Ancak Buhari’de yer alan rivayetler konunun anlaşılması için referans alınır.

Hz. Musa ve Hızır kıssası nedir?

Kehf Suresi’nin kısa bir bölümünde Hz. Musa ve Hızır kıssasına değinildiği görülür. Ayet tefsirlerinden anlaşıldığı üzere, Hz. Musa ve bir arkadaşı başka bir şahsiyetle buluşmak üzere yola çıkarlar. Buluşulacak yer de iki denizin birleştiği yer şeklindedir. Hz. Musa bu mevkiinin doğruluğunu anlamak için yanına aldığı balıktan faydalanmaya karar verir. Balığın canlanıp, denize atlaması yerin tanınması için bir işarettir.

Hz. Musa ve arkadaşı yolculuk ederken sahilde bir kayanın yanında balık canlanır ve denize atlar. Bu durumu yalnızca Hz. Musa’nın arkadaşı görür, ancak o da bunu söylemeyi unutur. Bir vakit sonra yemek yemeye durduklarına durumu hatırlar ve Hz. Musa’ya anlatır. Bunun üzerine olayın olduğu yere geri dönerler ve emredilen kişiyle buluşurlar. Buluştukları kişinin de kendisine gizli ilim verilen Hızır aleyhisselam olduğu rivayet edilir.

Kıssadan anlaşılacağı üzeri balığın canlandığı yer ab-ı hayattır. Bu suyun temas edip de canlandırmadığı hiçbir şey yoktur. Bundan sonra ab-ı hayat İslam inancında yer almaya başlamış ve Hz. Hızır konusunda önemli bir boyuta ulaşmıştır. Zamanın Arap toplumundaysa ab-ı hayat kavramının son derece iyi bir şekilde bilindiği görülmektedir.

YAZI: İPEK ATACAN