Aciz Kalmak: Mucize!

alistair-macrobert-UI4lA6hZlQE-unsplash
Fotoğraf: Alistair Macrobert-Unsplash

“Mucize”, hepimizin zor anlarında, iyi sonuçlar beklediğimizde yüce Allah’a “Senin mucizelerin sonsuz sınırsızdır Allah’ım ne olur…” diye yakardığımız olmuştur. Çünkü kutsal kitabımız başta olmak üzere yaşadığımız hayatta duyduğumuz gördüğümüz birçok olaya Allah’ın mucizesi deriz.

Mucize Arapça “acz” kökünden gelen ve kök anlam olarak “aciz bırakan” demektir. Yani yaşanılan sıra dışı olaylar karşısında insan aklını, tahayyülünü aciz bırakan durumlara yol açar mucizeler. Kazalardan mucize kurtuluşlar, düşecek uçağa binmemek gibi hikmeti sonsuz yüce Rabb’imizden gelen mesajlardır adeta. Şahsi fikrime göre bu şaşkınlık yaratan, akıl sınırlarını zorlayan mucizevi olaylarda gerçek müminler için imanı arttırıcı pekiştirici pek çok etki söz konusudur.

Fakat dini terminolojilerin tümünde peygamberlik mertebesi ile şereflendirilmiş ve bu makamın ispatı/nişanı olarak gerçekleşen doğaüstü olaylar silsilesi olarak geçmektedir mucizeler. Bu açıdan bakıldığında çeşitli peygamberlere yüce Allah tarafından verilen bir nimet ve hikmettir mucize. Pek tabi ki Yüce Allah’ın iradesi dışında gerçekleşebilecek bir mucize mümkün değildir. Ve bu konuya Kur-an’ı Kerim’de atıfta bulunan ayetler vardır. Fakat Kur-an’ı Kerim de mucize sözü yerine alametler, göstergeler, ayetler kavramları geçmektedir. Şimdi peygamberlere verilen alametleri anlatan ayetlere bir göz atalım:

“Ve ant olsun ki, Biz senin önünden nice elçiler gönderdik. Onlardan kimini sana anlattık onlardan kimini de anlatmadık. Hiçbir elçi, Allah’ın izni olmaksızın bir alamet/gösterge getiremez. Artık Allah’ın emri gelince de hak ile gerçekleştirilir. Batılcılar, işte burada hüsrana uğradılar.” (Mü’ min Suresi 78. Ayet)

“Ant olsun ki, Biz senden önce de peygamberler gönderdik. Onlara da eşler ve zürriyet (nesil; oğlan- kız çocuklar) verdik. Hiç bir peygamber için Allah’ın izni olmadan herhangi bir alamet/gösterge getirmek de yoktur. Her ecel için bir yazı vardır.” (Ra’d Suresi 38. Ayet)

“Ve onlar, ‘Ona Rabbinden alametler; göstergeler indirilmeli değil miydi?’ dediler. De ki: “Alametler; göstergeler ancak Allah’ın katındadır. Ben ise ancak apaçık bir uyarıcıyım.” (Ankebut Suresi 50. Ayet)

“Kendilerine okunan Kitap’ı Bizim sana indirmiş olmamız onlara yetmedi mi? Bunda, inanan bir toplum için elbette ki bir rahmet ve bir öğüt vardır.” (Ankebut Suresi 51. Ayet)

Görüldüğü gibi peygamberlerin gönderildiği zaman dilimlerinde inananların peygamberlerinden mucize istekleri bitip tükenmemiş ancak mucize görürsek inanırız mantığında ilerlemiştir. Peygamberimiz Hz. Muhammed’in mucizesi ise Kur-an’ı Kerim’dir. Ve inanlar “sana indirdiğimiz onlara yetmedi mi” ayeti ile uyarılmıştır.

Dikkat çekici şekilde Hz. Peygamberimiz dönemindeki kavme Kur-an’ ı Kerim hitaplarında, daha önceki topluluklara mucizeler verildiği fakat onların buna rağmen nankörlük edip iman etmedikleri ve sonunda helak edildikleri bildirilmiştir. Bu anlamda mucize verilmesi aslında bir imtihan aracıdır. Bu imtihan mucizeye rağmen inkar mı iman mı edileceğidir. Maalesef çoğu kavim gördüklerine rağmen inkar yolunu seçmiş ve helak olmuştur.

Günümüzde mucize kavramına baktığımız zaman ise son peygamber olan Hz. Muhammed ile birlikte peygamberlik de son bulmuş ve mucize kapası da kapanmış gibi görünebilir. Ancak asıl mucize buradadır. Çünkü Kur-an’ı Kerim varlığı ve bildirdikleri ile bir mucize olarak hayatımızda var olmaya devam etmektedir. Yine günümüz Müslümanlar’ı açısından bakacak olursak yaşadığımız teknolojik çağda görmek isteyene mucizeler ardı ardına gelmektedir. Yaşadığımız çağda o dönem Müslümanlar’ının göremediği ne çok şeyi gördüğümüze bakın. Mikroskobik canlılardan tutun da, uzaydaki yıldızların en ince ayrıntılı görüntülerine, okyanusların karanlık sularında yaşayan elektrikli balıkların yaşamından, anne karnında büyümekte olan ceninin canlı görüntülerine kadar o kadar çok mucizeye tanık oluyoruz ki. Mesele bu tanıklığı Allah’ın gör dediği yerden görebilmekte. Aslında hayatın kendisinin ne büyük bir mucize olduğunu görerek imanımızı, inancımızı güçlendirebilmektedir.