A’dan Z’ye Hac Ziyareti  

adli-wahid-cAQXApsh490-unsplash
Fotoğraf: Adli Wahid-Unsplash

İslam’ın şartlarında biri olan Hacca gitmek her Müslüman’ın Allah’ın rızasını kazanmak için yaptığı ibadettir: “Ey İnsanlar! Hac size farz kılındı, artık haccedin.” (Müslim, Hac, 412)

Arapça’da; gitmek, yönelmek, ziyaret etmek anlamında kullanılan hac imkanı olan her Müslüman’ın Kabe ve çevresini ziyaret edip ibadet etme esasına dayanır. Müslümanlar Kabe’yi, etrafındaki kutsal yerleri ziyaret ederek ibadet edeler. Bu ibadeti yapan mümine hacı denir.

İhram, Kabe’yi tavaf, Arafat’ta vakfe haccın farzlarıdır. Hacca giden kişinin akıllı olması, yetişkin olması, maddi imkanının olması, güvenli yoldan gitmesi ve sağlığının yerinde olması gerekir. Hayatında bir kere hacca gitmiş kişinin bir daha hacı olması gerekmez. Hac ibadetinin başladığı ve devam ettiği aylar Şevval, Zilkade ve Zilhicce aylarının İlk on günüdür.

Binlerce Müslüman aynı anda hac ibadetlerini yapmasından dolayı kalabalığı mahşer gününe benzetmek yanlış olmaz. Ahirette sorguya çekileceğimiz mahşer gününün bir provası gibidir haccetmek adeta. Müminler böyle bir ortamda hesaba çekileceği günü düşünerek hatalarını ve eksiklerini gözden geçirme imkanı bulur.

Gitmeye gücü yetenlerin Kabe’yi haccetmeleri Allah’ın insanlar üzerindeki hakkıdır. Müslümanın görevi Allah’ın bize peygamberler aracılığı ile bildirdiği kuralla göre yaşamaktır. Allah hac emrini Hz. İbrahim ile kullarına bildirmiş (Haccı ilan etki ki gerek yaya, gerek uzak yollardan yorgun develer üzerinden sana gelsinler) nasıl yapılacağını da Cebrail Aleyhisselam öğretmiştir.

Umre; Müslümanın Kabe’yi ve Mekke’deki kutsal yerleri hac zamanı dışında ziyaret etmesi demektir. Umre sünnettir. Bu sünneti şu hadislerle açıklayalım:

“Hac ve Umre’yi peş peşe yapınız, çünkü böyle yapılan Hac ve Umre körüğün demir, altın ve gümüşteki pası yok ettiği gibi, fakirliği ve günahları yok eder. Kabul edilen haccın karşılığı ancak cennettir. Güneş, gününü ihramlı ve telbiye ile geçiren Mü’min kişinin günahlarıyla batar ve böylece o kişi günahsız kalır.” (Nesai ve Tirmizi).

“Hac ve umre yolcuları Allah’ın seçkin misafirleridir; dua ettiklerinde dualarını kabul eder, tövbe ederlerse de tövbelerini kabul eder.” (Nesai ve İbn-i Mace)

Umre ibadeti mümini Mikatte ihramlanıp niyetlendikten sonra Kabe’yi Tavaf edip, Safa ve Merve arasında Sa’y yaptıktan sonra saç kestirip İhram’ın sona ermesiyle tamamlanır.Hac ve umre ziyaretini yapan kişiler Allah’a tövbe ederek günahlarının af olması için dua ederler. Allah’a olan kulluğunu aciziyetini gösterirler. Hac ve umre ziyareti dinin birleştirici etkisinin kesin bir göstergesidir. Herkesin ortak amaçla birlik ve beraberlik içinde ibadet etmesi Müslümanlığın kardeş dini olduğunun kavranması açısından da fayda sağlar. Mevki, makam, şan, şöhret, rütbe, zengin, fakir, yaşlı, genç gözetmeksizin Allah’ın huzurunda ibadet edilmesi de kimsenin kimseden üstün olmadığını anlamak açısından önemlidir. Çekilen zorluk herkes için aynıdır. Burada ibadet sırasında mümin, yardımlaşmayı, kardeşliği, kul hakkı almadan nezaket ve sabırlı olmanın erdem ve önemini daha sıkı kavrar.

Kutsal topraklarda edilen ibadet oradaki atmosferin büyüleyici etkisiyle kulu Allah’a olan aşkını pekiştirir. Tüm dünyadan aynı amaç için gelen Müslümanlar birbirleriyle tanışır kültürlerini zenginleştirir, güzel anılar biriktirir, hac kardeşliği yaparlar.

Hac ve umre ziyaretleri Müslüman’ın günahlarında arındığı temizlendiği ve hayatlarının dönüm noktasını oluşturan kıymetli zamanlardır. Hacceden Müslüman ibadet ederken öylesine güçlü bir manevi tatmin yaşar ki; af için el açtığı günahlarını döndükten sonra bir daha işlemek istemez.

Cennettin en güzel köşesinde kendine bir yer bulmak ve Allah’a kavuşmak bir müminin en büyük mutluluğudur. Allah bize bu mutluluğu yaşamamız için izleyeceğimiz yolları ve kuralları bildirmiştir. Hacca gitmek de bu mutluluğu yaşamamız için vesile edilen ibadet şeklidir. Bu görevi yerine getirmeyi nasip olan Müslüman’a müjdeler olsun.