A’dan Z’ye Ketojenik Beslenme

toa-heftiba-inDRPMBfX8M-unsplash
Fotoğraf: Toa Heftiba-Unsplash

Popüler beslenme yöntemleri arasındaki yerini alan ketojenik beslenme, aynı zamanda diyet olarak da nitelendiriliyor. 1920’li yıllarda epilepsi nöbetinin önüne geçmek için ortaya çıkan ketojenik beslenme, zayıflama ve sağlık üzerinde de etkili olduğu görülünce popülaritesini günümüze kadar korudu. Peki, ketojenik beslenme nedir ve nasıl yapılır? İşte, bu konu hakkında bazı bilgiler.

Ketojenik diyetin temeli karbonhidratları önemli ölçüde sınırlayıp, yağ ve protein tüketimini artırmaya dayanıyor. Ekmek, pilav, makarna gibi karbonhidrat içeren gıdalar yerine balık, tereyağı, zeytinyağı, et gibi gıdalarla yağ ve protein miktarı artırılıyor. Böylece vücut, enerji sağlamak için yağ yakmak zorunda kalıyor.

Ketojenik kelimesi ketozis kelimesinden geliyor. Ketozis, düşük karbonhidrat durumunda vücudun enerji elde etmek için yağ yakması demek. Düşük karbonhidratla beslenme, kandaki glikoz seviyesini ve buna bağlı olarak insülini düşürüyor. Vücut, yeterli ölçüde glikoz ve karbonhidrat alamayınca bu sefer yağlara yöneliyor. Enerji için vücut yağ yakmaya başladığında ise “keton” denilen cisimler ortaya çıkıyor. Ketonların ortaya çıkışı ise vücudun ketozis sürecinde olduğunu gösterir. Bunu anlamanınsa iki kolay yöntemi var; birincisi nefesiniz aseton gibi kokar, ikinci yöntem de eczanelerden keton cisimlerini ölçen çubuklardan alarak ölçüm yapmak.

Ketojenik diyet sadece kilo vermek için değil, çeşitli hastalıkların etkilerini azaltmak için de uygulanan bir yöntem. Vücuda fazla karbonhidrat ve şeker alındığında enflamasyon (iltihap) artıyor ve bu enflamasyon, hücrelerin savunma mekanizmalarını bozuyor, çoğu zaman da hücrelerin ölmelerine neden oluyor. Bu hücrelerin bozulması ve ölmesi de pek çok hastalığa neden oluyor. Bu hastalıkların başında ise epilepsi ile diyabet geliyor. Sadece bu iki hastalık da değil. Alzheimer, parkinson, mide ekşimesi, yüksek tansiyon gibi pek çok hastalığın etkileri, ketojenik diyetin uygulanmasıyla azalabiliyor.

Ayrıca son zamanlarda ketojenik beslenme yönteminin kanser hastalarına önerildiğini de söyleyebiliriz. Alınan karbonhidrat seviyesini düşürmek, yağ ve proteini artırmak kanser hücrelerinin büyümesini de yavaşlatıyor. Şeker ve karbonhidrattan daha çok beslenen kanser hücreleri bunlara ulaşamadıkça büyümesi yavaşlıyor. Ancak hep söylediğimiz gibi, doktora görünmeden diyeti uygulamayın. Her vücudun kendi sistemi ve hassasiyeti vardır. O yüzden her zaman bir uzmandan yardım almakta fayda var.

Ketojenik diyeti aslında bir beslenme biçimi olarak da söylemek mümkün. Enerjisini karbonhidrattan almaya alışkın vücudunuza bunu yağdan almasını öğretmeye çalışıyorsunuz. Mutlaka bir adaptasyon sürecine ihtiyacınız olacak.

Bu diyeti uygulamak için ilk olarak serbest ve yasak olan yiyecekleri gruplandırmanız gerekiyor. Temel yasaklar ve serbest yiyecekleri hatırlatalım.

Bu diyette tüketebileceğiniz gıdalar: Tereyağı, zeytinyağı, Hindistan cevizi yağı, avokado yağı gibi sağlıklı yağlar. Kuru yemişler (mümkünse kavrulmamış olanları tercih edin), süt ve süt ürünleri, et çeşitleri, avokado ve yumurta.

Yasak olan gıdalar: Ekmek, makarna, pilav gibi karbonhidratı yüksek gıdalar, meyveler (Çok az miktarda günde bir kere tüketebilirsiniz), kök sebzeler, içinde mısır şurubu, glikoz şurubu gibi gizli şeker barındıran meyve suyu, bal, pekmez ve benzeri gıdalar. Trans yağlardan ise tamamen kaçınmak gerekir. Bu yağlar raf ömrünü değiştirmek için içerisine kimyasal yerleştirilmiş yağlardır. Kalp hastalığı gibi çeşitli ölümcül hastalıklara neden olan bu yağları tüketmekten kaçınmanız gerekir.

Diyeti uygularken aslında küçük gibi görünen çok önemli detaylar var: Yağ tüketimini artırın ki vücut enerji sağlayabilsin. Ancak bunların da zeytinyağı, kanola yağı, fındık yağı, bitkisel yağlar gibi faydalı yağlar olması gerekiyor.

Sebzeleri buharda pişirin veya yemeğin yağını kızartmayın. Kızartma hiçbir diyette iyi olarak kabul edilen bir tür değil. Bol su için. Buna sadece diyette değil, her zaman dikkat edin. Kontrollü protein alın. Ne kadar protein, o kadar fazla yarar diye düşünmeyin. Yağlı, orta proteinli ton balığı gibi gıdaları tercih edin.

Önemli bir uyarıda bulunalım: Bu diyetin mutlaka uzman kontrolünde uygulanması öneriliyor. Özellikle de diyabet ve yüksek tansiyon hastalarının çok dikkat etmesi gerekiyor.