Ağrılarınızın Sebebi Psikolojik Olabilir mi?

Lonely Muslim Girl
Fotoğraf: ID 148128738 © Flowertiare | Dreamstime.com

Yaşadığı olaylar, kendisi ile ilgili olumsuz duygu ve düşünceleri, kişinin hayatını zannedilenden çok daha fazla etkiliyor. Artık çok sayıda araştırma, duygu ve düşüncelerin insan bedenine verdiği zarar konusunda hemfikir. Ağrı bozuklukları, mide ve bağırsak sorunları, cilt hastalıkları, kalp rahatsızlıkları, tansiyon, şeker gibi birçok rahatsızlıkta olumsuz duygu ve düşüncelerin payı var.

Aslında negatif duygular, bizim hayatta kalmamız için gerekli olan duygulardır. Nasıl ki yaşadığınız bir stres sonucunda derslerinize daha çok çalışıyor, karşıdan karşıya geçerken bir arabanın üzerinize hızlı bir şekilde geldiğini gördüğünüzde korkarak kaçıyorsanız diğer olumsuz duygular da sizi bir şekilde motive eder ve hayatta tutar. Ancak belirli bir düzeyde oldukları zaman!

Ağrı, vücudun fiziksel bütünlüğünü bozan şeylere karşı beynin verdiği bir sinyaldir. Psikolojik kökenli ağrı ise fiziksel muayenelerden ve laboratuvar sonuçları gibi değerlendirmelerden sonra organik bir neden bulunamadığı halde yaşanan durumdur. Depresyonun psikolojik belirtilerini çoğumuz biliyoruz ama bu sorunun bazı fiziksel belirtilerinden habersiziz… Oysa çok sayıda psikolojik hastalık gibi depresyon da sadece ruhsal değil, fiziksel sorunlarla ve ağrılarla da kendisini gösterebiliyor. Ancak hastalığın fiziksel bir kökeni olmadığı için, bu sorunların tam teşhisini ve tedavisini gerçekleştirmek son derece güç olabiliyor.

Hastalığın duyguları ifade etmekte zorluk çeken kişilerde görülme riski fazladır. Maalesef toplumumuzda insanların yaşadığı psikolojik acıyı ifade etmesi sanki bir suç, kusur, zayıflık gibi algılandığından bazı insanlar psikolojik sorununun bilinmesini istemez. Bu nedenle de duygularını ifade etme zorluğu çeken kişiler, ağrılarını beden dili ile ifade etmeye başlarlar.

Ağrıya herkesin tepkisi farklıdır, hatta bazen ağrılı bir uyaranı aynı kişi farklı zamanlarda farklı şekilde algılayabilir. Ağrı sinir uçlarınca taşınarak beyine ulaşıp işlenir, değerlendirilip tepki ortaya koyulur, dolayısıyla ağrı beyinde yaşanır ve anlam kazanır denebilir. Ağrının nedeni her ne olursa olsun beyin, ağrının yaşandığı yerdir.

Mükemmeliyetçi, evhamlı, obsesif kişilerde de psikolojik ağrı görülür. Özelikle kaygı bozuklukları ağrı ile bağlantılı olur. Panik bozuklukta kalp, göğüs ağrısı çok görülür. Hastalar kalp ağrısı/sıkışması nedeni ile hastaneye giderler. Aslında kişiler, ağrı ile ilgili aşırı bir reaksiyon göstermektedirler. Evet, ağrıyı hissediyordur ama verdiği tepki, yaşanan ağrı ile orantısızdır. Bu tepki de beynin, durumu felaket gibi algılamasına yol açar. Felaket gibi algılandığında ise nasıl korkunç bir olayda elleriniz titrer, terleme başlar, nefes almakta zorlanırsınız aynı şekilde bu belirtiler görülür. Böylece yaşadığı durum yani ağrı-sıkışma hissi artar.

Psikolojik ağrı yaşayan kişiler, eğer ağrılarından kurtulmak istiyorlarsa ilk adım, bu durumun tedavi ile düzeleceğine inanmalarıdır. Çözüm için psikoterapi teknikleri uygulanabilir. En çok kullanılan bilişsel davranışçı psikoterapidir (BDT). Yaşadıkları çocukluk travmalarını, korkularını, olumsuz duygu ve düşüncelerini ele alarak hastaların kendisini tanımaları sağlanır. Süreç içerisinde hasta ilerleme gösterir. Hastalara sahte ilaç veya tedavi uygulaması olan plasebo, inanmaya en iyi örnektir. Plasebonun etkisi ile ilgili birçok deney yapılmıştır.

Kişiler, tedaviye başlamadan önce ne kadar pozitif düşünürlerse tedavi sonunda da o kadar iyileşme gösterirler. İyileşme göstermesinin sebebi ise beynin “betaendorfin” denilen ağrı kesici ve mutluluk verici özelliği bulunan enzimin salınımını artırmasıdır. Psikolojik ağrı hastalarının özellikle düzenli spor yapmaları önemlidir. Aktif spor yapan kişilerde, bahsedilen endorfin enzimi salgılanır.

Din içselleştirilerek yaşandığı takdirde insanın hayatına anlam duygusu katar. Bu duygu sayesinde kişi hayatın zorluklarıyla başa çıkabilir. Ayrıca bu duygunun sağladığı psikolojik rahatlık gerek fizyolojik gerekse ruhsal sağaltım sürecinde olumlu bir katkı yapar. İnsan, Rabbine yakın olduğu sürece yalnız olmadığını bilir; inancını dünyanın sıkıntılarına karşı bir sığınak olarak görür. Dua ile Rahmet kapısına dayanır. O kapının açık olduğunu hissetmek insanı her şeyden fazla rahatlatır.