Aile Her Şeydir

Portrait of two cheerful muslim family and their children having fun together on the swing at the park
Huzurlu bir toplumun temeli, huzurlu bir aileden geçer. © Paulus Rusyanto | Dreamstime.com

Aile, anne-baba ve çocuklardan oluşan toplumun en küçük birimidir. Sağlıklı bir toplumun oluşmasında en büyük sorumluluk aile bireylerinin iyi ilişkiler içerisinde olmasına bağlıdır. Bireyler; sevgi, duygusal gelişim, psikolojik gelişim, kültürel eğitim, değer görme, beslenme, bakım gibi temel ihtiyaçlarını ilk önce aileden alır.

Bireylerin bütün bu temel eğitimlerini aldığı ailede, anne ve babasının ilişkileri çok önemlidir. İyi bir evlilik hayatı olan bireylerin çocukları da sağlıklı olur. Sağlıklı bireyler de sağlıklı toplumu oluşturur.

İslam’da aile müessesine çok önem verilmiştir. İnsanların aile kurmaları, hadis ve ayetlerle teşvik edilmiştir. Çünkü aile hem kutsal hem de kişinin huzur bulduğu bir yerdir. Allah evliliği ve aile kurmayı kutsal kılmış ve herkesi çift yaratmıştır. Öyle ki evliliğin tabi bir durum olduğunu, insanın fıtratında olması gerektiğini belirtmiş, hatta kendi kendine evlenemeyenler için de aracılık edilmesini, evlendirilmesini emretmiştir.

Kur’an-ı Kerim’de peygamberlerin ümmetlerine örnek olmaları için evlendikleri çoluk çocuk sahibi oldukları şöyle bildirilmiştir:

“Biz senden evvel de resuller gönderdik, onlara da zevceler ve çocuklar verdik.” (Ra’d Suresi, 38. Ayet)

Ailenin dirlik düzen ve beraberliği için, yol göstericimiz olan Peygamber Efendimiz’in hayatından feyz almalıyız. Peygamber Efendimiz, eşlerinin gönüllerini hoş tutar, onlarla şakalaşır, onlara güzel sözler söyler, ağladıklarında göz yaşlarını elleriyle siler teselli edermiş. Yaşadığı huzurlu aile hayatıyla herkese örnek olmuş, aile fertlerine belirlediği şart ve vazifelerle mutlu bir aile kurmanın temel esaslarının belirlemiştir.

Kutsal olan aile olgusunu sürdürebilmek için eşlere birtakım görevler düşer. Aile birliğini korumak genellikle otorite sahibi, sözü dinlenen, güç sahibi kişiye yani kocaya verilir. Ailenin reisi; aile içindeki dengeyi kuran, sınırları çizen, koruyan kollayan, sözünü dinleten güçte olan kişidir. Aile reisliğini üstlenen bu koca ya da baba figürüne düşen görevlerden en önemlisi eş ve çocuklarının geçimini sağlamaktır. Erkek dışarda çalışan evine ekmek getiren kişidir asli görevi budur.

Bununla beraber Peygamber Efendimiz ev işlerine kocanın yardım edeceği gibi kadının da dış işlerde çalışarak eşine destek olmasını caiz görmüştür; ancak aile birliğinin bozulmaması için çiftler bunun şartlarını birlikte konuşup kara vermelidirler eğer çalışma şartları uygun değilse eşler ısrarcı olmamalıdırlar.

Kadının da kocasına karşı yerine getirmesi gereken vazifeleri vardır. Kadın kocasının imkanları doğrultusunda getirdiklerine kanaat getirmek zorundadır. Elindekilerle yetinmeli ve kanaatkar olmalıdır. Kocasına saygılı ve sevgili davranmalı, sözünden çıkmamaya özen göstermelidir. Evini, bedenini temiz tutmalı, temiz olmalı, kokular sürünmelidir. Kocasının emanetine sahip çıkmalı, sırrını, sözünü, özel hayatlarının mahremiyetini kimseyle paylaşmamalıdır. Kocasının ailesine ve akrabalarına saygı göstermelidir.

Günümüzde kadına yönelik şiddet, yaşanan kadın cinayetleri aile hayatının tehlikede olduğunun elim birer göstergesidir. Oysa aile bireyin sığınağı gibidir, huzur bulduğu cennetidir. Bu çöküşün durdurulması için bir an önce gereken araştırma ve çalışmalar yapılıp önlemler alınmalıdır.