Akrabalık Bağlarını Güçlü Kılmak Huzurumuzu Daim Kılar

ID 116299719 © Narith Thongphasuk | Dreamstime.com
ID 116299719 © Narith Thongphasuk | Dreamstime.com

İslami literatürde akrabalık bağlarını temsil etmek için “sıla-i rahim” kavramı kullanılır. Bu kavram; ile Müslümanların akrabaları ile iletişimde olmaları, birbirlerini ziyaret etmeleri, hal hatır sormaları ve küslük yapmamaları ifade edilir.

İslam’ın temel kaynakları sayılan Kur’an-ı Kerim ve Peygamber Efendimiz’in hadislerinde de akrabalık bağlarına dikkat çekilir. Burada yer alan ifade ve öğütlerde mecbur kalınmadıkça akrabalık ilişkilerinin koparılmaması gerektiği anlatılır. İslam toplumunun doğup güçlenmesinin en büyük sebeplerinden birisi de güçlü aile bağlarıdır.

Kur’an-ı Kerim içerisinde akrabalı bağlarından nasıl söz edilir? Kur’an- Kerim içerisinde akraba ilişkileri ile alakalı şöyle buyrulur: “… Adını anarak birbirinizden dilek ve istekte bulunduğunuz Allah’a saygısızlık ve akrabalık haklarına riayetsizlikten sakının. Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözetleyicidir.” (Nisa Suresi, 1. Ayet)

İlgili ayet incelendiğinde, Allah’a itaat etmek ile akrabalık ilişkilerinde devamlı olmak kavramları yan yana kullanılmıştır. Bu kullanım biçimi İslam’da aile ve akrabalık bağlarına ne kadar önem verildiğinin bir göstergesidir. Peygamber Efendimiz de bu konunun önemini “Akrabalık bağı Arş-ı alaya tutunarak şöyle demiştir: Beni koruyup gözeteni, Allah koruyup gözetsin. Benimle ilgisini kesenden Allah rahmetini kessin.” (Müslim) diyerek açıklamıştır.

Kur’an-ı Kerim ayetleri ve Peygamber Efendimiz’in hadisinden anlaşılacağı üzere, akraba ile bağları koparmak Allah’ın rızasından uzak kalmaya sebep olan bir eylemdir. Üstelik bu bağları koparmanın hem ferdi hem de toplumsal açıdan türlü sakıncaları vardır.

Akrabalık bağını koparmanın ferdi zararları nelerdir? Müslüman bir kimse hayatı boyunca Kur’an-ı Kerim’e ve Peygamber Efendimiz’in sünnetine tabi olmak durumundadır. Buralarda yer alan emir ve yasakları çiğnemek, İslam’a uygun hareket etmemek anlamına gelir.

Peygamber Efendimiz, yaşamı boyunca türlü zorluklarla mücadele etmek zorunda kalmış ve büyük bir merhamet örneği sergilemiştir. Onun ümmetine düşen de peygamberinin yolundan gitmek ve insanlara kin gütmemektir. Dinimiz; kin, intikam ve öfke gibi kötü huylar beslemeyi insana yakıştırmaz ve bunun için akrabadan uzak kalınmasını istemez. Bu emirleri çiğnemek kişinin dünya yaşamında huzursuz olmasına ve ahirette de bu amellerinden sorumlu tutulmasına sebep olabilir.

Akrabalık bağları kopuk bir toplumun özellikleri: İnsan, sosyal bir varlıktır ve bir topluma bağlı şekilde yaşamaya devam eder. Bu bakımdan toplum içerisinde yer alan en küçük huzursuzluk bile zaman içerisinde büyüyerek etrafa yayılır. Akraba bağlarının koptuğu bir toplumda da bu huzursuzluk kendini türlü şekillerde belli eder.

İslam’da aile bireyleri birbirlerine emanettir ve birbirlerinin sorumluluğu altındadır. Bu bakımdan, ibadetlerin bir kısmı yapılırken yardım önceliği aile ve akraba bireylerine verilir. Akrabalık bağları kopmuş bir toplumda bencillik duygusu ön plandadır.

Kişi, görüşmediği akrabasının sıkıntıları ile ilgilenmemekte ve herhangi bir yardım düşüncesine de girmemektedir. Bu davranış biçiminin yayıldığı bir toplumda ise genel dayanışma prensipleri zarar görür. Bu şekilde de İslam’ın emrettiği yardımlaşma ve dayanışma tavrı derinden yara alır.

Akraba ile küs kalmak: Akraba aynı zamanda mümin bir kimsenin din kardeşidir. Bu bağlamda, Peygamber Efendimiz’in bir hadisinde “Din kardeşiyle bir yıl dargın duran, onu öldürmüş gibi günaha girer.” (Beyheki) buyrulur. Buradan anlaşılacağı üzere dinimizde küslüğe hoş yaklaşılmaz. Ancak burada bahsi geçen kişinin mümin kardeşine darılmaması ve küsmemesidir. Müslümanlıkla ilişkisini koparan ve din ile çatışacak davranışlar sergileyen akrabalar için bu durum geçerli değildir. Kişi, Allah yolundan çıkmış ve kendisine zararı dokunabilecek bir kimse ile, bu kişi aileden ya da akrabadan olsa dahi, görüşmek mecburiyetinde değildir.