Allah Dostlarından Keramet Örnekleri

ID 70215670 © Wasana Jaigunta | Dreamstime.com
Fotoğraf: ID 70215670 © Wasana Jaigunta | Dreamstime.com

Keramet, kelime manası ile üstün ve güzel ikram anlamına gelir. İslam terimi olarak da müminlerin ve salih kimselerin eli üzerine vuku bulan harikulade olay ve hal, manasına gelir. Harikuladen kasıt ise bu olayların insan aklı ile ya da tabiat kanunlarıyla hiçbir şekilde açıklanamıyor olmasıdır.

Keramet kaç çeşittir? Kerametin çeşitleri konusunda din alimlerinden doğan farklı görüşler vardır. Bunlardan en yaygın olanı ise kerametin; kevni ve suri ile manevi olmak üzere iki sınıfa ayrıldığı yönündedir. Kevni ve suri keramet, insan aklının alamayacağı işlerin yapılmasıdır. Aslında ortamda olmayan bir nesneyi getirme ya da hayvanlarla iletişim kurma gibi eylemler bu sınıftaki kerametlere verilebilecek bazı örneklerdir. Peygamberlerden bir kısmının da buna benzer kerametleri olduğu Kur’an-ı Kerim ayetlerinden açık bir biçimde görülebilir.

Allah dostlarına verilen kevni ve suri kerametler, kendileri tarafından pek önemsenmez ve gerekmediği müddetçe de kullanılmaz. Çünkü, insanoğlu gördüğünün peşinden gitmeye eğilimli bir varlıktır. Bu kerametlerle sık sık karşılaştıkları durumda, bu duruma bir hayranlık beslenmeye başlar. Cahil bir toplulukta her şeyin keramet sahibi kişi tarafından çözülebileceğine inanılır. Bununla birlikte de kalbin büyük hastalıklarından olan kibir ve gurur yayılmaya başlar. Bu sebepledir ki Allah dostları, mecbur bir hal doğmadıkça bu kerameti sergilemekten hoşlanmazlar.

Manevi kerametin önemi nedir? Kevni ve suri keramet, çevredeki toplum tarafından ağırlıklı olarak rağbet edilendir. Ancak tasavvuf ehli kimseler asıl kerametin maneviyatta olduğunu savunurlar. Bu bağlamda, manevi keramet; ilim, iman, ahlak ve ibadet ile takvada olgunlaşmakla olur. En büyük keramet ise başa ne gelirse gelsin kişinin iman yolundan sapmamasıdır. Zaten Kur’an-ı Kerim içerisinde de insanlara doğru olmaları şu şekilde söylenir: “Senin yanında hak yola dönenlerle birlikte, sana buyrulduğu gibi dosdoğru ol! Siz de azıp sapmayın. Allah, yaptıklarınızı çok iyi görmektedir.” (Hud Suresi, 112. Ayet)

Keramet ve mucize arasındaki farklar nelerdir? Şeyh Ahmed-i Cami’ye göre mucize, peygamberler tarafından gösterilen olağanüstü hallerdir ve bunlara inanmak da farzdır. Keramet inancı ise kişinin üzerine farz değildir. Kendisi bu farkları aşağıda sıralandığı şekilde üç madde şeklinde ele alır.

Peygamberler, kendilerine Allah tarafından verilen mucizeleri gizlemezler. Ancak veli kimselerin kerametini çoğu zaman gizlemesi gerekir.

Mucize, peygamberliğin bir delili olarak gösterilir. Oysa keramet velilik için bir kanıt olarak gösterilemez.

Mucizeler yalnızca peygamberlere özel hallerdir. Keramet ise mümin kullara verilebilir. Ancak bununla birlikte kafirlerin de bazı haller gösterebildiği bilinir.

İstidraç ve keramet arasındaki farklar: İstidraç, veli makamında olmadığı halde keramete benzer hallerde bulunulması durumudur. Bu hallerin keramet olup olmadığını anlamak için derin bir ilme ihtiyaç duyulur. İstidraç, fasık kimsenin arzu ve istediğine uygun olarak meydana gelir. Bu sıra dışı haller vuku bulurken de genelde din dışı bazı etkiler kullanılır. Buradan anlaşılacağı üzere istidraç sahipleri takvadan uzak bir yaşam biçimini benimserler. Bu kimseler, Kur’an-ı Kerim’de yer alan emirlerden ve Peygamber Efendimiz’in sünnetinden eksiktirler. Hatta bir kısmı için doğrudan İslam dışı yorumuna varılması da mümkündür.

Kur’an-ı Kerim’de, “Ey iman edenler! Allah ve resulünün önüne geçmeyin, Allah’a itaatsizlikten sakının! Şüphesiz Allah her şeyi işitmekte ve bilmektedir.” (Hucurat Suresi, 1. Ayet) buyrulur. Buradan anlaşılacağı üzere, mümin bir kimseye düşen en büyük görev kendisine Kur’an-ı Kerim ve sünneti kaynak olarak almasıdır. Bunun dışında kalan hallere de körü körüne bağlanılmamalıdır.