Allah Var Gam Yok

frank-mckenna-OD9EOzfSOh0-unsplash
Fotoğraf: Frank Mckenna-Unsplash

Dinimizde tevekkül etmek, bir işi sonlandırdıktan sonra başa gelecek sonuç için Allah’a güvenilmesidir. Bu terim kelime manası ile de “havale etmek” anlamına gelir. Yani İslam’daki tevekkül; kulun elinden geleni yapıp, gerekli çabayı gösterdikten sonra, gerisini Allah’a bırakması olarak kabul edilir. Bu konu, Kur’an-ı Kerim’in farklı ayetlerinde sık sık dile getirilir.

Kur’an-ı Kerim’de tevekkül ile ilgili ne denir? Kur’an’da müminlere sık sık tevekkül etmeleri tavsiye edilir. Ancak bunun yanında tevekkülün yalnızca Allah için yapılacağı da vurgulanır. Bu bağlamda, Kur’an’da geçen tevekkül ayetleri aşağıdaki gibi sıralanabilir.

“Onları affet, onların bağışlanmasını dile, iş hakkında onlara danış, karar verince de Allah’a güven, doğrusu Allah kendisine güvenenleri sever.” (Al-i İmran Suresi, 159. Ayet)

“Buna rağmen yüz çevirirlerse de ki: ‘Allah bana yeter, O’ndan başka tanrı yoktur, ben yalnız O’na güvenip dayanırım; O, büyük arşın sahibidir.” (Tevbe Suresi, 129. Ayet)

Tevekkül nasıl edilir? Kur’an-ı Kerim ayetlerinden ve hadisi şeriflerden anlaşılacağı üzere tevekkül, ilgili işin olması için yeterince çalışıldıktan sonra edilir. Bu bağlamda, tevekkül etmek tembellik yapmak için bir neden değildir. Aksine tevekkül eden Müslüman, bu davranışından kuvvet kazanır. Tevekkülün önemi insan iradesi dışında kalan olaylardan anlaşılır. Buna göre; doğal afetler, salgın hastalıklar ve buna benzer tüm musibetlerde tevekkül ve teslimiyet oldukça önemlidir. Bu durumlarda tevekkül eden insanların diğerlerine nazaran daha huzurlu olduğu görülür.

Tevekkül ve şüphe yan yana duramayacak iki kavramdır. Yani tevekkül için temiz bir kalp ve şüphesiz bir kalp için de kuvvetli bir iman gerekir. Bu bağlamda ayeti kerimede şöyle denir: “Eğer müminler iseniz ancak Allah’a güvenin.” (Maide Suresi, 23. Ayet)

Tevekkülün nasıl yapılacağı konusunda Peygamber Efendimiz’e de sık sık sorular yöneltilirdi. Bir gün kendisine bir adam, “Devemi salıvererek mi yoksa bağlayarak mı tevekkül edeyim?” diye sorar. Peygamber Efendimiz de kendisine yöneltilen bu soru karşılığında “Deveni bağla, sonra tevekkül et.” (Tirmizi) buyururlar. Bu kıssadan anlaşılacağı üzere tevekkül etmenin ölçüsü, öncelikle çalışıp çabalamaktır. Kişi, elinden gelen tüm çabayı gösterdikten sonra sonucu Allah’a bırakmalıdır. Doğru tevekkül iman, çalışma ve tam olarak Allah’a karşı yapılan teslimiyetle mümkün olur. Bu bağlamda alınabilecek tedbirleri almak, sonra da Allah’a dua etmek gerekir. Ancak bu noktada “Allah’ın dediği olur” inancıyla çalışmaktan vazgeçmek de doğru değildir.

Hakkıyla tevekkül eden bir insan neler kazanır? Kur’an-ı Kerim içerisinde yer alan emirler insanların hem dünya hem de ahiret hayatını kazanmalarına yardımcı olur. Bu bağlamda müminlerden ellerinden gelen çabayı gösterdikten sonra, neticeyi Allahtan beklemeleri istenir. Tevekkül eden kişi olumlu bir sonuç elde ederse şükreder, olumsuz bir sonuç elde ederse de ‘Allah’tan gelen her şey güzeldir.’ diyerek teslimiyetine devam eder.  Bu bağlamda, Peygamber Efendimiz bir hadisinde “İnsan, ihtiyaçlarını, Allahu Teala’ya havale ederse, ihtiyaçlarını (husule getirecek sebepleri) ihsan eder.” (Hakim) buyurur. Bu hadisi şeriften anlaşılacağı üzere ihlaslı bir şekilde tevekkül eden kimsenin işleri Allah’ın izniyle korunur.

Tasavvuf ve tevekkül arasındaki ilişki nedir? Tevekkül etmek, tasavvufta kişinin davranışının yanı sıra bir makam olarak da kabul edilir. Bu bağlamda, Gazali’ye göre ilim, hal ve amel; tevekkülün özüdür. Burada bahsi geçen ilim, kalpten desteklenen imandır. Bu bağlamda Allah’a yakın olmanın şartı da tevekkül sahibi olmaktır. Tasavvufta tevekkül; yırtıcı hayvanlarla çevrelendiğinde bile kalbe şüphe düşmemesi, cehennemi cennete tercih etmemek ve Allah’a iradesiz şekilde teslim olmak şeklinde ifade edilir.