Allah’a Sığınmanın Önemi

dreamstime_s_118499744

Allah’a sığınmanın önemi çok büyük! Hz. Muhammed (sav), şu dört şeyden Allah Teala’ya sığınmamızı buyurmuştur; fayda vermeyen ilim, huşu duymayan kalp, işitilmeyen dua ve doymayan nefis. Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’in yaptığı duaların en başında Allah (cc)’a sığınma (İstiaze) duaları gelmekte ve müminlere de aynı şekilde Rablerine yakarmayı öğütlemekteydi.

Allah Teala’nın insana lütfettiği en değerli nimetlerden biri de kalptir. İnsanın kalbi kendi maddi aleminin merkezi olduğu gibi, manevi aleminin de merkezidir. Bu sebeple kalp, imanın da merkezidir. Kalp bize ne söylediğiyle, nelere muhabbet beslediğiyle, neyle huzur bulduğu ve mutmein olduğuyla imanımızın hangi noktada olduğunun bir göstergesidir adeta. Yüce Allah, Enfal Suresinin 2. Ayetinde O’nun adı anıldığında gerçek müminlerin kalplerinin titrediğini, ayetleri okunduğunda ise imanlarının arttığını bildirmektedir.

Allah’a sığınmanın önemi…

Allah (cc)’ın kapısına kilit vurduğu huşu duymayan kalbin ise hak ile gerçeğe yol bulması çok zordur. Kur’an-ı Kerim’de ifade edildiği şekliyle taştan bile katı olan bu kalp, gaflete dalmış kalptir. Kalbin huşu içinde olması; İdrakı ve imanı ile rabbi karşısında boyun eğip O’na teslim olması, Allah Teala’nın gücü ve kudreti karşısında acizliğini hissetmesi, Rabbine itaat etmesi, O’nu övmesi, karşı gelmekten sakınması ve korkması demektir. Duygu ve düşüncelerinin merkezi olan kalp, dünyevi ve nefsani duygulardan arınarak Rabbin muhabbetine tahsis edildiği oranda huşu ile dolmaktadır.

Allah (cc)’a sığınmamız gereken ikinci nokta ise kabul olunmayan duadır. Çünkü dua, mümin kulların Rabbine ulaşabildiği en yalın araç, güvenli bir sığınaktır. Allah Teala’nın hoşnutluğunu kazanabilmemize vesile olan bize sunulan bir nimettir. Furkan Suresi 77. Ayetinde

“Kulluğunuz ve duanız olmasa Allah size niye değer versin” buyurulmuştur. Dua Rabbimizin bize verdiği değerin göstergesidir. Kabul olunmayan dua ise Allah (cc)’ın bizden yüz çevirdiğinin emaresidir. Müminler bunun muhasebesini yapıp kendilerine dönmelidir. Nasıl bir gaflete düştük ki Rabbimiz bizden yüz çevirdi, rahmet kapılarını bize kapattı? Kabul olunmayan dua müminler için ne büyük bir yıkım ve ne büyük bir beyhudeliktir.”

İşte burada Allah’a sığınmanın önemi bir kez daha anlaşılır.

İslam dininde ilmin ve ilim sahibi olanların fazilet ve üstünlüğü vardır. Dünyada ve ahiret hayatında saadete ulaşmanın anahtarı ilimdir. Dünya düzenini iyiliğe yönlendiren şey ilimdir bu nedenle amellerin en hayırlısı da ilim öğrenmektir. Dünyada insanların ekonomik, sosyal, dini ve ahlaki her boyutunu düzenleyici,  birleştirici güç ilim yoluyla kazanılır. İlmin zekatı, bilmeyenlerin yolunu ilmin ışığıyla aydınlatmakla, onlara bilmediklerini öğretmekle gerçekleşir.

Bilim insanı nasıl terbiye eder?

İlim, insanı nefsin helak edici arsızlığından, aymazlığından temizler, terbiye eder. İnsanların aydınlanarak güzel ahlaka kavuşması ilim bilmekle mümkün olur. İlim sahibi olanlar, bilmeyen kalabalığa hakikati ve doğruluğu bildirmekle mükelleftir. Çünkü insanlar bilmedikçe hurafelerin esiri olup Allah yolundan uzaklaşırlar. İşte bu noktada ilim sahibi olanlar, bilgiyle insanlığı doğru yol üzerinde tutmakla, toplumu aydınlatmakla görevlidirler. İlim sahibi olmak  Allah (cc)’ın bahşettiği bir lütuftur. Bunu idrak ederek Allah yolunda kullanmak en kutsal ameldir. Hz. Muhammed, sahip olduğu ilim ile müminleri sonsuz aydınlığa kavuşturacak yolu tebliğ etmiştir. Allah’ın ona bahşettiği bu sorumluluğu eksiksiz yerine getirebilmek için yine Allah’a sığınmıştır.

İnsan nefsiyle nasıl mücadele eder?

Belki de bu üç durumun müsebbibi olan en başta sığınılması gereken durum da doymak bilmeyen nefistir. Peygamberimiz Hz. Muhammed, göz açıp kapayıncaya kadar bile nefsine fırsat vermemesi için Rabbine dua eder, O’na sığınırdı. İnsan fıtratında pek çok iyi ve kötü hasletlerin bulunması, ilahi takdir ile bir imtihan sebebidir. Bununla nasıl mücadele edeceği, nefsin tuzağına düşüp düşmeyeceği de insanın Allah’ın rızasını kazanma yolundaki başarısının göstergesidir. Elbette bu imtihan hiç kolay değildir.

İnsanın nefsiyle girdiği savaş en çetin mücadeledir. Çünkü nefis doymak bilmez. Dünya hayatı doymak bilmeyen nefisine yenilmiş insanların zaafları yüzünden fesada uğramıştır. Allah yolunda huşu duymayan kalpler, Allah’ın yüz çevirdiği dualarını duymazdan geldiği, ilim ve bilgi sahibiyken Allah yolundan uzaklaşanlar, doymak bilmeyen nefisleri ile dünyayı yaşanmaz hale getirenler işte bunlar değil mi?