Allah’ı Her An Hatırda Tutmak

juan-camilo-guarin-p-njEXjDmYn8w-unsplash
Fotoğraf: Juan Camilo GUarin-Unsplash

“Benimle değil ama bendedir sevgili. Sevgi hakkına pek şaşırtıcı bu belli.” der Mevlana Celaleddin Rumi.

Çünkü Allah, bize şah damarımızdan daha yakındır. Yani bizdedir. Üstelik sağımızda ve solumuzda bulunan iki melek her anımıza şahitlik etmekte, yapıp ettiklerimizi kayıt etmektedir. Yüce Allah böyle buyuruyor Kaf Suresi 16 ve 17. Ayet’lerinde.

Peygamber Efendimiz de Cibril hadisinde; yaptığımız her işte Allah’ın gözetimi altında olduğumuzu, dolayısıyla hep bu bilinçle davranmamızı öğütlemektedir ki bu da İslami duyarlılığın esasını oluşturmaktadır.

Bu bağlamda “ihsan” ve “murakabe” kavramları öne çıkar. “ihsan” kavramı, kişinin kulluk görevini yerine getirirken Allah’ın kendisini gördüğünü, davranışlarını gözetlediğini hissetmesidir. İhsan ile hareket edenler, “Allah, her an beni görmektedir, her yaptığımı bilmektedir, benim kalbimden geçenlerden haberdardır” duygularını taşır. Yapılan bir işin ihsan seviyesine ulaşabilmesi için kişinin öncelikle, ne yaptığının farkında olması ve onu en uygun, en güzel şekilde uygulaması gerekir.

“İhsan” insana ince bir düşünce ve hassasiyet duygusu kazandırır. İnsanı saflaştırır, arındırır ve her an Rabb’inin huzurunda olma duygusu ile olgunlaştırır.

Cibril hadisinde belirtildiği gibi ihsan, “murakabe” anlamına da gelir. “Kulun, sürekli biçimde Allah Teala’nın gözetimi altında bulunduğunun şuur ve idrakinde olması” anlamına gelen murakabe; kulun, Allah’ı görüyormuşçasına hareket etmesine vesile olacaktır. (Buhari, İman 37)

Bu şekilde hassasiyet gösteren kul bilecektir ki kendisi Allah’ı göremiyorsa da Allah onu her an görmektedir. İşte bu bilinç ve hassasiyet ile hareket eden kul, kulluğunun tüm gerekliliklerini yerine getirme çabasında olacaktır.

Hadid Suresi, 4. Ayette, “Nerede olursanız olun Allah sizinle beraberdir. Allah yaptıklarınızı görmektedir.” ifadesi ile Allah’ın ilminin sınırsız olduğunu ve her daim bizimle beraber olduğunu zihnimizden çıkarmamamız gerektiği hatırlatılmaktadır.

Yüce Allah’ın; her şeyi işiten “es-Semi‘”, her şeyi gören “el-Basir”, her şeyi bilen “el-Alim”, her şeyden haberdar “el-Habir” isimlerinin yanı sıra her şeyi murakabe eden, gözetleyip kontrol eden “er-Rakib” olduğu Kur’an-ı Kerim’de bizlere haber verilmektedir. (Maide, 5/117).

Biz nerede olursak olalım bilelim ki “Allah bizimle beraberdir.”

Bu bilinci hayatın her alanında tatbik eden bir Müslüman, yaşamında doğru sözlü, adaletli ve hakkaniyetli olmalı, kimseye haksızlık etmemelidir. Gıybet, dedikodu, iftira gibi başka insanların hayatını olumsuz etkileyecek günahlardan her nerede olursa olsun sakınmalıdır. Üslubuna ve ağzından çıkacak tüm sözlere dikkat etmelidir. İnsanlarda bir hata, kusur ve yanlış görse bunu ifşa etmeyi değil örtmeyi ve gidermeyi amaçlamalı, mahremiyete dikkat edip harama bakmaktan sakınmalıdır. Kötülük murat etmemeli, aksine kendisi için ne istiyorsa başkaları için de onu temenni etmelidir. Bencillikle nefsini ön plana çıkarmamalı, iyilik ve güzellikler peşinde olmalıdır. İnsanları hafife almamalı, küçümsememeli ve onur kırmamalıdır. İnsana, doğaya, her türlü mahlukata merhametli olmalıdır. Haramdan ve harama götüren yollardan uzak durmalıdır.

Allah’ı her an hatırda tutmak; bir yönüyle Allah’a karşı hiçbir şeyi ortak koşmadan ve rızası dışında bir şey beklemeden, görürcesine kullukta bulunmak ise diğer yönüyle de Allah’ın yarattıklarına karşı daima adaletli olmak, güzel ve iyi davranmaktır. Bir kimse Allah’a karşı ne derece kulluk bilinciyle, ibadet ederse, insanlara ve diğer yaratılmışlara karşı da o derece sorumluluk bilinci içinde, adalet ve merhametle davranır; her işinde Rabb’inin sevgisini ve rızasını kazanmaya çalışır.

Kısaca, “Allah’ı her an hatırda tutmak”; dünya ve ahiret hayatında mutluluğa kavuşturan eşsiz bir yol haritasıdır.