Allah’ı Unutanla İlgili Ayet Üzerine

dua eden kadın eli.
Faseeh Fawaz

Sonsuz kerem sahibi Allah, ilahi hitabında yarattığı insan için hayat koşusunun zor ve çetrefilli olduğunu yüzlerce ayet ile anlatmıştır. Bu zorluktan çıkış yollarının da olduğunu yine ayet açıkça beyan etmiştir. Bu zor koşulda insan için yegane çaba, bu mesajları anlayıp uygulayabilmek ve doğru yol istikametinden çıkmadan hedefe ulaşmaktır.

İnsanın unutması günlük hayatımızda sıkça yaşadığımız, bazen hatırlayıp yapmamız gerekeni yaptığımız bazense geri dönüşü olmayan sonuçlara yol açabilecek bir eylemdir. Günlük hayatın telaşı içinde ufak tefek unutkanlıklar hepimizin başına gelir. Ancak bazı kişilerde hastalık boyutuna gelerek hayatın akışını olumsuz yönde etkiler. Unutmak, insan için çift kutuplu bir eylemdir. Kötü olayların unutulması hayatın devamını sağlar. Nereden geldiğini kim olduğunu doğru amacın ne olduğunu unutmak, insan yaşamının yönünü olumsuz anlamda etkileyebilir.

Ayet ne diyor?

İnsan unutkanlığının en vahim olanıysa kuşkusuz Allah’ı unutmaktır. Bu unutma Kur’an-ı Kerim’de çarpıcı ifadelerle ele alınmıştır. Allah, yarattığı insana, hayatının merkezine kendisini değil Allah’ı koyması gerektiğini buyurur. Bunu yapmayan insanın Allah’ın hoşnutsuzluğunu kazanacağını açıkça belirtmiştir. İnsanın Allah’ın varlığını inkar etmeyip O’na inanması, fakat yok gibi yaşaması Allah’ı unutmak olarak tanımlanabilir. Modern çağın karmaşaya, hıza, durmadan düşünmeden anı yaşamaya odaklı hale getirdiği çoğu insan tipi ne yazık ki bu tanıma uyar.

Kur’an-ı Kerim’de unutmak, Allah’ı unutmak ve hesap gününü unutmak olarak geçer. Hesap gününün sahibi olan Allah’ı unutmanın sonuçlarını anlatan ayet Allah da insanı unutacağını belirtir. Bu, Kur’an aklı ile düşünebilen hayatını Kur’an-ı Kerim de bildirilen kurallar çerçevesinde yaşamaya çalışan insan için oldukça korkutucu bir durumdur.

Yüce Allah yarattığı insan ve insan hayatının merkezinde olmadığı takdirde bunun sonuçlarının yıkıcı olacağını açıkça belirtmişken, insan neden kendisini var eden Allah yokmuş gibi davranır? Bu sorunun çeşitli açılardan bakıldığında farklı cevapları olsa da en kapsayıcı olanı kolay olanı seçme eğilimi olmalıdır. Çünkü bu gaflet uykusu insanda “ben”i besledikçe, kendini yücelttiği ölçüde mutlu olduğu yanılgısına kapılır.

Anlık zevkler, geçici dünya metaı hiç bitmeyecek hiç sonlanmayacak kadar büyür gözünde. Kur’an tabiri olarak kalp, göz ve kulaklar mühürlenir bu gaflet uykusunda. Zira hayatı boyunca “ben” duygusunu törpüleyip gerçek amaçlarına yönelebilen insan olabilmek zor ve çetin bir yoldur. Günlük hayatımızda kullandığımız dil bunu çok güzel anlatır.

“Bu serveti ben yaptım, hayatımda başarılması güç her şeyi başardım” gibi cümleler hepimizin aşina olduğu, öznesi ben olan cümlelerdir. Bu türden sözsel ifadeler davranış olarak da kendini kibir olarak gösterir. İnsanın kendini yeterli gördükçe yoldan çıkacağının, azacağının da haberini veren Kur’an, bu kibrin sonuçlarının ne olacağını da açıkça belirtir.

Bir insanda Allah bilinci yoksa?

Hayat boyu kazandığı başarılarda, maddi kazançlarda, manevi hazlarda akla gelen şükredilen, zikredilen bir Allah bilinci yoksa, “ben” diye kurulan cümlenin bile sahibi olan yüce Allah tarafından bunun bir sonucu olarak her şey yıkılmaya darmadağın olmaya, gitmez denen servet gitmeye mahkumdur. Bunun farkına varıldığındaysa zaten her şey için çok geç olduğu da görülecektir. Oysa aklını işleten, Kur-an ahlakı ile ahlaklanmış insan için bu kibrin kime karşı olduğunu düşünmek bile yeterince korkutucudur.

İnsan hayatında Allah unutulduğunda tekrar hatırlanma şekli genelde kul dara düştüğünde tüm gücü ile o unuttuğu, yok saydığı Allah’a sabah akşam yakarmaya başlaması ile olmaktadır. Bu gaflet uykusundan uyanmak geçici dünya hayatındaysa tövbe kapısı her zaman açık, eğer bu dünyada tövbe nasip edilmediyse ahiret azabı kaçınılmaz olacaktır. Bu anlamda yaşanılan hayatın tüm nimetlerinde Allah ile bağ kurmak, Allah rızasını umarak çaba göstermek, akıl yürütmek, kul bilinci ile yaşamaya çalışmak, insan için meşakkatli ancak bir o kadar huzur verici, sonunda ışık olan bir yol gibidir. İnsan için aldığı her nefes, emekleriyle kazandığı her helal kazanç ve sayılamayacak kadar çok nimete şükür Allah ile kurulan bağı güçlendiren en yüce duygulardan biridir.