Allah’ın ahlakı ile ahlaklanın ne demektir?

İslam Contributor
Ahlak
Allah'ın ahlakı ile ahlaklananın
Lily Memory-Unsplash

En önemli insanlık vasfı olan ahlakımızın tekamül noktasına ulaşma konusunda Allah’ın ahlakı ile ahlaklanın ifadesi akıllara gelmektedir. Dini literatürümüzde ‘İlahi ahlak’ olarak da tanımlanan bu ifade, en kısa haliyle Kur’an ahlakı şeklinde açıklanır. Ki bu, Allah’ın razı olduğu bir ahlak modelidir. Kuran-ı Kerim’de buyurulduğu gibi bunun en yüksek mertebesi ve vücut bulmuş hali de Hz. Muhammed (sav)’dir.

“(Resulüm!) Şüp­he­siz ki Sen, yü­ce bir ah­lak üze­re­sin.” (Kalem Suresi, 4. Ayet)

İslam’ın insanın gelişimi noktasındaki ana hedefini ortaya koyan Allah’ın ahlakı ile ahlaklanın ifadesinin ne olduğu, her şeyden önce gönlün Allah ile beraberliğiyle açıklanmaktadır. Bunu sağlayan şey ise muhabbettir. Zira muhabbet, seven ile sevilenin özelliklerinin ortak noktalarından kaynaklanır. Allah’ı layıkıyla seven Müminin karakter inşası, Yüce Rabbimizin esma ve sıfatlarından izler taşır.

Bunun için Yüce Allah, insanlığa model olması gayesiyle peygamberlerini göndermiştir. Nitekim Hz. Muhammed (sav), Allah’ın kullarından beklediği ahlakın zirve noktası Hz. Muhammed’in ahlakıdır. Cenab-ı Hakk’a en çok yaklaşanlar Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in gayesini ve terbiyesini güzel ahlakla takip edenlerdir.

Dinimizde Allah’ın ahlakıyla ahlaklanın ifadesi nasıl açıklanır?

Esasen insanın fıtratında ilahi bir sır vardır. Bu da nefha-i ilahi olan ruhun sırrıdır. İnsan, Allah’ın kendi ruhundan üfleyerek bahşettiği bu ruhu, ilahi güzelliklerle donatarak en güzel muhabbete vakıf olabilir. İlahi ahlakla ahlaklanmak, Rabbimizin kullarında görmekten hoşnut olacağı; şefkat, hoşgörü, cömertlik ve adil olmak gibi özelliklere sahip olmakla sağlanabilir.

Rabbimiz hiçbir şeyi başıboş yaratmamıştır, her şey kendine özgü bir faaliyet içerisindedir. Fıtratına uygun yaşayan insan, işe yaramaz faydasız işleri terk ettiği oranda bu sırra mazhar olur. İnsan, ilahi bir ihsan olarak kendisine bahşedilen iradesiyle iyi ve faydalı şeylere yönelir; kudreti ile bunları gerçekleştirir; Allah’ın kullarına ve mahlukata merhametle, adaletle muamele ederse yani sahip olduğu tüm melekeleri Rabbimizin razı olacağı istikamette kullanırsa ilahi ahlakla ahlaklanma mertebesine ulaşabilir. Nitekim her Mümin, okuduğu ‘Fatiha’ ile sırat-ı müstakim üzere olmayı Rabbinden dilemekle ilahi ahlakla ahlaklanmayı niyaz etmiş olmaktadır.

İslam’a göre ideal insan nasıl olmalıdır?

İslami bakış açısıyla Allah’ın ahlakıyla ahlaklanma olarak ifade edilen konu, üzerinde en çok durulan konuların başında gelir. Güzel ahlakla bezenmiş olması insanı insan yapan en önemli vasfıdır; insanlıktan çıkaran ve zillete düşüren şey ise ahlaksızlık batağına saplanmış olmasıdır. Dinin gayesi; gü­zel, temiz ruh­lu, iç ale­mi­ arınmış in­san ye­tiş­tir­mek­tir.

Bunun temel kaidesi de Hakk’ın karşısında kul­lu­ğun id­rak edilmesidir. İs­lam’a gö­re ide­al in­san, ilahi ahlakla ah­lak­lan­mış olan­dır. Bu ide­ale ulaşmanın yo­lu da manevi eğitim ve terbiyeden ge­çer. Ancak en çetin terbiyenin nefsin terbiyesi olduğu unutulmamalıdır. İnsanoğlunun ilahi sınavı da bu noktada başlamaktadır.

Esasen inanç akıldan çok kalple idrak edilen bir durumdur. Bunun içindir ki kalp, çeşitli vesilelerle yüz yirmi iki ayette geçmektedir. Kalpte Allah’ın belirmesi, kalbin tevazu sahibi olması, açık olması ve Rabbini aramaya yönelmesiyle mümkün olmaktadır. Yüce Allah’ın insana ihsan ettiği sonsuz nimetler kalp gözünün açıklığı ve imanın nuru ile fark edilebilir. Kul, İlahi ahlaktan uzaklaştıkça Allah ile arasındaki duvarlar kalınlaşır.

Bir insan yüzünü Rabbine çevirmediği takdirde, nefsine yenik düşerek kalbine, iman nuru yerine; kibir, riya, şehvet ve bunların sonucunda da küfür yerleşir. Küfür yoluna sapanların ise İslam ahlakına sahip olmaları beklenemez.