Allah’ın Ayetlerindendir Dil ve Renkler…

ID 80635458 © Robert Kneschke | Dreamstime.com
ID 80635458 © Robert Kneschke | Dreamstime.com

Yapılan araştırmalarda iskelet yapılarına göre dünya üzerinde 5 ayrı ırk yaşamakta ve 7.111 adet farklı dil konuşulmakta. Sayısal olarak bakıldığında dil sayısındaki fazlalık göze çarpmakta. Araştırmacılar bu dillerden bir çoğunun günümüzde çok az insan tarafından kullanılsa da varlığını sürdürdüğünü belirtmekte. Ethnologue “Languases of the World” (Dünyanın Dilleri) isimli internet sitesindeki 2019 tarihli makalelerine göre konuşulan dillerin ülkeler bazında sıralamaları da yapılmış. Buna göre dünya üzerinde konuşulan dil çeşitliliğinin en fazla olduğu ülke Papua Yeni Gine ülkesi. Bu ülkede farklı 840 dil konuşulmakta.

Oluşumları konusunda dil bilimcilerin farklı teorileri olsa da dil konusunda çeşitlilik gerçekten çok fazla görünmekte.

Konu ırk çeşitliliğine geldiğinde günümüz bilim adamlarının farklılık konusundaki görüşleri bilinenin aksine ilginç görüşler içeriyor. Fiziksel farklılıklara göre ırklar sırasıyla Kafkas Irkı, Moğol Irkı, Kongo Irkı, Capoid Irk ve Avusturalya Irkı olarak belirlenmiş. Fakat günümüz bilimi ırk kavramının bilimsel temelli olmadığını, insanları tanımlamak ve ayırmak için üretilmiş bir söylemden ibaret olduğunu söylemekte.

Canlıları inceleyen bilim dalı olan Biyoloji bilimine göre canılar arası sınıflandırmalar sadece tür üzerinden yapılmakta. Yani bir sınıflandırma yapılacaksa bunun en temel kavramını canlının türünü oluşturuyor. Bir başka değişle sınıflandırılacak canlının başkaca hayvan ve bitki türlerinden ayıran özellikleri onun bir tür olarak sınıflandırılmasında kullanılıyor. Bu durumda insan türünün farklılıkları yaşadığı coğrafi konuma ve iklime göre değişen özellikler gösteriyor ancak tür olarak insan tek bir tür canlı sınıfında sınıflandırılıyor. Burada insanoğlunun kullanması gereken bilgi insanları ayrıştırmak, alt üst olarak sınıflandırmak değil gözlemlenen çeşitliliğin muhteşemliğini görerek,  nedenlerini nasıllarını araştırarak hayranlığını arttırmak olmalıdır.

Şu ayette bu ne güzel anlatılmıştır: “Allah’ın ayetlerinden bir de göklerin ve yerin yaratılması, dillerinizin ve renklerinizin değişik olmasıdır. Şüphesiz bunda, bilenler için ibretler vardır” (Rum Suresi, 22.Ayet)

Bu ayetten hareketle Kur’an-ı Kerim’de insanın yaratılışının anlatıldığı ayetler şöyle bir gözden geçirilecek olursa yaratılış özünün tek olduğu, her insanın topraktan yaratıldığı ifadesinin sıkça vurgulandığı görülür. Kur’an-ı Kerim’de farklı özlerden farklı şekillerde bir yaratılış hikayesi yoktur.

Bu haliyle, bugün Biyologların dikkat çektiği ve bugünkü anlamı ile ırkçılık diyebileceğimiz yaftalamaların yani insanları dilleri, renklerine göre sınıflandırıp bir üstün ırk ortaya çıkarma çabalarının İslam anlayışına tamamen aykırı olduğu görülür. Yüce Kur-an’ a göre Allah nazarında insanların farklılıkları en basit hali ile amellerine, takvalarına, göre olmaktadır. İnsanlar arası dil ve ırk farklılıkları ancak Allah’ın ayetlerindendir. Bizden istenen Yüce Rabbimizin sayısız ayetlerinden olan insanlar arası dil ve renk farklılıklarını Yüce Rabbimizin gör dediği yerden bakarak ayet olarak görmemizdir.

Görmek için baktığımızda bu ayetlerde bizi Allah’ a götürecek imanımızı inancımızı güçlendirecek nice delililer bulacağız. “Oku” emri ile başlayan bir kitap Kur-an’ı Kerim. Bu ayetin anlamını açmaya ve yine Rabbimizin gör dediği yerden bakmaya çalıştığımızda oku emrinin de ne kadar derin olduğunu görürüz. Kuransal bir kavram olarak okumak demek her şeyi her ayeti, yerleri, gökleri insanı okumak demektir. Görmek için bakmak , araştırmak bilgi ile Allah’ a giden yolda koşar adım ilerlemeye çalışmaktır.

Her gök gürlediğinde, her yağmur yağdığında, yağmura öncü rüzgarları hissettiğimizde, bir belgeselde akıllara durgunluk verecek canlı çeşitliliğini gördüğümüzde, hepsinin görevini aksatmadan nasıl yerine getirdiğini izlediğimizde, gökyüzündeki düzeni, onca haşmetine rağmen gökte öylece asılı duran ayı, güneşi düşündüğümüzde, bu ayetlerin bizi Allah’a götürmesi ve içten bir Allah’u Ekber dedirtmesidir bizden istenen. Günümüz dünyasındaki gibi farklılıklardan beslenen egolar ve bu egoların doğurduğu zulümler, katliamlar, sömürüler değil.