SalamWebToday Haber Bülteni
Haftalık SalamWebToday makalelerini almak için kaydolun!
Üzgünüz, şu nedenden dolayı hata oluştu:
Abone olarak, SalamWeb Şartları ve Gizlilik Politikası 'nı kabul etmiş olursunuz.
Haber bülteni yazıları

Allah’ın Koyduğu Sınırlar: Hududullah

İslam 20 Ara 2020
Görüş
mhrezaa-pqtIxz7my5o-unsplash

İslam dünyasının en temel sorunu, yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de defalarca uyarılmamıza rağmen Allah’ın koyduğu sınırlar olarak ifade edilen Hududullah’ın hiçe sayılması ve aşılmasıdır. Oysa Allah’ın bizim için belirlediği sınırlar tüm Müslümanlar için kesin hükmündedir.

Yüzyıllardan bu yana İslam coğrafyasının içinde bulunduğu karanlık tablo, büyük ölçüde bireyden topluma bu kırmızı çizgilerin yani Hududullah’ın aşılmasıyla ortaya çıkmıştır. Allah’ın koyduğu kesin hükümler karşısında yenik düşülen dünyevi hırslar, zaaflar hem bu dünyadaki hem de ahiretteki yaşantımızı zindana çevirmektedir. Esasen Hududullah’tan uzaklaştıkça haktan hukuktan, adaletten, barış ve huzurdan da uzaklaşmaktayız. Oysa İslam; barışın, adalettin, huzur ve esenliğin adıdır. İnsanın bugününün ve yarınının kurtarıcısıdır.

Kur’an-ı Kerim’de Hududullah nasıl açıklanır?

Yüce kitabımızda bildirilen hükümler; hükmü gösterme ve kulları bağlayıcılığı bakımından aynı seviyede değildir. Bazı ayetler çok açık ve bildirdiği hükümler diğerlerine göre daha kesindir. Hükmün bağlayıcılığı açık ve kesin olan ayetlerin yanında, yoruma açık ayetler de bulunmaktadır. Kesinlik ifade eden ayetlerdeki hükümlerin altı çizilir ve bunlara kesinlikle uyulması emrolunur. Aynı zamanda bu hükümlerin “Allah’ın hadleri” olduğuna da özellikle dikkat çekilir.

Kur’an-ı Kerim, bildirilen ve kesinlikle uyulması istenen bu hükümleri Hududullah olarak adlandırmış ve aşılmamasını emretmiştir. Esasen Hududullah; helal veya haram olduğu bildirilerek, asla muhalefet edilmemesi ve çiğnenmemesi buyurulan hükümleri ifade eder. Bu ifadenin, Allah’ın bütün hükümlerini kapsayan biçimde kullanıldığı da görülmektedir. Sözcük olarak Hududullah, Kur’an’da on dört kez geçer.

“Bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Onları çiğneyip geçmeyin.” (Bakara, 229. Ayet), “Onlara yaklaşmayın.” (Bakara, 187. Ayet), “Kim Allah’ın sınırlarını çiğnerse gerçekten o kendi nefsine zulmetmiş demektir.” (Talak, 1. Ayet)

Allah’ın koyduğu sınırlar neyi ifade eder?

Aslında Hududullah ifadesinin yer aldığı ayetlerde çoğunlukla hukiki yaptırımlara konu olabilecek dini ve ahlaki hükümler bulunmaktadır: Mirasçıların miras haklarını belirleyen hükümler (Nisa, 12-14. Ayet); evliliğin bitirilmesinden sonra kadınlar için uygulanması gereken iddet dönemi ve sükna (boşandıktan sonra kadının evdeki oturum hakkı) (Talak, 11. Ayet);  zıhar yemini eden kimse için üç kademeli kefaret yükümlülüğü (Mücadele, 2-4. Ayet); oruçlu kimse için yasak olan ve olmayan fiiller (Bakara, 187. Ayet) Hududullah olarak bildirilmiştir.

Tevbe Suresi’nin 97. ve 112. Ayetleri’nde olduğu gibi Hududullah ifadesi Allah’ın tüm hükümlerini kapsayıcı şekliyle ve bu sınırla uyulmasının da mümin olmanın bir özelliği olarak vurgulanmıştır. Allah’ın koyduğu sınırlar olarak bildirilen dini hükümlerin tümü bu nedenle kesin bir şekilde açıklanmış, asla değiştirilemeyeceği vurgulanmıştır.

Hududullah’ı aşanlar kendilerine zulmedenlerdir

Hududullah’a uymak müminlerin en temel niteliğidir. Allah’a iman ve bunun gerektirdiği şekilde kulluk etmek, iman ve amel bütünlüğüyle hareket etmektir.  İman sahibi olanlar, Kur’an-ı Kerim’de bildirilen hükümlere uygun olarak hayatlarını şekillendirmelidir. İman noktasındaki zayıflık, Hududullah’a uygun davranma konusunda da zaafa neden olmaktadır. Müminlerin özellikle aile ve toplum hayatında en çok zorlandıkları ve çatışmanın yaşandığı konuların sıkça üzerinde durulması İslam’da bu konulara verilen önemi göstermektedir. Hududullah’ı aşanlar;  kendilerine zulmedenler olarak tanımlanmış, Allah’a isyan ederek cehennem azabıyla cezalandırılacakları bildirilmiştir.

Bu sınırları aşanlar dünyevi ve uhrevi azabı yaşayacaktır. Çünkü İslam dini, insanın hem bu dünya hayatını hem de ahiret hayatını güzelleştirme gayesini taşır. Yüce Rabbimiz insana, hak ile batılı ayırt edebilecek, kalp ve akıl vermiştir. Ancak bu melekelerini gerektiği şekilde kullanmayanlar, Allah’ın koyduğu sınırları aşanlar kendi kendilerine zulmedenler olarak tarif edilmiştir. Müslüman olmak insani ve toplumsal değerlere karşı hassas olmayı gerekli kılar. Bu da ancak Allah’ın koyduğu sınırlara uymakla sağlanabilir. Toplumların barış ve esenliğini sağlayacak olan insani değerler, Hz. Adem (as)’dan Hz. Muhammed (sav)’e kadar gelen ortak ilahi değerlerdir. Bu değerlerin dışında bir İslam anlayışı mümkün değildir.

YAZI: DEMET DEMİROK