Amel Defterini Kapatmayan Üç Şey Nedir?

ID 15736836 © Zurijeta | Dreamstime.com
ID 15736836 © Zurijeta | Dreamstime.com

Amel defteri, dünya yaşamı boyunca yapılmış olan her türlü işin ve söylenmiş olan her türlü sözün kayıt altına alındığı defterdir. Bu defterler, Kiramen Katibin olarak isimlendirilen melekler tarafından tutulur. Bu meleklerden Kur’an-ı Kerim’de şöyle söz edilir: “O, kullarının üstünde yegane kudret ve tasarruf sahibidir. Size koruyucular gönderir…” (En’am Suresi, 61. Ayet) Burada koruyucular olarak işaret edilenler Kiramen Katibin melekleridir. Kendileri değerli yazıcılar olarak da ifade edilir.

Amel defteri ve yazıcı meleklerin varlığı, kişiyi dünya yaşamında yanlış bir adım atmamak için caydırıcı bir husustur. Çünkü amel defteri kişi öldüğü anda kapanır ve bundan sonrası için de geri dönüş yoktur. Ancak, Peygamber Efendimiz’in işaret ettiğine göre amel defterini kapatmayan bazı işler vardır.

Hz. Muhammed bir hadisinde “İnsanoğlu öldüğü zaman bütün amellerinin sevabı da sona erer. Şu üç şey bundan müstesnadır: Sadaka-i cariye, istifade edilen ilim, kendisine dua eden hayırlı evlat.” (Müslim) müjdesini verir.

Sadaka-i cariye nedir? Sadaka-i cariye, bir ırmaktan akan su gibi hayrı da sürekli olan bir sadaka çeşididir. İslam alimleri tarafından varılan görüş birliğine göre, Allah’ın rızasını almak için bırakılan hayırlı eserler sadaka-i cariyedir. Bu eserlere örnek olarak; eğitim verilen okul, ibadet edilen cami, ilim öğrenilen kütüphane ve su içilen çeşmeler verilebilir. Peygamber Efendimiz’in ilgili hadisinden yola çıkarak bu yapılar insanlara hizmet verdiği müddetçe, bunları yaptıran ölse bile hayırları amel defterine işlenmeye devam edilir.

Sadaka-i cariye, somut bir yapı olabileceği gibi salih bir evlat ya da evliliğe vesile olmak şeklinde de kabul edilir. Bu bağlamda, hayırlı bir işe vesile olmak bundan sonrasında yapılan hayırlardan da nasip almaya yardımcıdır. Büyük bir din alimi olan İbnü’l Cevzi bu durumu “İnsan, ölümün kendisini amelden keseceğini bilse, hayattayken ecri ölümden sonra da devam edecek olan amel-i Salihler işler.” diyerek açıklamıştır.

Hayırlı evlat yetiştirmenin önemi nedir? İslam’da çocukların yetiştirilmesi konusuna büyük bir önem verilir. Çünkü, yeni nesiller; devletin, milletin ve İslam’ın koruyucularıdır. Gelecek onlarla şekillenir. Çocukluk döneminde doğru bir din eğitimi almış olanlar, gençlik ve yetişkinliklerinde bu eğitime göre hareket ederler. Bu kimseler Allah’ın rızasını almak için yaşar ve yanlış bir yola girmekten de imtina ederler. Peygamber Efendimiz, anne ve babalara “Çocuklarınıza onlar yedi yaşına geldiğinde namaz kılmayı emredin.” (Ebu Davud) buyururlar. Buradan anlaşılacağı üzere inanç ve ibadet bilgisini vermek ebeveynlerin vazifesidir.

Doğru ahlak kuralları çevresinde yetişen bir çocuk hem dini bakımdan hem de birey olarak hayırlı bir evlattır. Bu kimsenin yaptığı tüm hayırlar ve ettiği dua, anne ve babası ölmüş olsa bile onların amel defterine yansır.

İlimden faydalanmak nasıl olur? Peygamber Efendimiz bir hadisinde şöyle buyurur: “Sizin en hayırlınız öğrenen ve öğreteninizdir.” (Darimi) Buradan anlaşılacağı üzere dinimiz öğrenme ve bunu başkaları ile paylaşma konusuna oldukça önem verir. İlim öğrenme ve bilgi dağıtma da bu sebeple sürekli teşvik edilir. İslam’ın öğrenilmesi, yayılması ve günümüze kadar gelmesi de bu sayede olmuştur.

Kişinin yaşamı boyunca öğrendiği hayırlı bilgi; bir öğrenciye aktarıldığında amel defterine sevap olarak işlenir. Bu kimsenin öğrenciler yetiştirmesi ya da öğrendiklerini yazıp dağıtması da ölümden sonra bile amel defterine işlenir. Bu bağlamda, ilim öğrenmek kadar onu başkalarına yaymak da oldukça önemlidir. Kişinin amel defterini kapatmayan bu husus ise İslam’ın ilime verdiği değeri görmenin bir yoludur.