SalamWebToday Haber Bülteni
Sign up to get weekly SalamWebToday articles!
Üzgünüz, şu nedenden dolayı hata oluştu:
Abone olarak, SalamWeb Şartları ve Gizlilik Politikası 'nı kabul etmiş olursunuz.
Haber bülteni yazıları

Amel ve iman ilişkisi nedir?

Dua 20 Şub 2021
Paulus Rusyanto-Dreamstime.com

Yüce Allah, iman edip O’nun rızasını gözeterek iyi ve güzel iş yapanları mükafatla müjdeler; işte amel ve iman ilişkisi bu noktada önem kazanır. İman genel anlamıyla inanmak ve onaylamak demektir. İslami düşüncede ise iman; Allah’ın varlığını, birliğini, ahireti, kaza ve kaderin Rabbimizden olduğunu gönülden tasdik etmek, inanmaktır.

Hz. Muhammed (sav)’in bir peygamber olarak tebliğ ettiği vahyi kalp ile doğrulamak, dil ile ikrar etmektir. Rabbimize sadakat ve teslimiyetle bağlanmaktır. İslam’da iman bu şekilde anlaşılır. Allah’ın insana bahşettiği nimetlerin başında iman gelir.

Bir kimse, Hz. Muhammed’in, Allah tarafından getirdiği kesin olarak bilinen tebliği kalbi ile tasdik ediyorsa bunu dili ile ikrar etmese bile Rabbi katında Mümindir. Ancak diliyle ikrar etse de kalbiyle inanmıyorsa, Rabbi katında iman etmiş ve Mümin sayılmaz.

”Bedeviler, ‘İman ettik’ demektedirler. (Ey Muhammed) de ki, ‘Siz iman etmediniz fakat İslam olduk deyin, çünkü iman henüz kalplerinize girmedi.” (Hucurat, 14. Ayet)

İman insana ne kazandırır?

İnsan fıtrat ile doğar. Bu insanın imana ve iyiliğe yönelik yaratılış özüne sahip olması anlamına gelir. Fıtrata uygun olan imanı, İslam’ı ve hayrı benimseyenler tükenmez nimetlere erişirler. Yüce Allah, O’na hakkıyla inanan ve güvenen kullarıyla beraberdir; onları kollayıp gözetir, yalnız bırakmaz.

İnsanın hayatına anlam katan iman, ona yaratılış amacına uygun yaşama bilinci sağlar. Davranışlarına, amellerine fikir ve kararlarına yön verir. Karşılaştığı zorluklarda onu kuvvetli, dayanıklı ve sabırlı kılar. Yalnız, güçsüz ve ümitsiz olmasına izin vermez. Kendisine verilen nimetlerin değerini bilip şükür etmesine vesile olur.

Ayetlerde amel ve iman ilişkisi nasıl vurgulanmıştır?

İmanı sağlam tutan salih amel; olgunlaştıran ise güzel ahlaktır. Allah, iman edip rızasını gözeterek iyi, doğru ve güzel amel yapanları cennetle müjdelemektedir. İmanını salih amel ve güzel ahlakla hayatına aktaran her Mümin bu müjdenin muhatabıdır.

“Rabbimiz Allah’tır deyip de istikamet üzere yaşayanlar, işte onların üzerine melekler şu müjdeyle inerler: Korkmayın, kederlenmeyin, size vaat olunan cennetle sevinin!” (Fussilet, 30. Ayet)

Yukarıdaki ayetten de anlaşılacağı gibi ‘iman etmekle istikamet üzere yaşamak’ ifadesi iman ve amelin bir bütünlük içerisinde yaşanılması gerektiğini vurgulamaktadır. İman etmenin bu bütünlükten koparılarak yaşanılması mümkün değildir. Tek başına iyi işler (salih amel) yapmak, ya da iman ettim demek bir anlam ifade etmez. Yapılan iyi işler ancak Allah’ın rızasını kazanma gayesi taşıyorsa anlam kazanır.  İnançsızlık da insanı yaratılış gayesinden uzaklaştırır ve anlamsızlığa sürükler.

Sadece iman ettim demek yeterli mi?

Güçlü bir iman, insan ruhunu yüceltir, kulluk idrakini pekiştirir, ahlakı güzelleştirir, nefsin esiri olmaktan korur. Bu dünyada olduğu kadar ahireti de mamur eder. Amel de iman üzerine atfedilmiştir. İman ile amel, ayrı ayrı şeyler olması yanında dinimizce aralarında çok sıkı bir bağ vardır. Metaforik bir anlatımla iman cennete girmeye, amel ise cehennemden kurtuluşa vesiledir diyebiliriz.

“İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece ‘İman ettik’ demeleriyle bırakılacaklarını mı sandılar?” (Ankebut, 2.Ayet)

Yalnızca inandım demek kafi değildir. İmanın kalple de bütünleştiğini yaşamak için ibadet kadar salih amel ile de pekiştirilmesi gerekir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de birçok ayette iman etmek ve salih amel birlikte anılır.  İslam’ın en temel gayesi insandan başlayarak toplumda barış, huzur, adalet ve refahı inşa etmektir. Bu da ancak iman ve salih amel ve istikamet üzere yaşamakla mümkün olur. Büyük şairimiz Mehmet Akif’in söylediği gibi iman nurunun söndüğü bir kalp, insan için yük olmaktan başka bir anlam taşımaz:

“İmandır o cevher ki İlahı ne büyüktür. İmansız olan paslı yürek sinede yüktür.”