Anne-Baba Kıymeti Bilelim

jude-beck-5E_y0GrEzoU-unsplash
Fotoğraf: Jude Beck-Unsplash

“İslam’da anne ve babalarımıza olan haklarımız nelerdir? Onlara nasıl davranmalıyız? Anne ve baba hakkı neden bu kadar önemli?” gibi konular üzerine birçok ayet ve hadis bulunuyor.

Güzel ahlaklı olmamız konusunda her fırsatta bize öğretide bulunun İslam dini, anne ve babalarımıza davranışlarımız konusunda da şüphesiz yol gösterici. “Cennet annelerin ayakları altındadır.” (Nesai, Cihad, 6)  hadis-i şerifi cenneti bize vaat ediyorsa bu konuda evlatların üzerine düşen görevler neler olmalıdır? Cennete giden yol, bizim anne ve babalarımıza davranışlarımızla belirlenmişse bizler ne yapmalıyız?

Bizim varlık sebebimiz olan anne ve babalarımıza karşı haklarımız vardır. Kul haklarının en büyüğü olarak bilinen ana-baba hakkının ödemenin ölçüsü yoktur. Allah önce kendisine kulluk etmemizi sonra da anne-babamıza itaat etmemizi emretmiştir.

“Rabb’in yalnız kendisine kulluk etmenizi ve ana-babaya iyilik yapmanızı kesin olarak emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlılık çağına erişirlerse sakın onlara ‘Öf!’ bile deme, onları azarlama, onlara gönül alıcı tatlı ve güzel söz söyle!” (İsra Suresi, 23. Ayet)

Bir Müslüman Allah’ın rızasını kazanmak istiyorsa önce anne ve babasının rızasını kazanması gerekir. Anne-babaya bakım bize cennetin anahtarını vadeder. Bizi doğuran, besleyen, büyüten, yemeyip yediren, giymeyip giydiren ebeveynlerimize hakkımızı iyi birer evlat olarak, onların bakımını üstlenerek, ihtiyaçlarını karşılayarak, sözlerinden çıkmayıp itaat ederek, gönül rızalarını alarak bir nebze de olsa ödemiş oluruz. Anne-baba hakkını şu hadisle de örnekleyebiliriz:

“Allah Teala’nın rızası, anne ve babayı hoşnut ederek kazanılır. Allah Teala’nın gazabı da anne ve babayı öfkelendirmek suretiyle celbedilir.” (Tirmizi, Birr, 3/1899).

En büyük günahlardan biri olan anne babaya kötü davranmak, Allah’ın hiç hoşuna gitmeyen bir davranıştır. Anne ve babalarımız eğer bakıma muhtaçsa onların bakımlarını üstlenmeli ve onlara “Öf” bile demeden ne derlese yapmalı, yüzümüzü düşürmemeliyiz; çünkü anne-babasına kötü davranıp bedduası alan evladın işi rast gitmez. Bunun yanında anne-babasını hoş tutan, arayan soran, hayır duasını alanın da ömrü uzun olur, işi rast gider, rızkı bollaşır ileride evladı da ona hayırlı olur.

Bize çocukluğumuzda özenle bakan anne ve babalarımıza biz de yaşlandıklarında onlara aynı özen ve özveriyle bakmamız gerekir çünkü yaşlılık çocukluk gibidir, yaşlı anne ve baba bizim bakım sevgimize muhtaçtır:

“Ana-babanıza ihsan ederseniz, çocuklarınız da size ihsan eder.” (Taberani).

İslam bize anne-babaya itaat etmeyi emreder onlara karşı gelmek, asi davranmak kötü muamelede bulunmak günahların en büyüğüdür:

Büyük günahlar şunlardır: Allah’a ortak koşmak, ana babaya itaatsizlik etmek, haksız yere adam öldürmek ve yalan yere yemin etmek.” (Buhari, Eyman ve’n-nüzur 16).

Bize en çok iyiliği dokunan, bizi karşılıksız seven, koruyup kollayan anne ve babalarımızdır. Onların bedduasını almaktan korkmalı, hayır dualarını almaya çalışmalıyız. Şu hadisle u durumun altını çizelim:

“Babanın oğluna duası, peygamberin ümmetine duası gibidir.” (Süyuti, II, 12/4199).

İnsan ölümlü bir varlıktır. Sevdiklerimizin kıyametini yaşarken bilmek çok önemli; ama anne-babalarımızın kıymetini ölmeden bilmenin kıymeti başkadır. Onlara yaşarken hizmet etmek, sevip saymak, gönüllerini hoş tutmak haklarını bize helal etmelerini sağlamak gerekir.

Anne ve babalar öldüğünde bile evladın onlara karşı görevleri devam eder. Onlara hayır duası etmek, onlar için Allah’tan rahmet istemek, vasiyetlerini yerine getirmek ve anne ve babaların akrabalarıyla iyi ilişkiye devam etmek biz evlatların sorumluluğundadır.

Sonuç olarak eğer Allah’ın rızasını kazanmak istiyorsak, dini inkar etmemizi istemeleri dışında, anne ve babalarımıza sonsuz itaat ve hizmet etmek gerekir. Üzerimizdeki hakları çok büyüktür bu hakkı bir nebze olsun ödemek bizim boynumuzun borcudur. Anne-babaya hizmet her şeyden önce gelir. Annesine merhamet edene Allah merhamet edecektir.