Antibiyotik direnci küresel bir tehlike mi?

Fiziksel Sağlık Contributor
Antibiyotik direnci
Andrii Zastrozhnov-Dreamstime.com

Antibiyotiklerin gereksiz kullanımı sonucu oluşan antibiyotik direnci, dünya çapında bir tehdit oluşturmaya devam ediyor. Uzmanlar günümüzde kolaylıkla atlatılabilen basit hastalıkların, bakteriyel direnç oluşmasıyla birlikte ileride ölümle sonuçlanabileceğinin altını çiziyor.

Covid-19 tedavisinde gerekli olmadığı halde kullanılan antibiyotiklerin, gelecekte büyük sorunlara yol açabileceği düşünülmekte. Bilinçsiz antibiyotik kullanımı küresel bir sorun olmaya devam ederken, rakamlar pandemiyle birlikte antibiyotiklerin gerekli olmadığı halde kullanımında büyük bir artış olduğunu gösteriyor.

Antibiyotik direnci nedir?

1829 yılında Alexander Fleming isimli İskoçyalı bir bilim adamı tarafından tesadüfen keşfedilen penisilin, 1940’lı yıllarda saflaştırılarak enfeksiyon kaynaklı hastalıkların tedavisinde kullanılmaya başlandı. Antibiyotiğin keşfedilmesiyle enfeksiyonel hastalıklara bağlı ölüm oranlarında belirgin bir düşüş gözlendi.

Kullanımı giderek yaygınlaşan ve iyileştirici etkisi olduğu varsayılarak tüketilen antibiyotik, gerekli olmadığı takdirde kullanıldığında vücutta büyük hasar bırakıyor. Yanlış kullanım sonucunda, antibiyotiğin vücut direncini azaltarak hastalıkların iyileşme süresini uzattığı da bilinmekte.

Mikroorganizmalar, antibiyotiğin etkilerine karşı durduğu zaman direnç geliştiriyor.

Antibiyotiğe direnç, bakterilerin vücuda alınan antibiyotiğin etkilerini yok etmek için birkaç geni ele geçirmesiyle başlar ve bunu genlerden birini mutasyona uğratarak gerçekleştirirler.

Antibiyotik, sadece bakteriyel enfeksiyona bağlı gelişen hastalıkların tedavisinde kullanılır ve viral hastalıklara karşı etkisizdir. Enfeksiyon hastalıklarının ayrımının daha net bir şekilde yapılması direnç gelişimini büyük ölçüde yavaşlatacaktır.

Covid-19 ve bakteriyel direnç ilişkisi nasıldır?

Son yıllarda giderek bir tehdit unsuru haline gelen antibiyotik direnci, Covid-19 salgınıyla birlikte daha da ilerledi. Covid-19 hastalarının sadece %4’lük bir bölümünde bakteriyel enfeksiyona rastlandı, fakat buna rağmen Covid mağdurlarının yaklaşık %70’inin tedavisinde antibiyotik kullanıldı.

Covid-19 gibi virüse bağlı hastalıklarda antibiyotik kullanımı gereksiz bulunurken, son yıllarda önemle vurgulanan antibiyotik direnci pandemiyle birlikte daha da ölümcül bir hal almasıyla araştırmacıları endişelendiriyor. Korona virüs teşhisi konulan hastalarda nadiren de olsa gerçekten antibiyotik tedavisi gerekli olabiliyor, fakat uygunsuz kullanımının gelecekte ciddi sağlık sorunlarına sebebiyet vereceği düşünülmekte.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, Korona virüs pandemisinde antibiyotik direnci tekrardan dünya çapında bir tehlike haline geldi. Eğer antibiyotik kullanımı özellikle bu günlerde azaltılmazsa gelecekte Covid-19 salgınından daha büyük bir tehlikeyle karşılaşılabileceğinin de sinyali verildi.

Antibiyotiğe karşı gelişen direnç nasıl önlenir?

Antibiyotik kullanımı ne kadar basit görülse de insanlığı bekleyen tehlike basit değil. Araştırmacılar, dünyanın antibiyotik kullanma şeklini değiştirmeleri gerektiğinin altını çizerken, antibiyotik alımlarında davranış değişikliği yaşanmadığı sürece antibiyotik direncinin geleceğimizi tehdit ettiği vurgulanıyor.

Yapılan çalışmalar sonucunda yeni antibiyotikler geliştirilse de mikroorganizmaların direnç geliştirmesi çok az zaman alıyor. Bakteriyel direnç yeni bir olgu olmamakla birlikte, bundan 100 yıl öncesine kadar bilinen ve üzerine çokça araştırmalar yapılan bir konuydu.

Ne yazık ki dünya genelinde giderek tehdit unsuru olan antibiyotik direncinin tamamen engellenmesi mümkün değil. Antibiyotik direncine neden olan yüzlerce faktör var. Reçetelendirmelerin yetersiz olması, başvurulan sağlık kuruluşunun takip ve tanı ekipmanlarının yetersiz olması, arkadaş tavsiyesiyle antibiyotik kullanılmaya başlanması en yaygın problemler arasında. Fakat direnç gelişiminin yavaşlatılabilir olduğu göz önünde bulundurularak yanlış reçetelendirme kontrol altına alınabilir.

Hastalıkların yayılmasının büyük ölçüde engellenmesi, Peygamberimiz Hz. Muhammed’in sünnetlerinden olan el hijyenine gerekli önemi göstermekten geçiyor.

Sıklıkla el yıkamak bağırsak hastalıklarını %50 azaltırken, solunum yolu hastalıklarını %25’e varan oranda engelliyor. Bu tür hastalıkların yayılımının azalması doğrudan antibiyotik kullanımında belirgin oranda düşüş yaratıyor.

YAZI: DEMET DEMİROK