Asırlara Yayılan Hizmet Ehli; Hoca Ahmet Yesevi

Photo 188491244 © Turfantastik - Dreamstime.com
Hoca Ahmet Yesevi Camii, Kazakistan. Photo 188491244 © - Dreamstime.com

Hoca Ahmet Yesevi, bugünkü Kazakistan‘ın Çimkent şehrinin Sayram kasabasında doğmuştur. 11. Yüzyılda, Kur’an ve sünnet temeline dayalı Müslümanlığın Türk kültür ve yaşayışı ile hayata uygulanmış, yaşanmış yorumunun ilk temsilcisidir.

Onun yaşadığı çağda Orta Asya Türk toplulukları İran üzerinden gelen dini ve kültürel bir istilanın tehdidi altında idi. Göçebe, yerleşik, dağınık Türk topluluklarının hepsi İslamiyet’e girmiş değillerdi. İslamiyet’e girenler de, henüz bu yeni dinin esaslarını tam özümsememişlerdi. Hoca Ahmet Yesevi, tam bu sırada ortaya çıktı.

Yedi yaşında iken babasının ölümünden sonra, ablası ile birlikte Sayram yakınlarındaki Yesi’ye yerleşen Yesevi, burada halk müfekkiresinde Hz. Muhammed’in sohbetinde bulunduğuna ve Peygamberimiz Hz. Muhammed’den Yesili Ahmet’e bir “Emanet” getirdiğine inanılan Arslan Baba’ya intisap etti. Bu büyük Türk şeyhinden ilk eğitimini almaya başladı. Eğitiminin ilk aşamasını tamamladıktan sonra 27 yaşında iken Buhara‘ya giderek burada dönemin önde gelen din bilginlerinden Şeyh Yusuf Hemedani’nin müridi oldu, tasavvuf eğitimini sürdürdü.

Ahmet Yesevi, şeyhinin vefatı üzerine Buhara’da bir süre kaldı. Fakat onun gönlü, ilk eğitimini aldığı Yesi’de idi, oraya döndü. Ömrünün sonuna kadar orada kaldı. 10 binlerce öğrencisini orada yetiştirdi. Ahmet Yesevi öğretisini, hocası Arslan Baba’dan aldığı “ehl-i beyt” sevgisi ve bu doğrultudaki tasavvuf anlayışı üzerine kurdu. Bu ilk büyük “Türk tarikatı”, önce Maveraünnehir, Taşkent ve çevresi ile batı Türkistan’da etkili oldu. Giderek Horasan, İran ve Azerbaycan‘da yaşayan Türkler arasında yayılan Yesevi tarikatı, 13. yüzyıldan başlayarak göçlerle Anadolu’ya, oradan da Balkanlar’a ulaştı. İleriki zamanda Hacı Bektaşi Veli ile aynı zamanda dini destan kahramanı olan Sarı Saltuk, sonra Anadolu Ahiliğinin piri sayılan Ahi Evren, Osman Bey‘in kayınbabası Şeyh Edebali, Orhan Gazi‘nin mürşidi Geyikli Baba ve daha niceleri Ahmet Yesevi’nin Anadolu’ya, manevi fetihler için yolladığı müritleri, akıncıları, halifeleri oldular.

Ahmet Yesevi’nin yaşadığı dönemde Türkistan bölgesinde; İran dili, kültürü ve farklı İslami yorumu egemendi. Yesevi, o dönemin Türk aydınları Arapça ve Farsça yazarken, Türk topluluklarına kendi dilleriyle yani Türkçe hitap etmiş, hikmetlerini Türkçe yazmış, Türkçe söylemiş; dini yorumlarını göçebe ve yerleşik Türk topluluklarının kabulünü kolaylaştıracak sadelikte sunmuş ve onların İslam’a girmelerinde önemli rol oynamıştır. Sohbetlerinde ve şiirlerinde en çok işlediği konular Allah ve peygamber sevgisi, fakir ve yetimleri korumak, dini kurallara riayet, güzel ahlak, zikir, nefis ile mücadele, kendini eleştirmek (melamet), ölümü düşünmek, manevi mertebeler ve bu mertebeleri aşmadan şeyhlik iddiasında bulunmanın kötülüğü gibi konulardı.

Onun önemli bir hizmeti de, Müslümanlık yorumudur. Ahmet Yesevi, Kur’an ve sünnet temeline dayalı, saptırılmamış Müslümanlığın Türk kültür ve yaşayışı ile hayata uygulanmış, yaşanmış yorumunun ilk temsilcisidir. İslamiyet’in, mahalli şartlara adaptasyonu yoluyla, farklı kültür ve coğrafyalarda kolayca kabul görmesini; denizaşırı ülkelere yayılmasını sağlayan bu yorum, gerçekte İslamiyet’in evrensel yorumudur.

İslamiyet’i bir kabile, aşiret, bölge dini olmaktan ötelere taşıyan bu yorum ve anlayışın sahipleri çevrelerine hoşgörü ile bakmışlar; inanan-inanmayan herkese ellerini uzatmışlar, yaratılanı Yaratan’dan ötürü hoş tutmuşlar; böylece İslamiyet’in çeşitli ırktan, kültürden topluluklarda kolayca kabul görmesini sağlamışlardır. Ahmet Yesevi ve onu izleyenlerin İslam’ı tebliğ şekli hoşgörülü, bütünleştirici, güler yüzlü bir üsluptaydı. İslamiyet’in Türk kavimleri arasında yayılmaya devam ettiği bir dönemde tercih edilen bu yumuşak ve hikmetli üslup, Müslümanlığı henüz tanımayan geniş halk kitlelerinin İslam’a geçmelerini kolaylaştırmıştır.

Geniş bir sahada ve asırlarca tesirini devam ettirmiş, Orta Asya Türk dünyasının en büyük isimlerinden Ahmet Yesevi, 1166 yılında Yesi’de vefat etmiştir. Timur, Türkistan bozkırlarında şöhreti ve nüfuzu iyice yayılmış olan Hoca Ahmet Yesevi’nin kabrini ziyaret edip kabrin üstüne bir türbe yapılmasını emretmiştir. Bugün bu türbe Orta Asya’nın en önemli ziyaret yerlerinden biridir.