SalamWebToday Haber Bülteni
Haftalık SalamWebToday makalelerini almak için kaydolun!
Üzgünüz, şu nedenden dolayı hata oluştu:
Abone olarak, SalamWeb Şartları ve Gizlilik Politikası 'nı kabul etmiş olursunuz.
Haber bülteni yazıları

Askıda Ekmek ve Kadim Geçmişi

Kültür 18 Haz 2020
peter-feghali-bE381ppkY-s-unsplash
Fotoğraf: Peter Feghali-Unsplash

Osmanlı İmparatorluğu’nda her evin mutlak ihtiyacı olan ekmek, durumu olmayan kişilere askıda ekmek geleneği ile ulaşıyordu. Bugün bu uygulama İstanbul’da pek çok fırında ve ülkenin çeşitli yerlerinde devam ediyor. Osmanlı’da mahalle içi yardımlaşma çok yaygındı. Yardım yapan kişinin yardımı duyurmaması ve ihtiyaç sahibine ulaştırması da dinimizin adetlerindendi.

Osmanlı’da askıda ekmek

Bu uygulamada ekmek alan kişi ödeme yaparken kaç tane isterse o kadar sayıda ekmeği bir heybenin içinde, askıya astırıyordu. Fırına gelen ihtiyaç sahipleri askıda ekmeği işaret ederek oradaki ekmeği alıyordu. O dönemde ihtiyaç sahipleri sadece ihtiyacı kadar ekmeği alıyor fazlasını talep etmiyordu. Günümüzde ise askıda olan ekmek sayısı panolara yazılıyor.

Esasen Osmanlı İmparatorluğu Müslüman bir devlet olarak “ İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” anlayışını benimsemişti. Herkes gibi yokluk çeken insanların gururu olduğu ve yardımlaşmanın kimseyi incitmeden yapılması çok önemseniyordu. Askıda ekmeğe benzer bir başka yardımlaşma şekli olan sadaka taşı da yaygındı. Osmanlı’da yardımlaşma yaşamın içinde çok sık görülen bir olguydu.

Yardımlaşmanın köklerine inersek, Türklerde Selçuklular döneminde karşımıza çıkan “Ahilik” teşkilatı, Osmanlı İmparatorluğu’nda varlığını “Lonca” olarak sürdürdü. Meslek örgütleri ve çok geniş yelpazede hizmetler veren vakıflar yardımseverliliği bu yapı ile düzenli bir hale getirdi.

İlk olarak ne zaman başladı?

Aslında ilk vakfın ne zaman kurulduğunu tam olarak bilemiyoruz. Eski Türkler, Moğollar, Farisiler, İslamiyet öncesi Araplar, Yahudiler, Romalılar ve Bizans’ta vakıf uygulamalarının olduğuna dair bazı kaynaklar bulabiliyoruz. İslam kaynaklarına baktığımızda ilk vakfın, müminlerden birinin kendisine bıraktığı malın müminlere kullanılması amacıyla Hz. Muhammed (SAV) tarafından kurulduğunu yazıyor. (Akgündüz, 1996: 11).

Askıda bir yardım ürünü bırakmak son yıllarda genel olarak yaygınlaştı. Pandemi dönemi belediyelerin askıda fatura uygulaması oldukça iyi karşılandı. Yine insanlar kime yardım ettiklerini bilmeden, alanlar da kimden yardım aldığını bilmeden ihtiyaçlar karşılandı. Askıda fatura uygulaması yine Osmanlı’da olan bir başka yardımlaşmayı akla getiriyor. Ramazan’da hali vakti yerinde olanlar, fakir semtlerin bakkalına, manavına giderek deftere yazılan veresiyelerden   öderlerdi. Yine yardım eden ve alan birbirinin kimliğinden haberdar olmazdı, bu adetin adı zimen defteriydi.

Pandemi döneminde evde ekmek yapan kişiler bu işin aslında ne kadar zahmetli olduğunu da bir kere daha hatırladı. Tam da yeri gelmişken ekmek kadar temel bir besinin çöpe gitmesinin ekonomi ve doğaya zararını hatırlatalım. Türkiye’de her gün 1,5 milyon ekmeğin çöpe atılması bu konuda destek beklendiğini ortaya koyuyor. Bu destek de çoğunlukla evin mutfağının yöneticisi olan kadınlarımıza düşüyor.

Kuran’da yardımlaşmayla ilgili karşımıza bazı ayetler çıkıyor

“Kafirler de birbirlerinin dost ve yardımcılarıdırlar. Eğer siz aynı şekilde birbirinize arka çıkmaz ve destek olmazsanız, yer yüzünde ne götürüp ne getireceğini kestiremeyeceğiniz büyük bir fitne, kargaşa ve büyük bir bozgunculuk patlak verir.” (Enfal Suresi, 73. Ayet)

“Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin dostu ve yardımcısıdırlar.” ( Tevbe Suresi, 71. Ayet)

“Bir mümin, aç bir mümini doyurursa, Allah da o kimseyi cennet meyveleriyle doyuracaktır. Yine bir mümin, susuz kalan bir mümine bir şeyler içirip susuzluğunu giderirse, Allah kıyamette ona (misk ile mühürlenmiş lezzetli bir içecek olan) ‘Rahik-ı Mahtum’dan içirecektir. Yine bir mümin, elbiseye ihtiyacı olan bir mümini giydirirse, Allah da ona cennetin yemyeşil elbiselerinden giydirecektir. (Tirmizi, Kıyame, 18)

Bir Müslüman olarak çevremizde olanlara duyarsız kalmamak, nasıl olsa bir başkası yardım eder diye düşünerek yüz çevirmemek önemli. Huzurlu bir toplumun anahtarı yardımlaşmada yatıyor.