Bağırmayan bir anne olmak için öneriler

Kadın Contributor
bağırmayan bir anne
S&B Vonlanthen-Unsplash

Biliyoruz. Çocuğunuz sizin için dünyanın en kıymetlisi. Peki bağırmayan bir anne nasıl olunur? Gelin bu önemli ve hassas konuya bu yazımızda yakından bakalım.

Anadolu köylerinde çok eski ve çok manidar bir olgu vardır. Biri bir anneye “Çocuk sizin mi?” diye sorduğunda o kişiye “Evet, benim.” demek yerine “Benim değil, Allah’ın.” derler. Allahü Teala’ya yürekten bağlılığı, bu fani dünyaya geliş amacımızı özetleyen ne kadar anlamlı ve derin bir söz öyle değil mi?

Değil yalnızca öz evladımız kendi canımız dahi bize Allah’ın bir emaneti. Ölçülü olma, bedenimize ve zihnimize iyi davranmak, kendimize iyi bakmak da bu nedenle çok önemli. Keza çocuklarımız da tabii aynı ölçüde kıymetli. Onların iman dolu, iyi kalpli, vicdan sahibi, adaletli, haram helal bilen, etrafına saygılı, ölçülü, çalışkan bireyler olabilmeleri bizim onları yetiştirme tarzımızla birebir bağlantılı.

Özellikle son yıllarda psikolojiyle ilgili kitaplar, filmler hatta televizyon dizileri dahi çekilir oldu. Bu bilim, birçok yapıma tema olarak işleniyor. İyi de oluyor bir bakıma. Çünkü birçok kişi bu sayede yetişkinlerin hayattaki tüm başarısızlıklarının, psikoloji rahatsızlıklarının, sorunlarının ve mutsuzluklarının temelinde anne ve babası olduğunu çok daha iyi idrak edebiliyor.

Bağırmayan bir anne olmak neden çok önemli?

Çünkü mutlu annelerin mutlu çocukları olur. Bu yazıda sadece anne-çocuk ilişkisini ele alacağız. Babaların önemi çocuklarımızın hayatlarında tabii ki tartışılmaz.

Anne ve baba birlikte evlatlarını en iyi şekilde yetiştirmelidir. Ancak anne psikoloji biliminde birtakım uzmanların görüşüne göre çocuğun yaşamında duygusal zekasının gelişiminde her şeyden daha öncelikli yer alıyor. Öyle ki bir çocuk iki yaşına kadar annesiyle kendisini bir beden sanıyor!

Sinirli, eleştirel, öfkeli, bağıran bir annenin çocuğu da muhtemelen ileride tıpkı annesi gibi kendi çocuklarına aynı şekilde davranan bir anne ya da bir baba olacaktır.

Peki, çocuğa bağırmamak elimizde mi? Elbette. Yöntemi nedir diye merak ediyorsanız; her şeyden önce çocuğumuza bağırmanın kötü bir şey olduğunu kabul etmeliyiz. “Her anne çocuğuna bağırır, normaldir.” gibi cümlelerle bu durumu normalleştirmek doğru değildir. Zira bu, çok iyi bir adım olacaktır. Ardından kendimizi nasıl frenleyebiliriz diye kendimize sormalıyız.

Eğer çocuğunuza sıklıkla ve çok yüksek sesle bağırıyorsanız uzman birinden psikolojik desteğe ihtiyacınız olabilir. Bu yerinde ve çözüme götürecek bir yöntemdir. Bağırdıktan sonra pişmanlık hissedip hissetmediğinizi de kendinize sormalısınız. Eğer pişmanlık duyuyorsanız bu sürenin ne kadar olduğu da önemli. Yani çocuğunuza bağırır bağırmaz pişman olup ona sarılıyorsanız başka; iki-üç saat sonra ya da ertesi gün herhangi bir pişmanlık duyuyorsanız başka bir durumdur.

Çocuğunuza bağırmamak isteyip de buna engel olamıyorsanız ona sesinizi yükseltmeye başladığınız anda başka bir odaya geçmeyi deneyin. Sinirinizin geçmesi için derin derin nefes alıp verin. 10’dan geriye doğru derin nefes alıp verin. Nefesinizi her verdiğinizde daha da sakinleştiğinizi fark edeceksiniz.

Yardım istemekten çekinmeyin

Zaman zaman hepimiz, tüm dünyanın işini kendimizin yaptığını düşünebiliriz. Eğer ev işleri, kendi profesyonel işiniz, çocuk bakımı, yemek gibi üzerinizde çok fazla yükümlülük olduğunu hissediyorsanız eşinizden yardım istemeyi deneyin. Bulaşıkları makine yerleştirmesi bile bazen çok işimize yaramaz mı?

Birçok kişi “O kadar çok işim var ki, bu basit işi eşim yapsa ne olur; yapmasa ne olur?” diye asla düşünmeyin. Hayat paylaştıkça güzel.

Kendinize bir saat de olsa her gün zaman ayırmaya özen gösterin. Çocuk, ev işi, sorumluluklar… Tüm bunlara biraz mola verip, yürüyüş yapmanızı öneririz. Yürüyüş yapmak tüm sinir sistemini tamir eden bir egzersizdir.