Bağışlanma Arzusu

ID 56279570 © Nicola Messana | Dreamstime.com
ID 56279570 © Nicola Messana | Dreamstime.com

Kullar her zaman acizliklerini hissettiklerinde Allah’tan rahmet ve merhamet dilerler. Maddi ve manevi tüm sıkıntılarımızı giderebilecek, sığınacağımız tek kişi yüce rabbimiz. Bu sığınma arzusunda kapıyı açacak anahtar da dua. Biz kulları kadar Hazreti Muhammed’de Allah’a dua eder, ondan yardım isterdi. Kuran-ı Kerim’de yer alan duaların çoğu Peygamberimizin dualarıdır.

Yeryüzündeki ilk bağışlanma arzusu Hazreti Adem ve Hazreti Havva’ya aittir. Allah’ın yasağını çiğneyerek cennetten kovulduktan sonra bağışlanma duası etmişlerdir.

Bu olayı Kuran-ı Kerim’den şu şekilde öğreniyoruz. “ Böylece ikisini de ayartmış oldu. Ağacın meyvesini tattıklarında ayıp yerleri kendilerine göründü. Ve cennet yapraklarından üzerlerini örtmeye başladılar. Rableri onlara, “Ben size o ağacı yasaklamadım mı ve şeytanın size apaçık bir düşman olduğunu söylemedim mi?” diye seslendi. Dediler ki: Ey rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz, bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz!” ( Araf Suresi, 22-23. Ayetler)

Bağışlanma istekleri içinde karşımıza çıkan bir diğer önemli olay, Hazreti Nuh’un hayatına ait. Oğlunun tufandan kurtuluşu için dua etmesi üzerine Allah Teala’nın ikazıyla karşılaşan Hazreti Nuh sonrasında şöyle yakarır: “ Nuh Rabbine şöyle seslendi: “Ey rabbim! Şüphesiz oğlum da ailemdendir. Senin vaadin elbette haktır. Sen hakimlerin en adilisin” dedi. Allah buyurdu ki: “Ey Nuh! O senin ailenden değildir. Çünkü onun yaptığı iyi olmayan bir iştir. Sakın hakkında bilgi sahibi olmadığın bir şeyi benden isteme! Ben cahillerden olmayasın diye sana öğüt veriyorum.” Nuh dedi ki: “Ey rabbim! Ben, senden hakkında bilgi sahibi olmadığım bir şeyi istemekten yine sana sığınırım. Eğer beni bağışlamaz ve esirgemezsen, kaybedenlerden olurum!” (Hud Suresi 45-47. Ayetler)

Hazreti İbrahim ve oğlu Hazreti İsmail de bağışlanmak için Allah’a ettikleri dua ile anılırlar. “İbrahim İsmail’le birlikte beytin temellerini yükseltiyordu: “Ey rabbimiz! Bizden bunu kabul buyur; şüphesiz sen işitensin, bilensin. Ey rabbimiz! Bizi sana teslim olanlardan eyle, soyumuzdan da sana teslim olacak bir ümmet çıkar. Bize ibadet usullerimizi göster, tövbemizi kabul et. Şüphesiz tövbeleri kabul eden, merhameti bol olan yalnız sensin.Soyumuz içinden, onlara senin ayetlerini okuyacak, kitabı ve hikmeti öğretecek, onları temizleyecek bir elçi çıkar rabbimiz! Çünkü yalnız sensin kudret ve hikmet sahibi.” ( Bakara Suresi, 127-129. Ayet)

Yüce yaradana edilen dualar, bağışlanma isteği bunlarla da kalmıyor. Nice Peygamberler Allah’a el açarak merhametine sığınıyor. Hata yapmak biz kulların hayatının sınavı. Ne hata yaparsak yapalım, tövbe edip, af istemek mümkün.

Hazreti Musa, Firavun’un ve yanındakilerin kibirli davranışlarına dayanamayarak dua ile yardım istemiştir. “ Musa, katımızdan verilmiş hakikati getirdiğinde, “Onunla birlikte olan inanmış kişilerin oğullarını öldürün, kızlarını diri bırakın!” dediler. Oysa inkarcıların tuzağı hep boşa çıkmıştır. Firavun, “Bırakın beni de şu Musa’yı öldüreyim! Tanrısına yalvarsın bakalım (kurtulabilecek mi)! Çünkü onun, dininizi değiştirmesinden yahut ülkede huzursuzluk çıkarmasından kaygı duyuyorum” dedi. Musa ise, “Hesap gününe inanmayan her kibirli kişinin şerrinden, benim ve sizin Rabbiniz olan Allah’a sığındım!” dedi. Mümin Suresi, 25-27. Ayet)

Hz. Yusuf  kendisine hüküm ve idare verildikten sonra ettiği duada şunları söylemiştir; “Ey Rabbim! Bana iktidar verdin ve bana rüyaların yorumunu da öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan! Dünyada da ahirette de beni yönetip himaye eden sensin. Müslüman olarak canımı al ve beni iyi kulların arasına kat!” Hangi vakit olursa olsun, tıpkı Peygamberlerimiz gibi sığınacağımız kimse her zaman Allah’tır. O mutlaka duaları cevapsız bırakmaz.