SalamWebToday Haber Bülteni
Sign up to get weekly SalamWebToday articles!
Üzgünüz, şu nedenden dolayı hata oluştu:
Abone olarak, SalamWeb Şartları ve Gizlilik Politikası 'nı kabul etmiş olursunuz.
Haber bülteni yazıları

Bakmakla yükümlü olunanlar kimlerdir?

Aile 01 Şub 2021
bakmakla yükümlü olunanlar
Veeterzy-Unsplash

Allah’ın insanı sorumlu kıldığı konulardan biri bakmakla yükümlü olunanlar için nasıl davranıldığıdır. Kişinin sorumluluğu altında bulunan kimselere ihtiyaç halinde yardımcı olması, malla yapılan ibadetlerde tercih etmemesi gerekir. Bu kişiler yakın aile bireyleri ve kan bağı olan kimseleri kapsar.

Bakmakla yükümlü olunanlar…

İslam’da dayanışma, yardımlaşma ve aile bağlarına değer vermek oldukça önemlidir. Bu nedenle aile ve akraba içindeki bazı kimselere bakmak kişinin sorumluluğundadır. Onlara güzel davranmak, yardım etmek Allah’ın rızasını kazanmak adına yerine getirilmesi gereken davranışlardır.

Kişinin en yakın ailesinde bulunan çocukları bakmakla yükümlü olduğu kişilerdir. Çocukların büyüme ve gelişme evresi nasıl ailenin sorumluluğundaysa sonraki zamanlarda da bu sorumluluk devam eder. Bu nedenle yetişkin haline gelen evlatlara ihtiyaç halinde yardım edilmesi gerekir.

Evlatlara bakmak ailenin görevi olduğu gibi anne ve babaya bakmak da evlatların görevidir. Kendisi üzerinde emeği bulunan ebeveynlere her koşulda yardım etmek, onlara bakmak, hastalıklarında refakatçi olmak evlatların sorumluluğudur.

Kişinin çocuklarının yanında torunları da bakma yükümlülüğü bulunan kişilerdir. Ayrıca anne ve babasında olduğu gibi dede, babaanne ve anneanne de bakmakla yükümlü olunanlar arasındadır. Ancak kardeşlere, dayılara, teyzelere, amcalara, halalara bakmak bir tercih olduğu için bakma zorunluluğu bulunmaz. Erkeklerin ihtiyaç durumunda olan kız kardeşlerine ve bakacak kimse yoksa kendisine en yakın sayılan kadın akrabalarına bakması da bir sorumluluktur.

Erkeklerin eşlerine bakması dini bir yükümlülüktür. Özellikle çalışmayan kadınlara ihtiyaçları kadar maddi destekte bulunmak gerekir. Eşin para istemesi beklenmeden, onu küçük düşürmeden gerekli paranın verilmesi Allah’ın rızasını kazanmak adına önemlidir.

Kişinin bakmakla yükümlü olduğu kişilere yapamadığı ibadetler nelerdir?

İbadetlerde esas olan kalpten geçen niyet olsa bile malla yapılan ibadetlerde bazı şartların sağlanması gerekir. Bu şartlardan ilki, ibadeti yerine getirecek kişilerin maddi durumlarının yerinde olup olmadığıdır. Ardından, ibadetin kimler için yapılmasının uygun olduğu belirlenmelidir.

Kişinin bakma yükümlülüğü bulunan kişilere farz veya vacip olan mal ibadetlerini yapmaması gerekir. Çünkü bu kimselere yardımcı olmak kişinin zaten sorumluluğudur. İbadetlerin asıl amaçları arasında toplumun diğer kesimlerinde bulunan kimselere yardım etmek, dayanışma saplamak bulunur.

Malla yapılan ibadetler, zenginler tarafından mallarının bir kısmının yoksul kimselere dağıtılmasıyla yapılan ibadetlerdir. Bu ibadetler maddi durumu yerinde olan kişiler için farz ve vacip olarak emredildikleri için yerine getirilmelidir. Zekat ve fitrenin yanında sadaka da malla yapılan ibadetlere örnek verilebilir.

Bakma yükümlülüğü bulunan kişilere nasıl bakılmalıdır?

Birine bakma yükümlülüğü yalnızca malla değil davranışla da yerine getirilmesi gereken bir sorumluluktur. Bu nedenle ihtiyacı olan kişilere yalnızca para vermek yeterli olmaz. Allah’ın rızasını kazanmak ve salih amel işlemek için o kişilerin manevi anlamda da yanlarında bulunmak gerekir.

Yardıma ihtiyaç duyulan pek çok konu bulunur. Özellikle hastalık zamanlarında, engeli bulunan kişilerin gerçekleştiremediği davranışlarda, yaşanan diğer sıkıntılarda bakılması gereken kişilere yardım edilmelidir. Onlara refakatçi olmak, destek vermek, yapamadıkları işleri yerine getirmek, kısa veya uzun süreli olarak yanlarında bulunmak gerekir.

Bir kimseye yardım ederken aşağılamamak, küçük düşürmemek gerekir. Evlatların ve büyüklerin birbiri üzerinde pek çok hakkı bulunduğu için her işten sonra helallik alınmalıdır. Bakmakla yükümlü olunan kişi kalp kırmadan, güzel sözler söylemeli; bakılan kişiler de dualarla cevap vermelidir. Anlaşma sağlanamayan konularda kavga etmek yerine çözüm yolları aranmalıdır.

YAZI: İPEK ATACAN