Bal ile Gelen Şifa

matthew-t-rader-ohygdzgWbr4-unsplash
Fotoğraf: Matthew T. Rader-Unsplash

İnsanoğluna Allah tarafından bahşedilen sayısız nimetten biri de baldır. Kur-an’ı Kerim’de adı geçen besinlerden biri. Sırlı bir yiyecek olma özelliğini hala koruyan balın insanoğlunu en çok şaşırtan bir yönü ise yıllar geçse de bozulmama özelliğidir. Allah’ın vahiy etmesi ile arıların gizemlerle dolu muhteşem dansları ile insanoğluna bir armağanı.

Kayıtlara göre bala ait en eski bilgi İspanya’nın Valencia bölgesindeki bir mağara duvarında bulunan bal yapan arılar ve balı toplayan bir insan resmi. Ve bu kalıntının Cilalı Taş Devri’ne ait olduğu tahmin edilmekte. Bu kadar eski bir tarihe sahip olan bal belki de insanoğlunun ilk besin kaynaklarından biri. Antik dönemlere uzanan bu yolda Hindistan’dan Çin’e Mısır’dan Roma’ya kadar birçok medeniyetin günümüze gelmiş kayıtlarında adı geçen gizemli bir gıdadır bal. Örneğin Hindu dinlerindeki kaynaklarda balın kutsal sayılarak ilahilere konu olduğunu görüyoruz. Hindu dinlerinin yazılı ilk kaynaklarından olduğu bilinen Rig Veda’da yer alan bir ilahiye şöyle konu olmuş bal: “Bütün rüzgarlar bal damlatsın. Bütün nehir ve akıntılar balı yeniden yaratsın. Bütün ilaçlarınız bala dönüşsün. Şafak vakti ve gece bal ile dolsun. Karanlığın parçaları bala bulansın. Şifa kaynağımız, şu yukarıdaki gökyüzü, balla dolsun. Ağaçlarımız baldan olsun. Güneş baldan olsun. İneklerimizden bal sağılsın.”

Antik çağın önemli medeniyetlerinden biri olan Mısır’da da balın milattan önceye ait yazılı kaynaklarında da adının sıkça geçtiği, tıp alanında dönemine göre oldukça ileri olan Mısır’lıların tıbbi reçetelerinde bal ile yapılan ilaçların olduğu görülmektedir.

Bu antik çağların yine önemli medeniyetlerinden Yunan ve Roma döneminden kalma yazıtlarda da bal ile ilgili birçok bilgi yer almaktadır. Örneğin Hipokrat (MÖ 460-MÖ 370) yazdığı kitaplarda yaraların üzerine bal sürülerek iyileştirilebileceğini ve balın mideye faydalı olup mide içi yaraları iyileştirici etkisinden bahsettiği belirtilmektedir.

Çeşit çeşit çiçekten alınan nektarın bal arısının içinde değişime uğrayıp emek emek oluşturdukları peteklere zerk edilmesidir mucizevi balın öyküsü. Rengi tadı kokusu çiçeğine, iklimine, mevsimine göre değişir. İnsanlığın faydasına sunulmuş olan bu ilahi gıda Kur-an’ı Kerim’ de şöyle geçer :

“Rabbin bal arısına şöyle ilham etti: “Dağlardan, ağaçlardan ve insanların yaptıkları çardaklardan kendine evler edin.” (Nahl Suresi, 68. Ayet)

“Sonra meyvelerin hepsinden ye de Rabbinin sana kolaylaştırdığı (yaylım) yollarına gir.” Onların karınlarından çeşitli renklerde bal çıkar. Onda insanlar için şifa vardır. Şüphesiz bunda düşünen bir (toplum) için bir ibret vardır. (Nahl Suresi, 69. Ayet)

Bu ayetlerde balın ,insanlar için şifa olmasının yanı sıra bir ibret olmasından da söz edilmesi balın oluşumundan soframıza gelinceye kadar ki serüveninde bugünün teknolojisinde bile hala çözülemeyen gizemlerin oluşudur sanırım. Bir başka ayette ise bal bir cennete yiyeceği olarak şöyle geçer:

“Kötülükten sakınanlara vaat edilen cennetin durumu şöyledir: Orada bozulmayan temiz sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar, içenlere lezzet veren şaraptan ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır. Onlar için cennette her çeşit meyve ve Rablerinden bir bağışlanma vardır. Bunların durumu, ateşte ebedî olarak kalacak olan ve bağırsaklarını parçalayacak kaynar su içirilen kimsenin durumu gibi olur mu?” (Muhammed Suresi, 15. Ayet)

Üzgünüz ki günümüzde bu şifaları saymakla bitmeyecek ilahi kaynağın bir nimeti olan bal birçok şeyde olduğu gibi kötü insanların hıyanetine uğramaktadır. Arı duru tertemiz nimetler bahşeden Yüce Rabbimize bahşettiği bu nimetlere yaraşacak insanlarla dolu hilesiz bir toplum dileği ile.