Barışın ve İletişimin Anahtarı Selam

155111851 © Szefei | Dreamstime.com
155111851 © Szefei | Dreamstime.com

Fizik alemle de metafizik alemle de iletişimin ortak dilidir selam. Çünkü görünen ve görünmeyen alemlerin Rabbi olan Allah’ın adıdır. Allah, selamı hayatın merkezine koymuştur. İslam kültüründe sembol haline gelmiş ve Allah’ın selam, rahmet ve bereketini dilemeyi ifade eden geleneksel selamımız bu sebeple derin anlamlar barındırır. Arapçada barış, esenlik ve selamet gibi anlamlara gelen “selam” kelimesinin Kur’an-ı Kerim’in birçok ayetinde değişik anlamlarının yanı sıra insanların birbirine selamı, meleklerin insanlara selamı, cennetliklerin birbirlerine selamı gibi kullanımları da yer alır. Allah’ın güzel isimlerinden biri “es-Selam” (Haşr, 23. Ayet), cennetin bir adı “Daru’s-selam” yani esenlik yurdudur.

İslam da selam kökünden; gönül ve dünya huzuru ile barışa ermek anlamındadır. Kur’an ve sünnette öncelikle Allah’tan kullarına ve diğer varlıklara, ardından meleklerin, peygamberlerin ve insanların birbirlerine ve bütün kainata selam vermesiyle ilgili bilgi ve hükümler bulunmaktadır. Selam insani ilişkilerde iletişim ahlakını düzenleyen ve farkındalık bilinci ortaya koyan bir özelliğe sahiptir.

Selamlaşmak, insanlar arası iletişimin anahtarıdır. Bu yolla birbirlerine iyi dileklerini sunan insanlar, iletişimde ilk olumlu adımı atmış ve diyalog kapısını açmış olurlar. Selamlaşan kimseler, aralarında bir dargınlık, kavga ve anlaşmazlık bulunmadığını, yani barış içinde olduklarını ifade etmiş olurlar. Bunun önemini çok iyi bilen Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav), Medine’ye hicretinde Müslümanlara yaptığı ilk tavsiyelerden birisi “selamı yayınız” talimatı olmuştur. (Tirmizi)

Selam, bir insanın karşısındaki diğer insan için hayır dileğinde bulunmasıdır.  Selamlaşmak, karşıdaki kişi ile iletişim kurmak ve o kişi için emniyet ve güven temenni etmektir. Selam bir anlamda karşımızdaki kişi için yapmış olduğumuz güzel ve özlü bir duadır ki bu daha en başta, selamladığımız kişiye karşı iyi niyetimizi gösterir. Selam, barış ve sevgi adına atılan küçük, ama çok etkili bir adımdır. Selam,  tanışmak, tanıtmak, tanımaktır. Gittikçe yabancılaşan ve yalnızlaşan insanlığın karşısında, arkadaşlık ve dostluğu tesis eden tohumdur.

Allah’ın rahmet, bereket ve esenliğinin karşımızdaki insan üzerine olmasını dilemek ve ondan da aynı dilekleri almak birbirimize pozitif enerji yüklemektir. Bu enerji ile başlayan iletişim, daha sonra iyi ilişkilere ve kalıcı dostluklara kolaylıkla dönüşebilir. Bu nedenle Hz. Muhammed, tanıdığa da tanıdık olmayana da selam vermeyi İslam’ın gerekliliği olarak nitelemiş, selama karşılık vermeyi Müslümanın görevleri arasında saymıştır. (Buhari)

Namazda okuduğumuz tahiyyat Allah’a, Peygamberimiz Hz. Muhammed’e ve bütün Müminlere selam verme anlamlarını ihtiva eder. Selamı daha güzeli ile karşılamayı emreden Allah Teala’nın, bu selamlamalara da fazlasıyla karşılık vereceğine olan inancımız tam olmalıdır. İnsan selam sayesinde insanlarla kendi arasına bir köprü kurmaktadır. Yalnızlaşan günümüz insanı çevresiyle arasına duvar örerken, İslam dini selamı hayatın merkezine koymakta ve insanlar arası iletişimde köprü oluşturmaya vesile olmaktadır. Aynı dünya üzerinde beraber yaşadığımız insanlarla iyi geçinmek durumundayız. İyi geçinmek için karşılıklı sevgi ve saygıya muhtacız. Bu sevgi ve saygının oluşmasında selamın etkisi büyüktür. Toplumdaki dirlik ve huzur buna bağlıdır. Selam, insanlar arası sevgi ve saygının artmasına vesiledir.

İslam dini, hangi ırk, cins ve renkte olursa olsun herkese ve kıyamete kadar bütün zamanlara hitap eder. Bu sebeple selam, Allah’a, Resul’üne ve O’nun getirdiklerine inanan bütün Müminlerin selamıdır. Uzakdoğu’da, Malezya ya da Endonezya’daki bir Müslüman, Amerika’daki bir Müslümanla veya Azerbaycan’daki bir Müslüman, Güney Afrika’daki bir Müslümanla aynı selamı paylaşmaktadır. Evrensel din olmanın doğal gereği de budur.