Görüş 13-Tem-2020

Başımıza Gelenler İmtihan mı Ceza mı?

Author
Şebnem Cengizalp
Yazar

Hepimiz zaman zaman başımıza gelen şeyler hususunda kuşku ve endişeye düşeriz. “Acaba bu neden benim başıma geldi de bir başkasının değil. Bu bizim hatamız mıydı, yoksa bize haksızlık mı yapıldı. Ya da anne babalarımızın hatasının bedelini mi ödüyoruz.” gibi çeşitli düşünceler aklımıza takılır.

“Size gelip çatan her musibet ellerinizin kazandığı yüzündendir. Allah birçoklarını da affediyor”(Şura Suresi, 30 Ayet) “Yemin olsun ki, sizi korku, açlık; mallardan-canlardan eksiltme türünden bir şeyle mutlaka imtihan edeceğiz. Sabredenlere müjdele.” (Bakara Suresi, 255. Ayet)

Bu iki ayetin ortak özelliği, şu fani dünya hayatında insanın mutlaka birçok konuda sınanacağı bilgisini vermesidir. İnsan, başıboş bırakılmayacak ya imtihan için ya da kendi elleri ile yaptıklarından dolayı mutlaka bazı sınavlardan geçecektir.

Eğer Allah her hatamızdan ötürü başımıza bir musibet gönderseydi, felaketsiz bir anımız geçmezdi. Yüce Rabbimiz, aksine o hatalarımızın birçoğunu ibadet ve iyiliklerimiz ya da birilerinin hatalarını hoş görmemiz gibi şeyler karşılığında affediyor. Affetmediklerinin de pek çoğunu ahirete erteliyor ki asıl mükafat ve ceza yerinin orası olduğuna iman ediyoruz.

Bilindiği bu dünya hayatı bir sınanma ve eğitim yeridir. Ömür denen sayılı nefes bittiğinde alacağımız karneye göre ebedi alemde asıl yerimiz konumumuz belli olacak. Bu dünya hayatında bizler, Allah’ın isim ve sıfatlarını öğreneceğimiz çok boyutlu bir eğitim içindeyiz. Hz. Adem, “isimleri öğrenmesi” sayesinde meleklerden üstün olduğu gibi, biz de aynı hedefe ulaşmak için zorlu bir eğitim sürecinden geçiriliyoruz.

Alemde her şey Allah’ın isimlerinin yansımasıdır. Salih ameller rızasının, günahlar ise gazabının yansıması olarak tecelli eder. Hangisini izlersek, Allah‘ın o ismine çıkar yolumuz. İnsan bu dünyaya bir eğitim için geldiğinden dolayı zaman zaman da bazı sınamalardan geçirilir ki bu alemde var olmasının sebebini idrak edebilmiş mi?  Her halükarda dengesi bozulmadan doğru davranışı gösteriyor mu? Aynı zamanda bu dünya, bir yarış alanıdır. “O, hanginizin daha güzel iş yapacağınızı denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstündür, bağışlayandır.” (Mülk Suresi, 2.Ayet)

Allah, neden bu imtihanları takdir ettiğini açıklamamıştır. Hatta peygamberlerine dahi belaya neden uğrattığının sırrını söylememiş, teslimiyet beklemiştir. Bu da Allah’ a gerçek kulluğun gereğidir. Bize düşen, hayat yolumuzda karşımıza çıkan nesnelere ve olaylara aldırmadan, sarsılmadan, ümitsizliğe düşmeden yürümektir. Her olay, ona doğru tepkiyi verirsek bizi manevi açıdan besleyecektir

Gelip geçici bu dünya hayatında olup bitenler, başımıza gelenler, her birimizin ayrı ayrı imtihanı ya da yaptıklarımızın birer sonucu şeklinde bakabilmeyi öğrenmek gerekiyor. Yüce kitabımız Kur-an’ı Kerim’deki beyanlar bu şekilde. Fakat genelde insanın başına bir felaket geldiğinde, gelenin ne olduğunu anlamaya çalışmak şöyle dursun, buna göre davranacak farkındalığa bile sahip olamayabiliriz. Ayrıca bu sorulara yanıt ararken, bir musibet anında ağzımızdan çıkacak kelimeler “neden ben” boyutunda bir isyankarlık noktasında ise sonrasında yaşanacaklar bize daha ağır bedeller ödetebilir. O yüzden evet, neyi neden yaşadığımızı düşünmek üzerine kafa yormak elbette gerekli, ancak sonuç çıkarırken oldukça dikkatli olmak gerekiyor. Zira biz birer beşeriz ve kesin bilgilere ulaşmak yaşadığımız her olayda mümkün değil.

Başımıza gelenler imtihan mı, ceza mı sorusuna yanıt ararken Hz. Ali’nin cevabı ışık tutabilir yolumuza: Bir gün Hz. Ali ye sahabeden biri bir soru yöneltir: “Ey Ali başımıza gelenler imtihan mıdır yoksa kendi elimizle ettiklerimizin sonucu mudur? Nereden bileceğiz? Sorusuna Hz. Ali’nin cevabı şöyledir: ‘Başınıza gelen eğer sizi Allah’a yaklaştırıyorsa imtihanınızdır. Eğer Allah’tan uzaklaştırıyorsa cezanızdır!”  Bu çarpıcı ifade aslında mantıklı gibi görünmekte. Çünkü imtihan halinde olduğunu anlayan Müslüman için sabretmek, içinde bulunduğu durumdan çıkmak için çaba göstermek, tevekkül etmek gibi konular direkt iman ile ilgili ve içselleştirilerek pekiştirilen duygulardır.

 

 

İlgili makaleler
Görüş
Görüş 12-Eyl-2020
no-woman-photo-150x150
Şebnem Cengizalp
Yazar

Kur’an-ı Kerim terimi olan “vesvese”, varlığı şeytan varlığı ile özdeşleşen zihnine sinsice yerleştiği insan için kurtulması gereken kötü telkinlerdir. İlahi kılavuzumuz Kur’an-ı Kerim’de vesvese, şeytan ya da nefsin insana fısıldadıkları olarak tanımlanır. Ve bu fısıltılar insan için saptırıcı, şüpheye ve tereddüde düşürücü, dine aykırı davranışlara sürükleyicidir.

Devamı Devamı
Görüş
Görüş 27-Ağu-2020
Şebnem Cengizalp
Yazar

Günümüzde, teknoloji ile oldukça hızlanan hayatlarımıza gelen yenilikler yanında nelerin kaybolup gittiğini bazen hatırlıyor bazen de modern çağ denizinin hırçın dalgaları arasında umursamadan akıp gidiyoruz. Hatırladığımız zamanların klasik cümlesi ise nerede o eski bayramlar, nerede o eski günler gibi cümleler oluyor.

Devamı Devamı
Görüş
Görüş 18-Ağu-2020
no-woman-photo-150x150
Şebnem Cengizalp
Yazar

“Din” kelimesi Kur’an-ı Kerim’de doksan iki farklı yerde geçmekte ve zül, yönetme, itaat, hüküm, tapınma, tevhit, İslam, şeriat, adet, ceza, hesap gibi anlamlarına örnekler vererek açıklanmaktadır.

Devamı Devamı
Görüş
Görüş 03-Ağu-2020
Author
Şebnem Cengizalp
Yazar

Pek çok tanımı bulunan kültür kavramı, genel bir tanımı ile bireyin yaşadığı toplum içinde öğrendiklerini nesilden nesle aktardığı bir bilgi mirasıdır diyebiliriz. Toplumun yaşadığı coğrafya ve iklime göre dil ve dinin de içinde bulunduğu unsurlarla gelenek göreneklerin oluşturulmuş halidir.

Devamı Devamı