Batı’nın Feyz Aldığı Kıymetli Bilim İnsanları

cdc-LiNIONbajm4-unsplash.jpg
Batı biliminin temeli Doğu'ya dayanır. Fotoğraf: CDC-Unsplash

Günümüzde savaşlarla, göçlerle, yoksullukla ve terörle boğuşan İslam coğrafyasının bir zamanlar tüm dünyayı aydınlatan medeniyetin, bilimin ışığı olduğunu hepimiz biliyoruz.

Hepimiz medeniyetin kaynağının Batı olduğunu dayatan bir anlayışla kabullendik makus talihimizi. Oysa tarihin sayfalarında meraklı bir gezinti yaptığımızda bu dayatmanın tam aksi bir gerçeklikle karşılaşıyoruz. Öyle ki Avrupa’nın Orta Çağ’ı yaşadığı dönemde sekizinci yüzyıldan 15. yüzyıla kadar süren yedi yüzyıl boyunca İslam’ın Altın Çağı’nda buluveriyoruz kendimizi. İslam Rönesansı olarak da adlandırılan bu dönemde fizikten kimyaya, matematikten tıbba, felsefeye her alanda sayısız bilim insanı yetişmiş; sayısız icatlar, eserler, buluşlar gerçekleşmiştir.

İnsanlığın bugününü hatta geleceğini şekillendiren bilgisayar ve robot sistemlerinin temellerini bundan bin yıl önce El Cezeri atmış örneğin. Resimli belgelere göre Leonardo Da Vinci’nin 15. yüzyılda örneklerini verdiği ilk işlevli robotlar El Cezeri’nin 13. yüzyılda kağıda döktüğü çizimlerinde ve tasvirlerinde görülen mekanik sistemlerle örtüşüyor. Sibernetik ve robotik alanlarının yanında fizik alanında da önemli bir yere sahip olan El Cezeri, günümüzde kullanılan su robotları, otomatlar, su saatleri, alarmlar gibi birçok mekanizmanın da ilk örneklerini dünyaya sunan bilim insanıdır.

Tıbbın temel kitabı olarak kabul edilen “El Kanun fi’t Tıb” (Tıbbın Kanunu) adlı eser, 12. yüzyıldan bu yana Avrupa üniversitelerinde temel ders kitabı olarak okutulan İbn-i Sina’nın imzasını taşır. İbn-i Sina, tıp, psikoloji, farmakoloji, jeoloji, fizik, astronomi, kimya ve felsefe alanında 276 eser vermiş bir dehadır.

Avrupalı bilginlerin ilham aldığı Farabi ise 9. yüzyılda İslam felsefesinin kurucusu sayılmış aynı zamanda kendisine Aristoteles’ten sonra gelen ikinci öğretmen anlamında “Hace-i sani” unvanı verilmiştir. Farabi, fizikte, boşluğun varlığını göstermiştir. Kitaplarının çoğunun kaybolmasına rağmen Farabi; 43 mantık, 11 metafizik, 7 ahlak, 7 siyaset bilimi, 17 müzik, tıp ve sosyoloji üzerine ve de 11’i tefsir olmak üzere toplam 117 eser bırakmıştır.

Matematikte “0” rakamını ilk kullanan Harezmi (780-850) yılları arasında yaşamış cebirin ve algoritmanın kurucusudur. Batı’daki matematikçiler Romalılar’’dan bu yana kullanılan harf rakam ve hesap sistemi yerine Hint rakam ve hesap sistemini ve cebiri, Harezmi’den öğrenmişlerdir.

“Sezaryen” terimini 10. yüzyılda tıbba kazandıran Biruni, Astronomi, Matematik, Tıp, Tarih alanında eserler vermiş çağının ötesinde evrensel bir dehadır. Kendisinden çok sonra gelen Newton, Toricelli, Copernicus, Galileo gibi bilim insanlarına ilham kaynağı olmuştur. Hatta The UNESCO Courier dergisi, 1974 yılında çıkardığı sayıyı Biruni’ye ayırmış ve “Binlerce yıl önce, Orta Asya’da yaşamış evrensel deha” olarak onu dünyaya tanıtmıştır.

Batı, 19. yüzyıl başlarında bile henüz göz ve diş hastalıkları bilgilerinden yoksun iken 9 asır önce bunların tedavisini yapan El Zehravi’yi ”Abulcasis” lakabıyla tanıdı. Cerrahi bilim dalının Avrupa’da gelişmesi de onun eserlerinin çevrilmesi ile başlamıştır.

Modern kimyanın kurucusu Cabir ibni Hayyan; Çiçek hastalığının bilinen ilk tanımını yapan El-Razi; İlk kanser ameliyatını yapan Ali b. Abbas; modern optik biliminin kurucusu İbni Heysem… Daha yüzlerce bilim adamı, yüzlerce eser. Tam yedi yüzyıl boyunca devam etmiş bir çağ. Batı dünyası İslam’ın bu Altın Çağı’nın ışığı ile Ortaçağ karanlığından sıyrılabilmiştir.

Bugün Batı’nın kucak açtığı binlerce Müslüman bilim insanı, İslam Dünyası’nı Batı ülkelerinde temsil etmeye devam ediyor. Bilimin, aklın, inancın, adaletin ve barışın ışığıyla tüm İslam aleminin Altın Çağı’na yeniden kavuşacağına inanıyoruz.