Bektaşilik ne demek? Mehmet Fuat Köprülü penceresinden

İslam 15 Şub 2021 Contributor
Bektaşilik ne demek
Chrispyphoto-Dreamstime.com

Türkiye’nin en önemli edebiyat tarihçisi ve Türklük bilimcisi olan Mehmet Fuat Köprülü’nün çalışmalarında Bektaşilik ne demek; birlikte inceleyeceğiz. Pek çok alanda değerli araştırmalar yapan Mehmet Fuat Köprülü, Bektaşi kültürü üzerinde durmuştur. Dil bilimci 1918 yılında Bektaşilik üzerine önemli bir kitaba imza attı. Bu eserinin adı; Türk edebiyatında ilk Mutasavvıflar idi. Eserde Ahmed Yesevi, Hacı Bektaş Veli ve Yunus Emre çerçevesinde Bektaşilik konusunu inceledi.

Bektaşilik ve Bektaşi edebiyatı hakkında bilgi verdiği diğer eserler; Türk Edebiyatı Tarihi, Türk Dili ve Edebiyatı Hakkına Araştırmalar kitapları oldu. Bektaşiliğin Meşeleri adı ile yazdığı makale, bu alanla ilgili değerli bir çalışma olarak tarihe geçti.

Mehmet Fuat Köprülü oldukça önemli bir bilim adamıdır. Folklorun, halk biliminin bir bilim dalı olduğunu Türkiye’ye duyuran üç bilim adamından ikincisidir. Bektaşilik ne demek; sorusunun en kısa cevabı, sufilik tarikatı olarak açıklanabilir.

Bilimsel bir araştırma olarak Bektaşilik ne demek?

İstanbul Üniversitesi’nde Edebiyat Profesörü görevindeyken, Türk Edebiyatı’nda ilk Mutasavvıflar kitabını yazdı. 1919 yılında yayınlanan bu eser bilim dünyasında büyük yankı uyandırdı. Bu eserde Bektaşiliğin kaynağı olan Yesevilik konusuna da değindi. Bektaşilikle ilgili üniversite bünyesinde yapılan ilk çalışma oldu. Bugün hala yapılan pek çok çalışma onun kitabını referans olarak göstermeye devam ediyor. Bektaşi babaları medreseye gitmiş kişiler değillerdi. Halk arasında yetişen bu sade kişiler için Yunus Emre’nin sade dili önemliydi. Bektaşi şiiri zarif ve nükteli bir dile sahipti.

Aşıkların hayatı nasıl geçiyordu?

Hak aşıklarının ilham kaynağı her zaman ilahiler oldu. Bektaşi aşıkları gezici kimselerdi. Panayırlarda, kahvehanelerde bulunuyorlardı. Memleketi baştan başa geziyorlardı. Bektaşi tekkelerinde ve zengin konaklarında misafir olurlardı. Tekke edebiyatı Ahmed Yesevi ile başladı. Tekke edebiyatının diğer önemli şairleri arasında Kaygusuz Abdal, Hatayi, Pir Sultan Abdal vardı. Anadolu’da Babailer Ayaklanması bastırıldıktan sonra, Hacı Bektaş-ı Veli’nin çevresinde yeni bir tarikatın yani Bektaşiliğin  tohumları atıldı.

16. ve 17. yüzyılda eserler üreten saz şairleri, kendilerinden önceki döneme oranla daha donanımlıydılar. Kültür seviyelerinin yükselmesinin yanı sıra, maddi olarak da daha iyi bir duruma geldiler. Bu sebeple ozan olarak anılmak istemediler. Bu yüzden kendilerine aşık adını verdiler. Aşıklar sazlarıyla Türk dilini şiirleştirip halkın duygularını dile getirdi. Kendi dönemlerine uygun olarak bir tarikata üye oldular. Özellikle askeri sınıfta yetişen aşıklar Bektaşi oldular. 16. Ve 17. yüzyılda Bektaşilik geniş bir alana yayıldı. Tasavvufun etkisiyle bazı aşıklar adlarının başına kul unvanını eklediler. Yesevi, Nakşıbendi ve Bektaşi şairlerinin pek çoğu kul unvanını almıştır.

Ne zaman gerilemeye başladı?

19. yüzyılın ikinci yarısında bir gerileme başladığını söyleyebiliriz. Bu dönemde karşımızda güçlenen bir klasik edebiyat görüyoruz. Sultan Abdülaziz Bektaşi tekkelerini yeniden açarak canlandırma çabasına girse de çok etkili olmadı. Aşık kahvelerinin yerini semai kahveleri aldı. Üç buçuk asır süren aşık edebiyatı iyice gücünü kaybetti.

Bektaşi tekkelerinde tasavvufi Türk halk edebiyatı büyük bir gelişme sağladı. Gelecek yüzyıllara dönemin kültür yapısı hakkında büyük bir miras bıraktı. Tasavvuf ve tasavvuf edebiyatı İslamiyet’in yayılmasında büyük rol oynadı. Tasavvufta amaç Allah’a ulaşarak onunla bir olmaktır. Bu düşünceye vahdet-i vücut adı verilir. Bu ulaşma gönülde gerçekleşecek bir buluşmadır. Tasavvuf felsefesi, halk edebiyatını etkilediği kadar konular, terimler yönünden divan şiirini de etkilemiştir.

YAZI: ŞEBNEM KIRCI