“Ben Yapamadım Çocuğum Yapsın”

Aile 28 May 2020 Contributor
kid
Pexels - Juan pablo serrano arenas

Çocuk yetiştirmek ne meşakkatli ne zor ne çetrefilli bir yoldur. Peki “Ben yapamadım çocuğum yapsın” mantığı doğru mudur? Çocuğumuzun tüm hayatını etkileyecek birçok davranış kalıbını bilgiyi öğrendiği aile ocağımızda onları pişirerek hayata hazırlamak bu hayatta aldığımız en büyük sorumluluk belki de. Tabii ki bu söylediklerimiz olaya bu göz ve hassasiyetle bakan ebeveynler için geçerli. Vatana millete hayırlı, çalışkan, dürüst çocuklar yetiştirmek çoğumuzun hayali.

Fakat gelin görün ki çocuğumuzu yetiştirirken yanlışlar yapmıyor değiliz. Ve çocuğu olan yakın çevremizden ya da belki kendimizin de sık sık tekrarladığı şu cümle özenle üzerine titrediğimiz çocuğumuzun geleceği açısından sanırım biraz riskli öğeler içeriyor: “Ben yapamadım çocuğum yapsın.”

Ben yapamadım çocuğum yapsın düşüncesi doğru mu?

Değişen koşullar içinde her birimizin büyüdüğü şartlar ve ortamların çeşitliliği malumumuz. Genelde ise yokluk içinde ya da zor şartlarda büyümüş olanlarımızın kurduğu dahası uygulamaya geçirdiği bu ben yapamadım çocuğum yapsın davranışı çocuklarımıza anlık mutluluklar yaşatmaktan öteye gitmemekte. Günümüzde sosyal medya sayesinde görünür hale gelen özel hayalarda bu çerçevede çocuğa sunulan sınırsız maddi ya da manevi imkanlar öylesine akıl almaz boyutlarda olabiliyor ki yetişkin bir insana sunulsa gerçekten dengesini bozabilecek türden. Hele hele çocuğa sunulduğunda gerisini siz düşünün. İhtiyaçlarının asgari düzeyde karşılandığı bir çocuk ile bu ihtiyaçların sınırsızca önüne serileceği bir çocuğun hem anı hem ilerideki yaşamı bir olabilir mi? Bence kesinlikle hayır.

Zorunlu ihtiyaç listemizde yemek yemek, giyinmek, oyun oynamak, eğitim almayı sayabiliriz. Bunların yokluğu ya da azlığı tabi ki insan hayatını olumsuz yönde etkileyen öğelerdir. Bu ihtiyaçların asgari düzeyde karşılanması gerekirken çocuklarına kendi çocukluğunda alınmayan oyuncakları gördüğü her oyuncağı almak olarak algılayan, istediğini istediği zaman yemesine izin veren, beğenmezse onu atıp yerine hemen başka yiyecekler sunan ebeveynlerin sayısı hiç de azımsanacak kadar değil. Hatta bu maddi ve zorunlu ihtiyaçların yanına zorunlu olmayan birçok durumu da ekleyen ebeveynler mevcut. Bunların en çok rastlananı da çocuklarına, ben giyemedim o giysin mantığı ile ya çok pahalı ve fazla sayıda ya da kendi aile örfüne uymayacak şekilde açık saçık giyinme serbestliği tanımasıdır.

Bu cümleyi kendine şiar edinen ve çocuğuna bu şekilde davranan ailelerin ise aynı çocuğun ergenlik ve sonrasında ise “Hiçbir şeyle mutlu olmuyor, hep daha fazlasını istiyor.” cümleleri kurduğu,  bu durum düzelsin diye psikologların kapılarını aşındırdığını görmekteyiz.

Cam fanusta yaşam doğru mu?

Yol yakınken bu davranış biçimi maddi durumunuz ne kadar iyi olursa olsun terk edilmeli çocuğunuza ihtiyacı olmayan şeyi almayacağınızı daha küçücük yaşta öğretmelisiniz diyor uzmanlar. İkinci bir ayakkabı alınabilmesi için var olanın ya küçülmesi ya da ya da gerçekten çok eskimiş olması gerektiği gibi mesela. Ya da oyuncak almanın bile bir kurala bağlı olması mesela sadece doğum gününde ya da yeni yıl hediyesi olarak bunlara sahip olabileceği. Dahası anlamaya başladığı dönemlerden itibaren para biriktirme alışkanlığının kazandırılarak parasını neye ve nasıl harcayabileceğinin öğretilmesi.

İstediği ayakkabıyı ya da oyuncağı heyecanla bekleyen ve o ayakkabıya kavuştuğunda dışarı giymeye kıyamayan her gün silen çocuklar ne mutlu çocuklardır oysa. Kıymet bilen bir amacına ulaşmak için çalışması beklemesi gerektiğini bilen çocuklar yetiştirdiğimizi görmek bizi de duygulandırmayacak mıdır. Ama bize bu duyguyu yaşatacak çocuklara kendi heva ve heveslerimize uyarak yaşatacağımız anlık mutluluklar ile bu mümkün olmayacaktır. Ebeveynler belki iyi niyetlerle yaptıkları sınırsızlıklara çocuklarını alıştırdıkları ölçüde ileride mutsuz çabasız başarısız çocuklar göreceklerdir. Anne baba olmak zor meşakkatli ve sabırla yürünülmesi gereken bir yoldur.

YAZI: ŞEBNEM CENGİZALP