Beşer ve İnsan Kavramlarının Kur’an’daki Farkları Çok Nettir!

liane-metzler-B32qg6Ua34Y-unsplash
Fotoğraf: Liane Metzler-Unsplash

Şimdi sizlerle Kur’an’daki beşer ve insan kavramına bakacağız. Zira Kur-an’da bu ayrım fark edilecek kadar bariz yapılmış ve farklı ayetlerde farklı kullanımları yer almıştır. Kur-an’ı Kerim okuyanlar bilirler ki Kur-an’da insanın yaratılışı anlatılırken farklı merhalelerden geçtiği ve sonunda insan olduğu sonucuna gelinir. İşte bu yaratılış merhalelerinin başlarında insan henüz beşerdir. Buradan hareketle “beşer” kavramı insanın fizyolojik olarak meydana gelmiş halidir. İnsan olması ise ruhani yönünün de eklenmesi ile iyi ve kötü nitelemelerinin yapılabildiği halidir. Belki bu sebeple Kur’an-ı Kerim’de beşer hal kötü bir şekilde anılmaz. Ancak insanın kötü yönleri ya da kötülükleri ayetler içinde geçmektedir. Şimdi insanın “beşer” olarak anıldığı ayetlere bakalım:

“Sizi topraktan yaratması da Allah’ın ayetlerindendir. Sonra siz birer beşer olarak yeryüzüne yayılırsınız.” (Rum Suresi, 2. Ayet)

“Hani Rabb’in meleklere demişti ki: ‘Ben biçimlenmiş kupkuru balçıktan bir beşer yaratacağım.” (Hicr Suresi, 28. Ayet)

“Sudan bir beşer yaratıp ona nesep ve akrabalık veren de Allah’tır. Zira Rabb’inin kudreti her şeye yeter.”

“Hani Rabb’in meleklere demişti ki: ‘Ben çamurdan bir beşer yaratacağım.”(Sad Suresi, 71. Ayet)

“Biz, senden önce de hiçbir beşere ebedilik vermedik. Şimdi sen ölürsen, sanki onlar ebedi mi kalacaklar?” (Enbiya Suresi, 34. Ayet)

“Meryem, ‘Ya Rabbi, bana beşer eli değmemişken benim nasıl çocuğum olabilir ki?’ dedi. Allah buyurdu ki: ‘Öyle de olsa, Allah dilediğini yaratır. O bir iş için hükmünü verdiğinde, ona ‘Ol’ der; o da oluverir.”(Al-İmran Suresi, 47. Ayet)

Görüldüğü gibi “beşer” olan insanın hiçbir kötü yönü yoktur. Bu bağlamda dikkat çekici olan bir unsur Kur-an’ı Kerim’de adı geçen bütün peygamberlerden beşer olarak bahsedilmiş olmasıdır. Acaba hep fıtrat üzere oldukları için midir? Doğrusunu Allah bilir.

Şimdi de “insan” kelimesinin geçtiği ayetlere bakarak beşer ile farklarını görmeye çalışalım:

“Gerçek şu ki, insan kendini kendine yeterli görerek azar. Kuşkusuz dönüş Rabb’inedir.” (Alak Suresi, 6,7 ve 8. Ayetler)

“Muhakkak ki insanlardan çoğu fasıktır.” (Maide Suresi, 49. Ayet)

“İnsanların çoğu inkarcılıktan vazgeçmedi.” (İsra Suresi, 89. Ayet)

“İşte insanlardan birçoğu, hakikaten ayetlerimizden gafildirler.” (Yunus Suresi, 92. Ayet)

“İnsanların çoğu ille nankörlük edip diretmiştir.” (Furkan Suresi, 50. Ayet)

“Fakat insanların çokları şükretmezler.” (Bakara Suresi, 243. Ayet)

“Fakat insanların çokları bilmiyorlar.” (Sebe Suresi, 36. Ayet)

Bu ayetlerde de Kur’an’da insan kelimesi olumsuzluklarla kullanılmıştır. İnsanın kötü ve yerilen özelliklerinin ise insanın azması, gafilliği, inkarcılığı, az ya da hiç şükretmemesi, genelde nankörlük etmesi gibi fıtrattan bahseden ayetlerdeki özelliklere ters özellikleridir. Yani insanın anılan kötü yanları fıtratında olmayıp kendi iradesi ile ortaya koyduğu özellikleridir.

Bu bağlamda peygamberlerden beşer olarak değil de insan olarak söz edilseydi olumsuz özelliklerin atfedileceği mi düşünülmüştü? Yani peygamberlerin hem fizyolojik hem fıtrat olarak bozulmamış bir beşer oldukları mı kastedilmek istenmişti? İşte bu da Kur’an-ı Kerim’in mucize ve gizemli hitaplarından biri.

Şu halde bu mucizevi ayrım ve belagat karşısında fıtrat üzere yaşamak bir erdem olmakta. Günümüz koşullarında baktığımızda insan olmaktan bile çıkmış ne idüğü belirsiz zalim bir şeye dönüşmüş kişilerin toplumların görüntülerine haberlerine ne çok rastlamaktayız. Burada da insan bile olmaktan çıkmış insan müsveddeleri ise şeytanlar güruhu haline gelmiş ve türlü felaketlerin önderliğini yapmakta ustalaşmışlardır.

Allah bizlere fıtratımız üzere yaşamayı nasip etsin.