Bilgi Reformunun Son Evresi: Covid-19

Coronavirus-31012020.jpg
Covid-19 gerçeği. Fotoğraf: © Olga Nikiforova | Dreamstime.com

Biliyoruz, bugünlerde binlerce hasta, hatta kayıp varken Covid-19’u bilgi reformunun üçüncü ve son evresi olarak değerlendirmek hayli zor.

Dünya tarihine bakıldığında ilk bilgi reformu, 15. yüzyılda, Johannes Gutenberg tarafından bir matbaanın icadıyla başlar. Matbaanın bulunması sayesinde Avrupa, siyasi ve ekonomik hayatta ciddi bir ivme kazandı. Daha büyük ölçekte, matbaadan önce Hıristiyan Batı, Müslüman Doğu’nun gerisindeydi. Matbaa ile bilgilendi ve Doğu’nun ilerisine sıçradı ve sonunda Doğu’ya ve dünyanın geri kalanına hükmetti.

Zamanımızla paralellikler şaşırtıcı.

İkinci bilgi devrimi ise 1960’lı yılların sonlarında bilgisayarın icadıyla başladı. Günümüzde bilgisayarlar yaklaşık beş milyar insan tarafından kullanılıyor. Birçoğumuz sürekli çevrimiçi ve birden fazla bilgisayar kullanıyoruz.

Covid-19’un en önemli etkisi tüm dünyayı evlerine kapatmasıdır. İnsanlar içeride kalıyor ve çevrimiçi ortamda daha fazla -çok daha fazla- zaman geçiriyor. Web etkinliğini takip eden bir firma olan Akamai’ye göre, küresel internet trafiği şimdiden % 50’den fazla artmış durumda. Ve hastalık bu denli hızla yayılmaya devam ederse bu gidişle “evde kalma”larımız haftalarca, belki aylarca devam edecek.

O halde Covid-19 nedeniyle bizi nelerin beklediğini hemen söyleyelim: Perakende mağazacılık yerini büyük ölçüde online alışverişe bırakacak. Daha da önemlisi, çevrimiçi dünyanın, yeni dünya gerçekliği olduğunu göreceğiz.

Peki kazananlar kimler olacak? Ve kim geride kalacak?

Avrupa büyük olasılıkla kaybeden tarafta olacak. Çünkü hiçbir Avrupa ülkesinin kendi internet şirketi yok. Google, Facebook, Amazon, eBay’in tamamı ABD merkezli.

Teorik olarak, çevrimiçi ticaretin geleneksel perakende alışverişi yerini almasında yanlış bir şey yok. Aksine tartışmak neredeyse utanç verici. Çünkü geçmişte teknolojik ilerleme her zaman çalışan ücretlerinin artmasına ve toplumun genel refahına yol açmıştır. Ekonomistler buna tazminat etkisi diyor. Sonunda yeni bir ekonomi doğdu, yeni işyerleri kuruldu ve yeni şirketler yerel toplulukları, okulları ve hastaneleri desteklemek için vergi ödedi. Endişelenmeye gerek yok.

Ancak Avrupalı çok endişe ediyor. Sebebi basit: Avrupa’da eski ekonomi, eski işyerleri ve eski vergiler kaybolurken ABD’de yeni ekonomi, yeni işyerleri ve yeni vergiler yaratılacak.

Geçen yıl Fransız parlamentosu, ülke içinde Google ve Facebook gibi şirketler tarafından elde edilen gelirler üzerinden %3’lük bir vergi talep etti. Bu talep karşısındaysa Amerika ve Donald Trump, Fransa’ya karşı çıktı. Sonuç olarak Fransa, bu yeni vergi uygulanmasını ertelemek zorunda kaldı.

Peki neden Fransa ilk başta bu %3’lük vergiyi talep etti? Çünkü teknoloji şirketleri Fransa’da vergi ödemiyor. Çok sayıda boşluktan yararlanıyorlar ve vergi faturalarını minimumda tutuyorlar. Başlangıçta Fransa, teknoloji şirketlerine benzer bir verginin AB’de hiç gerçekleşmeyeceğini düşündüğü için tek başına hareket etmeye karar verdi.

Geçen yıl, İngiliz parlamento üyeleri, internet devlerinin neden İngiltere’deki gelirlerinden vergi ödemediğini ya da çok az ödediğini araştırmak için tüm taraflardan oluşan bir grup oluşturdu. Örneğin Amazon, İngiliz satışlarından 2.3 milyar Sterlin’lik 14.7 milyon Sterlin kurumlar vergisi ödemişti. Facebook’un İngiltere operasyonları 1,6 milyar Sterlin rekor satış elde etmesine rağmen 28 milyon Sterlin ödedi ve Netflix, İngiliz abonelerinden tahmini 700 milyon Sterlin kazanmasına rağmen İngiltere hükümetinden 51.000 Sterlin vergi iadesi bile aldı. Anlaşılan bu durum Avrupa için oldukça endişe verici. Esasen, Avrupa yeni bir uluslararası vergilendirme sistemi için adım atmak durumunda. Ve bunu zayıf bir pazarlık konumundan yapın.

Oysa gerçek dram Müslüman ülkelerde ortaya çıkacak. Tekrar.

Müslüman dünyası için gerçekten şaşırtıcı olan şey, kendi başına sanal bir dünyaya sahip olmayan tek büyük medeniyet olmasıdır. İnanç, zengin tarih ve kültürel gelenekle birleştirilen bir buçuk milyar insanın, Batı’nın değil kültürel kimliklerinin uzantısı olacak dijital bir alanı yoktur.

İnterneti tamamen teknolojik ve dolayısıyla tarafsız bir olgu olarak görme eğilimindeyiz. Columbia Üniversitesi’nden Profesör Saskia Sassen’in bu konuyla ilgili; “Çevrimiçi dünya, onu yaratan maddi dünyanın ayna görüntüsüdür. Belli bir kültürel kimliği teşvik eden bir değer zinciridir ve bu nedenle ‘yumuşak gücün’ en önemli aracıdır.” şeklinde bir açıklaması vardır. (Yumuşak güç nedir? Bir devletin, diğer bir devlet üzerinde güç veya zor kullanmadan, bu devlete istediğini yaptırabilme yeterliliğidir.)

Bu, Çin ve Rusya’nın neden bir başkasının değil de dünyanın kendisinin uzantısı olacak çevrimiçi gerçekliğin yaratılmasına bu kadar çok yatırım yaptığını açıklıyor.

İnternet, doğru kullanılırsa, Abbassi döneminde İslami bilim, kültür ve ekonominin çiçeklenmesine benzer bir tür Müslüman Rönesans üretebilir. Aksi takdirde, Müslüman dünyası en sonunda nüfuzlu Batı etkisi altında ekonomik ve kültürel olarak sular altında kalacak.

Birbiri ardına skandal -Edward Snowden’in açıklamalarından Cambridge Analytica’nın kişisel verilerin yasa dışı bir şekilde toplanmasına kadar- İnternet şirketlerinin kullanıcılarına nasıl casusluk ettiğini, onları kandırdığını ve gerçeklerini çarpıttığını gösteriyor. Tüm sosyal ağ sitelerini kaplayan zararlı içeriğin, genç zihinlerde geri dönüşü olmayan psikolojik hasara neden olduğu bilinmektedir.

Profesör Allen B. Downey’nin de gösterdiği gibi, internetin dindarlık üzerinde zararlı bir etkisi vardır. Profesörün çalışması, son kırk yıl boyunca dini bağlılıktaki azalmanın yüzde 20’sini, artan internet kullanımına bağlamaktadır.

Bu nedenle, Batı internet devlerine gerçek bir alternatif olabilecek ne kadar az şirket olduğu dikkat çekicidir. Neyse ki, İslami web tarayıcısı ve Müslüman dostu ekosistem olan SalamWeb bu az sayıdaki şirketlerden biridir. Daha fazlası olmalı. Birçok Müslüman SalamWeb’in olduğunu bile bilmiyor.

İşin belki de en trajik yanı, çok iyi Müslümanlar’ın bile evlerinde tecrit edilmişken, bilmeden en büyük ve en tehlikeli düşmanı olacak bu Batı ineternet sağlayıcılarını beslemeleri. Ruslar’ın ve Çinliler’in kendilerine ait sanal bir dünyaya sahip olmaları için neden çok çaba sarf ettikleri şaşırtıcı değil. Müslümanlar da öyle olmalı.

Bu makale ilk olarak AMEinfo.com’da yayınlandı.