Bir İnsanı Yargılamak Kula Düşmez

Muslim 22012020
Fotoğraf: ID 5870343 © Jennifer Russell | Dreamstime.com

Tesettür kelimesi; örtünme, kişinin kendisiyle birisi arasına perde çekme, bir şeyin arkasına gizlenme anlamında kullanılır. Örtünmeyi sadece İslam dininin yasaklamasıyla bağdaştırmak yanlış olur. Bu sadece dinin emrettiği bir eylem değildir. Örtünme Mezopotamya toplumlarında MÖ. 4000 yıl öncesine kadar gitmektedir.

Soğuk ve sıcak havadan korunma esasına dayansa da zaman içerisinde toplumlarda örtünme, sosyal ve kültürel farklıklar gösterir ve değişik örtünme şekilleri ve amaçları ortaya çıkar. Asurlar, Sümerler, Hittiler, Lidyalılar tüm Mezopotamya toplumları farklı örtünme şekillerini benimsemiş, hatta bir süre sonra statü göstergesi olarak da karşımıza çıkmıştır.

İslamiyet’te örtünme kuralları Nur Suresi’nin 31. Ayet’inde şöyle anlatılmaktadır:

“Mümin kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Açıkta kalanlardan başka süslerini göstermesinler. Başörtülerini yakalarının üzerinden bağlasınlar. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kadınları, hizmetlerinde bulunan köleleri ve cariyeleri, cinsel arzusu bulunmayan erkek hizmetçiler, kadınların cinselliklerinin farkında olmayan çocuklar dışında kimseye süslerini göstermesinler. Yürürken, gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler! Hepiniz Allah’a tövbe edin, umulur ki kurtuluşa erersiniz!”

İslamiyet’te örtünmenin amacı; toplumun huzurunu sağlamak, din ve ahlak değerlerini korumak suretiyle yaşanacak olumsuzlukların önüne geçmek içindir. Kadın örtünürken, başını, göğsünü kapatacak şekilde örtünmeli; vücut hatlarını belli edecek ince ve hafif kıyafetler giymemelidir. Bu sayede kadının iffeti sağlanacak ve toplumun ahlak değerleri korunacaktır.

İffeti koruma hususunu sadece kadının örtünmesine bağlı kalarak nesnelleştirmek, sadece kadının zinaya sebebiyet verdiğini düşünerek özgürlüğünü kısıtlamak yanlış olur. İslam dini; bu konuda bir ayrım yapmamış toplumun huzurunu korumak için iffetli olma görevini eşit şekilde erkeğe de vermiştir. Hatta bu konuda ilk ayet, gözlerini kısma ve avret yerlerini örtme şeklinde erkeğe gönderilmiştir. Kısaca İslam dini örtünmeyi cinsiyete bağlı kılmamış tek amacı olan ahlakı koruma ilkesini uygulamaya çalışmıştır.

Her ne kadar örtünmenin, konusu ve amacı ayeti kerimelerle Müslümanlar’a bildirilse de baş örtüsü meselesi yapılan yorum farklılıklarından dolayı uzun ve karmaşık bir sorun olarak görülmektedir.

Bu yazıda amaç örtünmenin nedeni ve nasılı konusunda değil; fakat kadının tesettürden çıkma isteği sonucunda yaşadıkları psikolojik durumlar üzerinde durulacaktır.

Diyelim ki tesettüre henüz girmemiş bir kadın, ayıplanarak yaptığının günah olduğu düşüncesiyle aile ve sosyal çevresinin baskısıyla kapanıyor ancak bir süre sonra bunu içine sindiremeyip kendisini sorgulamaya başlıyor. “Ben kimim? Bunu gerçekten istiyor muyum?” gibi sorgulamalara girip yeniden açılıyor.

Uzun süre teessürde kalmış olan bu kadınlar, sokağa çıktıklarında ise “Herkes bana bakıyor.” gibi toplumun üzerlerinde yarattığı korku ve endişenin içinde bunalıyorlar.

İradeleri dışında tesettüre zorlanan bu kadınların ortak özelliği; çoğunun reşit olmadan tesettüre ana-baba ve toplum baskında giriyor olmaları. Başkalarının, ister başı açık olsun ister kapalı, ne giyeceği konusunda karar vermelerinin özgür kısıtlayıcı buluyor ve bunun özgüven eksikliği yarattığını düşünüyorlar.

Başlarını açsalar da birçoğu hala ibadetlerine devam ediyor; Çünkü ibadet etmenin Allah’ın verdiği nimetler karşısında kulunun Rabb’ine teşekkür etme biçimi olduğunu biliyorlar ve bunun kişinin şuuruna bağlı kılıyorlar.

Tesettürden çıkan ve başını açan bir kadının günahı kendi haznesine yazılır. İslam hoşgörü dinidir ve onu yargılamak, cezalandırmak kullara düşmez.

Şu unutulmamalıdır ki İslam’da tesettür esastır. Ergenlik çağına gelmiş kadınların örtünmesi İslam dininde farzdır ve emirdir. Bir kadının sebep ne olursa olsun buna karşı gelerek açılması günahtır ve sorumluluğunu almaya hazır olmalıdır. Tesettüre girmenin sevabını da tesettürden çıkmanın günahını da kişi kendisi yaşar, onun için bu konuda esas olan; ailelerin çocuklarına bu bilinci vererek bu konuyu onların kendi iradelerine bırakmalarıdır.

“Hiç bir günahkar, başkasının günahını çekmez. Eğer yükü ağır gelen kimse onu taşımak için (başkalarını çağırsa) onun yükünden hiç bir şey (alınıp) taşınmaz. Akrabası dahi olsa (kimse onun yükünü taşımaz).” (Fatır Suresi, 35/18).