Bir İşi Güzel Yapmak Ne Demektir?

austrian-national-library-8LF76inNh3g-unsplash
Fotoğraf: Austrian National Library-Unsplash

İslam inancında mümin kullara; helal rızkın peşinde koşmaları, iyi amellerde bulunmaları ve haramdan uzak durmaları emredilir. Bu hususta iyi amellerde bulunmanın bir yolu da, kişinin üzerine düşen tüm görevleri eksiksiz bir şekilde yerine getirmesi ve işlerini güzel yapması vardır. İslam aleminin en güzel örneği olan Peygamber Efendimiz’in, bu konuda Müslümanları her zaman ilme ve faydalı işlere yönlendirdiği bilinir.

Güzel iş yapmanın anlamı nedir? Dinimizde yapılan işlerin İslam gereklerine uymasının ve hakkı ile yerine getirilmesini emreder. Peygamber Efendimiz, bu konu ile ilgili, “Allah, amel sahibinin yani iş adamının iş yapınca iyi ve güzel yapmasını sever.” (Taberani) buyururlar. Burada iyi iş olarak kullanılan yapı; çevreye iyilikte bulunmak, iyi ameller peşinde koşmak, işini doğru ve düzgün yapmak ile Allah’ın yapılan her şeyin farkında olduğu bilinci ile çalışmak manalarına gelebilir. Bu bağlamda güzel iş ancak; ilim, ihsan ve iyi amel yan yana geldiğinde ortaya çıkabilir.

Meslekte ihtisas kazanmanın önemi nedir? Peygamber Efendimiz, bir hadisi şerifinde ilmin amel ile bağlantısını, “İlimle az amel faydalı olur, ilimsiz çok amelin kıymeti olmaz.” (Deylemi) diyerek yorumlar. Buradan yola çıkılarak, İslam’ın yapılan işlerde ve elde edilen kazançlarda ilme önem verdiği anlaşılabilir. Kişinin, hangi iş ile meşgul olursa olsun, mesleğinde ihtisas yapması demek; kendi ilminde ilerlemesi demektir.

Mesleğinde gelişmeye çalışmak, mesleğin sırlarına vakıf olmak ve bu işte ustalaşmak; meslekteki ihtisastır. İhtisas sahibi bir kimse; körü körüne ve cehalet ile hareket etmez, bu cahilliğin kendisine ve çevresine verebileceği maddi ve manevi zararların da önüne geçer. Bu kimse, işinde her zaman daha güzel üretimler yapar ve vaktini israf etmekten kaçınır.

İşini Allah’ı görüyormuş gibi yapmak ne manaya gelir? Bir işte güzeli ortaya çıkarmak, özveri ve ciddiyet gerektiren bir konudur. Helal rızık peşinde olan kişinin başından şeytan vesvesesi eksik olmaz. Şeytan, kişiyi fakirlikle korkutur ve onu helal rızkın peşinden koparmaya çalışır. Nefis de bu yolda şeytan ile dostluk eder. Bu bağlamda, işlerinde yanında Allahü Teala’nın olduğunu düşünen kimse bu vesveselere boyun eğmekten kurtulur. Kur’an-ı Kerim’de işlerini bu şekilde sürdürenler hakkında şöyle buyrulur: “İman edip dünya ve ahiret için yararlı işler yapanlar bilmelidirler ki, biz güzel iş yapanların ecrini asla zayi etmeyiz. İşte onlara, içinden ırmaklar akan adn cennetleri vardır. Onlar orada ince ve kalın ipekli yeşil elbiseler giyecekler; altın bileziklerle bezenecekler; orada tahtların üzerine kurulacaklardır.” (Keh Suresi, 30 ve 31. Ayet) Bu ayeti kerimeden de anlaşılacağı üzere rızkın peşinde koşanlar ve faydalı işlerde bulunanlar, ahirette bunun karşılığında cennet ile mükafatlandırılır.

İslam, helal kazanç yolunda çalışmayı da bir ibadet olarak kabul eder. Bu bağlamda, Allah için atılan her bir adımın ve yapılan her bir işin Allah katında değeri vardır. Bizlere düşen ise dünya yaşamında elimizde olan vaktin kıymetini bilmek, iyi ve faydalı işler peşinde koşmaktır. Zamanı israf etmek, bir işi savsaklayarak yapmak, kötü mal satmak ve buna benzer diğer davranışlar; dinimizde hoş karşılanmaz. Kötü mal satmanın ticaret hukukunda da yeri yoktur. Allahü Teala kullarına, kul hakkına girmemelerini emreder. Kötü bir mal satmak, alıcının hakkına girmekten başka bir iş değildir. Öyle ise mümin bir kimse Allah’ın emrettiği şekilde ihsan ile çalışmayı prensip haline getirmelidir.