Bir Kahvenin Kırk Yıl Hatırı Vardır

ozgu-ozden-7X96RNhpxBc-unsplash
Fotoğraf: Özgü Özden-Unsplash

Habeşistan sınırlarında yiyecek olarak ortaya çıkan kahve 15. yüzyılda Yemen’e ulaşmıştır. Burada içecek haline getirilmiş ve günümüze kadar da popüler bir şekilde tüketilmiştir. Kokusuyla huzur veren bu içecek, dost meclislerinin ve sohbetlerin de bahanesi haline gelmiştir.

İslam kaynaklarının kahveye bakışı nasıldır? İslam, helal ve haram ayrımını kesin bir şekilde ifade eder. Bu bağlamda kahve, sarhoşluk etkisi olmadığı ve aksine vücuda faydalı olduğu için haram sayılmaz. Ancak, dinimizde vücuda zarar verecek miktarda yemek ve içmek haram kılınmıştır. Kahve de aşırı tüketimde zararlı olabilecek bir içecektir. Bunun için kahvenin doğru miktarda tüketilmesi gerekir. Kahvenin zarar verdiği bir kimsenin bundan az miktarda içmesi, yine de zarar görüyorsa hiç içmemesi gerekir.

Kahvenin Türk kültüründeki yeri… Kahvenin Türk kültürüne girişi Osmanlı İmparatorluğu’na dek uzanır. Ancak giriş tarihi hakkında net bir kayıt yoktur. Katib Çelebi’nin gemiler aracılığı ile İstanbul’a kahve getirdiği bilinir. Ancak kahve üzerine verilen fetvalar, kendisinin tepki almasına sebep olmuştur. Osmanlı döneminde kahveye karşı verilen tepkilerin sebebi doğrudan kahveyle alakalı değildir. Burada kahve içmek maksadıyla kahvelerde toplanan ve sorumluluklarını yerine getirmeyen kişiler eleştirilmiştir. Ancak zamanla kahveye karşı sergilenen bu duruş geçmiş ve kahve sohbetlerin başlıca içeceği haline gelmiştir.

“Bir kahvenin kırk yıl hatırı vardır.” sözü de Türk kültürüne aittir. Bir rivayete göre eski dönemde Üsküdar’da kahve yapan biri vardır. Bu adam, kendisini ziyaret edenlere hoş sohbet verdiği ve nasihat ettiği için de pek bilinir. Bir gün yeniçerilerden biri ve Rum bir kaptan buraya kahve içmeye gelirler. Yeniçeri, Rum kaptana kahve verilmeyeceğini söylemesine rağmen, zatı muhterem kaptana da kahve ikram eder ve onunla sohbet etmeye başlar. Aradan yıllar geçer ve Sisam Adası’nda Rum ayaklanması baş gösterir. Sohbetiyle tanınan zat da esir pazarına düşer. Ancak onu bu pazardan biri satın alarak özgür bırakır. 40 yıl önceki kahvenin hatırı için bunu yapan kişi de Rum kaptandır. Bu sebeple kültürümüzde, bir kahvenin kırk yıllık hatırı olduğu düşüncesi yaygındır.

Sohbetlerin vazgeçilmez içeceği kahvenin faydaları… Kahve; sabah uykunun açılması, gece uykunun gelmemesi ve dinlenmek tarzındaki farklı amaçlarla tüketilen bir içecektir. Günün yorgunluğunu atmak ve arkadaşlarla hoş sohbette bulunmak için de kahve içilir. Dünyanın neredeyse her tarafında sık sık tüketilen bu içeceğin vücut sağlığı açısından da pek çok faydası bulunuyor. Vazgeçilmez olan kahvelerin bu faydaları ise şu şekilde sıralanabilir:

Kahve içerisinde kafein barındıran bir içecektir. Bu özelliği sayesinde de beta amiloid birikimi önleyerek Alzheimer hastalığına yakalanma riskini düşürür.

Şekersiz ve süt tozu kullanmadan tüketilen kahveler diyet listelerinin olmazsa olmazıdır. Süt ile birlikte tüketildiğinde vücuda ihtiyacı olan enerjiyi verir ve kişide tokluk hissi oluşmasını sağlar.

Duygusal yeme bozukluğu yaşayan ya da sürekli tatlı krizine giren kişiler için kahve oldukça ideal bir içecektir. Çünkü kahvelerin insülin direnci üzerinde kırıcı bir etkisi vardır.

Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan bazı araştırmalar kahvenin depresyona karşı iyi bir ilaç olduğu göstermiştir. Bu bağlamda gün içerisinde 3 ile 4 fincan arasında kahve tüketen kişilerin depresyona yakalanma ihtimali tüketmeyenlere kıyasla yarı yarıya azalmaktadır.

Kahve, vücut sağlığı için tüketilmesinin yanı sıra cilt sağlığı için de tüketilebilir. Son dönemlerde kahvenin maske şeklinde kullanıldığı da sık sık görülebilir. Tabii ölçülü içmek kaydıyla.