Bir Örnek Şahsiyet; Hz. Ömer       

arno-smit-sKJ7zSylUao-unsplash
Fotoğraf: Arno Smit-Unsplash

“Kalbinizde ilk sıraya Allah’ı koymazsanız; hem Allah’ı kaybedersiniz, hem de ilk sıraya koyduklarınızı!” “Kötü bir işin en gizli şahidi, vicdandır” “Ben duanın kabul edilmemesi kaygısı taşımam. İçimde dua etme isteğinin olmaması kaygısı taşırım.” “Beni kimsenin bilmesi önemli değil, Rabbim bilsin yeter! Kim ne derse desin bana Rabbim kulum desin yeter.”

Bu sözler, Müslüman ahlakı ile ahlaklanmış, adaleti ile nam salmış Hz. Ömer’e ait sözlerden sadece birkaçıdır. Hidayet rehberimiz Hz. Peygamberimiz Muhammed’in (S.A.V) celladı olmak için yola çıkan ancak duyduğu ilahi kelamın büyüsü ve Allah’ın hikmeti ile Müslüman olan büyük zatlardandır Hz. Ömer. Kureyş Kabilesi ailelerindendir. Cahiliye toplumunda ticaret ile uğraşan, savaş zamanlarında sözüne güvenilirliği ve dediğini yaptırma gücüne sahip karakteri ile elçilik görevi de üstlenmiş, kendi toplumu içinde savunduğu değerler için canını verebilecek kadar cesur ve mert bir kişi olarak tanınmıştır.

Putperestlikten Müslümanlığa geçişi de rivayet edildiğine göre şöyledir: Tebliğin ilk yıllarında henüz Müslüman olanların sayısı kırkı bulmamışken Hz. Peygamberimiz’ in şöyle bir dua ettiği rivayet edilir: “Allah’ım! İslam’ı Ebu Cehil bin Hişam veya Ömer bin Hattab’ la kuvvetlen­dir!” Peygamberimizin bu duasının sebebi, cahiliye toplumunda güçlü kudretli, liderlik vasıflarına haiz olarak nam salmış bu iki şahsiyetin Müslüman olmasının İslam’ın güçlenmesi için gerekli olmasındandı.

Ne gariptir ki Ebu Cehil bin Hişam, Müslümanlığı yayma çalışmalarından rahatsız olduğu Hz. Muhammed’ i öldürene yüz deve vaat etmiş, bu ödüle talip olan da Hz. Ömer olmuştur. Ve sonrasında yine rivayet edilir ki kılıcını kuşanıp Hz. Peygamberimiz Muhammed’i öldürmek için yola çıkan Hz. Ömer bu yolda henüz yeni Müslüman olmuş Nuaym’ a rastlamış amacını söyleyince kendi kız kardeşi ve eniştesinin de Müslüman olduğunu öğrenerek hiddetle oraya yönelmiştir. Vardığında Kur-an’ı Kerim’den Taha suresini okumakta olduklarını duymuş, okuduklarını kendisine vermelerini istemiş ancak kardeşi Fatma önce temizlenmesini ancak o şekilde okuyabileceğini söylemiştir. Ve Taha suresini okumaya başlayan Hz. Ömer’in içine bir huzur dolmuş ve dudaklarından şu sözler dökülmüştür : “Bu ne güzel bir kelamdır” demiş ve Hz. Peygamber’ in nerede olduğunu sorarak yanına gittiğinde yaşadıklarını anlatıp orada Hz. Peygamberimiz önderliğinde şehadet getirerek Müslüman olmuştur.

Hz. Ömer’i en iyi anlatan ve rivayet edilen hikaye ise şöyledir: Hz. Ömer’in halifelik döneminde Şam Valisi Sad bin Ebi Vakkas Şam’da ki bir cami alanını genişletmek için cami civarındaki arsaları kamulaştırır. Fakat bir Yahudi arsasını satmak istemez. Fakat zorla arsası alınır. Şam Valisi ile problem yaşayan Yahudi sorunun çözümü için konuyu anlatınca Hz. Ömer üstünde “bilesin ki ben Nuşirevan’ dan daha az adil değilim” yazılı bir mektup yazıp kendisini valiye bunu vermesi için gönderir. Yahudi bu ne anlama geldiğini bilmediği bir cümlenin nasıl işe yarayacağını düşüne düşüne valiye gider ve mektubu verir. Mektupta bu cümleyi okuyan Şam Valisi’nin yüz ifadesi değişir ve arsayı Yahudi’ye iade eder. Yahudi merakla bunun nasıl olduğunu sorar ve vali anlatır: “İslam’dan önce Hz. Ömer ile ticaret yaptığımız dönemde İran’a 200 deve ile gitmiştik ve şehre vardığımızda birileri zorla develerimize el koydu. Biz de dönemin sultanına bir tercüman ile derdimizi anlatınca birer kese altın ile geri gönderildik. Fakat içimize sinmeyen bu işten dolayı başka bir tercüman ile tekrar sultana vardık ve sultanın konuyu tekrar dinleyince benzinin sarardığını gördük ve bize ikişer kese daha altın vererek hana dönmemizi ve sabah develerimizi de alacağımızı söyledi. Ertesi gün ise şehirden ayrı ayrı iki kapıdan çıkmamız tembihlendi.” der.

Olay şu şekilde devam eder; “Bir çıkışta idam edilmiş gördüğümüz iki kişinin kim olduğunu sorduğumuzda birinin sultanın oğlu diğerinin de veziri, diğer çıkış kapısında asılı olanın da yanlış tercüme yapan adam olduğunu öğrendik. Böylece sultan Nuşirevan’ nın develerimize el koyanların kendi oğlu ve veziri olduğunu anlayınca onları astırdığını öğrendik. Halife Hz. Ömer’in mektubunda yazılı cümlenin anlamı budur. Sana yaptığım haksızlık sebebi ile beni idam edebileceğini bildirmiştir.”