Bir Yaşam Felsefesi Olarak Sofra Adabı

hannah-busing-unsplash
Bereketli sofralarımız olsun. Fotoğraf: Hannah Busing-Unsplash

Müslüman’ların, hayatlarının her alanında edep ve adaba uygun hareket etmesi gerektiği gibi yeme içmeleri de sünnete uygun olmalıdır. Peygamber Efendimiz sağlıklı beslenmeyi sünnet saymıştır.

Küçükken birçoğumuza sofra adabı büyüklerimiz tarafından aşılanmıştır. İslam’da yemek yemeyle ilgili Peygamber Efendimiz tarafından yol gösteren birçok hadis beyan edilmiştir. Büyüklerden önce yemeğe başlamamayı, Besmele çekmeden sofraya oturulmayacağını, yemekten önce ve sonra ellerin yıkanacağını daha küçükken büyüklerimizden, okuduğumuz hadislerden öğrendik.

Peygamber Efendimiz yemek yerken nelere dikkat eder, bize neleri öğütlerdi?

İslami yoldan beslenmenin en önemli kısmı yemeğin helal olanını yemekten geçer. Helal lokma yemek farzdır; yediğimiz yemek helal yoldan soframıza gelmiş ise o yemeğin bereketi olur. Kur’an-ı Kerim’de:

“Sizi rızıklandırdığımız temiz ve helal şeylerden yiyin ve Allah’a şükredin.’’ buyurulmuştur. (Bakara Suresi,172. Ayet)

Allah, insanlık aleminin merkezine rızkı koymuştur. Tüm insanları rızkın etrafında döndürür. İnsana verilen bunca yetki ve gösterilen bunca özenin de rızka muhtaç yaratılıp bir ömür boyu onun peşinden koşturulmasının da temel amacı şükürdür. Şükretmek dinimizde en önemli unsurlardan biridir.

Şükür; müteşekkir olmak, iyilik bilmek anlamına gelir. Şükür, kıymet bilmek ve insanın halinden memnun olması demektir.

İnsan Suresi’nin 3. Ayetinde, “Biz onu doğru yola kılavuzladık. Artık ya şükredici olur ya nankör.” buyurmuştur. Dünyamızdaki açlık ve sefaleti görüp de şükretmemek nankörlük olur, zira önümüze sunulan çeşit çeşit nimetlerden faydalanıp da şükretmemek elde değildir. Muhtaç olduğumuz maddi ve manevi her türlü rızkın kimin tarafından gönderildiğini bilmek, Allah’a yürekten minnettarlık duymak, bunu yeri geldiğinde ifade etmek, sağladığı her türlü imkan ve enerjiyi Allah’ı hoşnut edecek şekilde kullanmak gerekir.

Yemekten sonra Allah’ın bize verdiği nimetler için dil ile şükretmek gerektiği gibi, namaz kılarak ve oruç tutarak amel ile de gerçekleştirilmelidir.

İnsanların sağlıklı yaşamak ve ihtiyaçlarını karşılamak için yemek yemesi ibadet sayılır. Öyleyse yemek yemeden önce ve yedikten sonra da ellerimizi yıkamamıza abdest nazarında bakılır. İslam dini, kutsal olarak gördüğü her işe başlarken Besmele ile başlanması gerektiğini emreder. Sofraya oturmadan ve yemek yemeye başlamadan besmele çekilmesi gerekir. Sofraya Besmele’siz oturmanın bereket kaçıracağına, Besmele ile başlanan yemeğin de bereket getireceğine inanılır.

Yüce Allah “Üzerine benim adım anılmamış gıdayı tüketmeyin.” (Enam Suresi, 118. Ayet) buyurmuştur. Besmele, yemeğe bereket katmakta, yiyenlerin doymasına vesile olmaktadır.

Peygamber Efendimiz, ayakta su içmeyi ve yemek yemeyi yasaklamıştır. Günümüzde bu konu bilimsel olarak da kanıtlanmıştır. Uzmanlar ayakta içilen suyun oturularak içilen suya göre mideye daha hızlı ve direkt bir giriş yapacağından mukozaya ve midenin iç dokusuna zarar verdiğini, başta ülser olmak üzere çeşitli mide hastalıklarının meydana gelmesine yol açtığını belirtiyor.

Aslında tüm konularda olduğu gibi yeme içme adabı konusunda da Kuran’da ve hadislerde buyurulan şeyler sağlık ve insani değerler açısından bizlere fayda sağlar. Yiyince doymayı, içince kanmayı, Allah-ü tealadan bilmek. Helâlinden yiyip içmek. O yemeğin kuvveti geçinceye dek, Allah’a kulluk etmek. Eline geçene kanaat etmek, özünde ne çok maddi manevi şifa barındırıyor. Kul hakkı yememek, kararında yiyip içmek, temiz, faydalı gıdalar tüketmek, komşun açken tok yatmamak, kanaatkar olmak, isyan etmemek, şükretmek…

Bir düşünelim; tüm bunları herkesi hakkıyla uyguladığında yaşadığımız dünya, açlıktan, yoksulluktan, savaşlardan, aşırılıktan uzaklaşmış; tertemiz, huzurlu muhteşem bir yer olmaz mıydı?

Dünyaca ünlü Hollywoodlu aktör Morgan Freeman’ın bir sözüyle bu konuyu bitirelim; zira Morgan Freeman’a göre insanlık, Afrikalı bir anne çocuğuna “Tabağındaki yemek bitecek!” diye bağırdığında kurtulacak.