Biz Elimizden Geleni Yapalım; Gerisi Tevekkül!

ID 80207903 © Berkay | Dreamstime.com
Fotoğraf: ID 80207903 © Berkay | Dreamstime.com

Her şeye gücü yeten Allah’tır. Teslim olmak, tevekkül etmek, Allah’ın gücünü idrak etmek kulun görevidir. Tevekkül; güvenmek, dayanmak bir işi havale etmek anlamındadır. İslam’daki tevekkül inancı bir işin yapılması için her türlü sebeplerine başvurup elinden geleni yaptıktan sonra sonuçları için kaderine razı gelmektir. Bu sonuç menfi de olsa kulun buna da razı gelerek sabır ve sebat etmesi de tevekkül inancının dahilindedir.

İnsan dünyadaki amel ve isteklerini gerçekleştirmek için çalışır, mücadele eder. Dünya hayatında başarılı işler yapmak, rızkını kazanmak için çıktığı bu yolda olumlu olumsuz sonuçlar elde eder. Kulun bir işe başlamadan önce niyetini temiz tutup eylemini alması gerekir ve her türlü tedbiri de elden bırakmaması icap eder. Bütün bu sebepleri yerine getiren kulun, sonucunu da Allah’a bırakması ve sabırla beklemesi gerekir.

“Kaderimde ne varsa onu yaşarım” anlayışı yanlıştır. Bir insanın çalışmadan “Allah’a güvendim, nasılsa o kulunu düşünür, korur ve gözetir.” deyip sadece kalben tevekkül etme anlayışı eksik bir anlayıştır. Allah, mahlukatlardan farklı olarak insana bir akıl vermiştir. İnsan, aklı ve mantığı sayesinde olayların sebep ve sonuç ilişkisini kurar ve ona göre davranışlarını belirler. Allah’tan çalışmadan rızık beklemek tembellik ve miskinlik olur. Bizler Allah’ın bize verdiği akıl ve mantık sayesinde elde etmek istediklerimizin sebepleri için çalışmalı, mücadele etmeli ve sonucu için de Allah’ı vekil kılmalıyız. O iş bizim hayrımıza ise bu Allah’ın mükafatı olur; ancak bazen çok mücadele etsek de sonuç olumsuz olabilir buradaki doğru tevekkül ise; Allah’ın bizim hayrımıza olanı vereceğine inanarak sabır etmektir.

“Allah’ın yazdığından/takdir ettiğinden başkası başımıza gelmez. O, bizim Mevlamız’dır. (Öyleyse) müminler, yalnızca Allah’a tevekkül etsinler.” (Tevbe Suresi, 51. Ayet)

“Bir işe başladığın zaman, Allahü tealaya tevekkül et, Ona güven!” (Al-i İmran Suresi, 159. Ayet)

Tevekkül inancı bize ne kazandırır? İstediğimiz şeyleri en iyi şeklide sonuçlanması için neler yapılması gerekiyorsa yerinde ve zamanında uygulamak, neticesini de Allah’a bırakmak bu işin özüdür. Tevekkül akıl ve kalbin birlikte hareket etmesiyle olur. Kalp aklı yönetir. Kalbinde Allah’a inancı tam olan aklını da doğru kullanır. Tevekkül eden mutlu olur, ümitsizliğe kapılmaz, huzurlu olur, korku ve endişe duymaz, şeytan vesvesenden uzak olur; çünkü kul bilir ki, olmasını istediği şey için elinden geleni yapmış, çalışmış, çabalamış kalbiyle de Allah’a güvenmiş ve inanmıştır.

Tevekkül eden sabırlı olur. Sabredenin tevekkül inancı tamdır. Teslimiyeti olmayan bir mümin tam bir mümin değildir. Allah’ın kulları için takdir ettiğine razı gelmek Müslümanlık ilkesindendir. Kulun dünyevi ve uhrevi olan duygu ve düşüncelerine Allah’ı vekil kılması doğru olandır. Çok ibadet edenin cennete gideceğinin kesin gözüyle bakılması bu inanca karşı gelen düşüncedir; çünkü kulunun akıbetine karar veren yine Allah’tır.

İmanın yarısı sabır, yarısı şükürdür! Sabrın sonu selamettir!

“Ey iman edenler sabır ve namaz ile Allah’tan yardım isteyin. Çünkü Allah muhakkak sabredenlerle beraberdir” (Bakara Suresi, 153. Ayet)

Sabır, insanın acıya, zorluğa, sıkıntıya karşı elinden geleni yaptıktan Allah’a güvenip dayanmasıdır. Keskin sirke küpüne zarar misali insanın acısına, sıkıntısına dayanamayıp acele ile karar vermesi onun zararına olur. Allah; sabırlı kullarını sever. Öfke, tahammülsüzlük, kin, nefret… Bunlar hep nefsin oyunudur. Sabretmenin gücü Allah’tan gelir. Allah’a güvenen, işlerinin sonucunu, amelinin sonucuna Allah’ı vekil kılan tam tevekkül içindedir. Kalbi Allah’a olan güvenle dolu kişiye Allah sabır ihsan eder.

İnsanoğlunun hayatının her safhasında olumsuzluklarla karşılaşır. Bazen aldığımız önemler de olsa sonuç olumsuz netice verebilir hayatımız alt üst olabilir. Bizim yine de tüm bu olumsuzluklara karşı sabırlı olmamız ve mutlaka bunda da vardır bir hayır deyip tevekkül ile beklememiz gerekir; Çünkü Allah yarattıklarına şefkatlidir. Kendimizi bu düşünce ve inançla eğitmek kederi ümitsizliği uzak tutar moralimiz yükseltir.

Kaderin hayrın ve şerrin Allah’tan geldiğine inanmak imanın şartı ise bu inanca karşı gelerek istediklerimiz olmuyor diye isyan etmek yanlıştır. Aklımızı ve kalbimizi bir hareket ettirmeli ve olacaklar için Allah’a tam güven ve iman içinde olmalıyız. Tedbir bizden takdir Allah’tandır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Düşüncelerini paylaşmak ister misin?

Bizimle iletişime geç!