Borcu Geciktirmenin Dinimizdeki Hükmü Nedir?

dreamstime_s_116257149
Fotoğraf: ID 116257149 © Ekinyalgin | Dreamstime.com

İslam inancında yardımlaşma ve dayanışma konularının büyük bir yeri vardır. Aileden ya da yakın çevrede bulunan diğer kimselerden borç almak veya borç vermek de bu yardımlaşmanın bir şeklidir. Bu kapsamda dinimiz, borç vermeyi sevap olarak nitelendirir. Hatta bu sevabın sadakadan bile daha fazla olduğunun da altını çizer. Bu konuda Kur’an-ı Kerim’de “Allah’a güzel bir borç verirseniz O da bunu size fazlasıyla öder ve sizi bağışlar. Allah şükrün karşılığını bol bol verir, cezada ise acele etmez.” (Teğabün Suresi, 17. Ayet) buyrulur. Bu ayeti kerime içerisinde borç olarak nitelendirilen kelime “karz” şeklindedir. Karz ise geri ödenmek şartı ile verilen mal, yani borçtur.

İslam inancında borç konusunda hem borcu alana hem de borcu verene bazı hak ve sorumluluklar düşer. İslam hukukunda borç verenin dikkat etmesi gereken noktalar: Dinimizde borç verilirken, yalnızca Allah rızası gözetilir ve din kardeşinin bir derdini gidermek hedef alınır. Peygamber Efendimiz bu konuyla alakalı, “Kim bir din kardeşinin ihtiyacını giderirse, Allah da onun hacetini giderir. Kim bir Müslümanın dert ve kederine çare olur ise, Allah da o sebeple kıyamet sıkıntılarından bir sıkıntıyı kendisinden giderir.” (Buhari) buyurur. Buradan anlaşılacağı üzere borç, menfaat ve çıkar gözetmeden yapıldığı takdirde Allah katında bir değere ulaşır. O, din kardeşlerinin sıkıntısı için elini taşın altına koyan kullarını farklı şekillerde mükafatlandırır.

İslam hukukuna göre alacaklıya düşen diğer vazifeler genellikle ödeme mühleti ile ilgilidir. Buna göre, borçlu kimse çabaladığı halde borcunu ödeyemiyorsa ona alacaklı tarafından süre tanınması gerekir. Alacaklının mali durumunun yerinde olduğu zaman, borçlu da çok fakir ise bu borç sadaka niyeti ile silinmelidir. Ayrıca borç verilen kimsenin de kesinlikle incitilmemesi veya rencide edilmemesi gerekir. Borçludan geri ödeme alınırken güzel bir davranış biçimi sergilenmelidir.

Borçlunun dikkat etmesi gereken başlıca hususlar: İslam inancı çevresinde borç, geri verilmek üzere alınır ve ahirete bırakılmaz. Bu bakımdan çok gerekli olmadığı sürece borca girilmesi tavsiye edilmez. Ancak zaruri bir ihtiyaç doğduğunda, yeterli miktarda borç almanın herhangi bir zararı da yoktur. Tıpkı, alacaklı kişilerde olduğu gibi borç alan kişinin de iyi niyet ile yola çıkması ve borcunu ödeme gayreti taşıması oldukça önemli bir noktadır. Bu bağlamda, alacaklı tarafından sergilenen iyi davranışların suiistimal edilmemesi ve farklı çıkarlar doğrultusunda kullanılmaması gereklidir.

Ödeme vaktini aşmamak da borçlunun dikkat etmesi gereken bir noktadır. Hadisi şerife, “Borcunu ödeyebilecek durumda olan zengin kimsenin ödemeyi geciktirmesi zulümdür.” (Buhari) buyrulur. Buradan da anlaşılacağı üzere, geçerli bir mazereti olmadığı taktirde kişinin borcunu vaat ettiği dönemde ödemesi gerekir.

Peygamber Efendimiz’in namazını kılmadığı kişiler arasında borçlu ölenler de var mı? Peygamber Efendimiz, bazı kimselerin cenaze namazını kıldırmazdı. Bunlar arasında borcu bulunan kimseler de vardı. Buna göre, günün birinde Hz. Muhammed’e üzerinde borç olarak vefat eden bir kimsenin cenazesi getirilir. Peygamber Efendimiz de bu kişinin borcunu ödeyecek kadar malı olup olmadığını sorar. Bu borcu ödemek için yeterli miktarda mal olduğunu duyarsa ya da başka bir kimse kalan borcun hepsini ödeyeceğine dair söz verirse kendisi cenaze namazını kılardı. Kişinin yeterli miktarda malı olmadığı söylendiği takdirde ise “Arkadaşınızın namazını siz kılın.” (Buhari) diyerek cevap verirdi. Buradan anlaşılacağı üzere borç almak ve bunu ödemek İslam hukukunda oldukça hassasiyet ile yaklaşılan bir konudur.