Cahiliye Dönemi Kavramının Anlamı Nedir?

Photo 93413094 © Saiko3p - Dreamstime.com
Haydar Camii, Bakü, Azerbaycan. 93413094 © - Dreamstime.com

Cahiliye dönemi kavramının anlamı tam olarak nedir? Arap toplumu bu dönemde nasıl bir yaşam sürüyorlardı? Kur’an-ı Kerim’de Cahiliye dönemi kavramının anlamı üzerine ayetlerden bazıları şu şekildedir:

“Biz uyarıcıları olmayan hiçbir kenti/ uygarlığı helak etmemişizdir” (Şuara Suresi, 208. Ayet)

“Şu bir gerçek ki, biz seni hak ile bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Hiçbir ümmet yoktur ki, içinden bir uyarıcı gelip geçmemiş olsun.” (Fatır Suresi, 24. Ayet)

“Yemin olsun biz, senden önce de resulleri toplumlarına gönderdik, onlara açık kanıtlar getirdiler. Nihayet, günah işleyenlerden öç aldık. İnanlara yardım etmek bizim üzerimize bir haktı.” (Rum Suresi, 47. Ayet)

Hz. Peygamberimiz Muhammed’den önceki Arap toplumunu anlatacağımız yazımıza, yüce Allah’ın her topluma mesajlarını ileten bir elçi gönderdiğini anlatan ayetler ile başladık. Verdiğimiz ayetler gibi birçok ayetten anlaşıldığı üzere yüce Rabbimiz, her anlamda bozulmuş, yozlaşmış Allah inancından uzak toplumlara mutlaka bir uyarıcı gönderdiğini açıkça belirtmekte. Peki cahiliye dönemi Arap toplumu nasıl bir haldeydi ki yüce Rabbimiz bir uyarıcı gönderdi sorusuna ışık tutmaya çalışacağız.

Arap yarımadası nasıldı?

O dönem Arap toplumunun iki önemli unsuru vahalarda yerleşik yaşayan “hadariler” ile kırsal kesimde yaşayan göçebe “bedeviler” di. Bu iki farklı yaşayış biçimine Kur’an-ı Kerim’de de dikkat çekilmiş, köy ve şehirlerde yaşayanlar “Arap”, çölde göçebe olarak yaşayanlar ise “bedevi” olarak anılmıştır. Arap Yarımadası’nda çeşitli isimlerde anılan çokça Arap kabilesi bulunmakta olup Hz. Peygamberimiz Muhammet Kureyş kabilesindendir.

Yerleşik de olsa bedevi de olsa Arapların çöl şartlarındaki yaşamlarını anlatan üç unsur deve, hurma ve suydu. O dönem Arapları için develer çöl şartlarında kendilerine sunulmuş bir nimetti. Bu nedenledir ki Arap dilinde deve ilgili kelimeler deyimler oldukça fazlaydı. Bu hem yük taşımacılığında kullanılıp hem de etinden sütünden fayda elde edilen mucizevi hayvan Arap toplumunun cahiliye dönemi şiir geleneğinde de önemli konulardan biri olmuştu. Su ise kabilelerin uğruna çatıştıkları en kıymetli şey olup hurma da başlıca gıda kaynaklarıydı. Siyasi ve idari olarak ise şeyh, reis, emir, seyyid isimlerinin verildiği otorite figürlerinin yönettiği “Mele” adı verilen bir meclisleri mevcuttu. Her oymak ile ilgili oylama yapılarak kararların alındığı bu meclisin ya da reisinin toplum üzerinde bir ağırlığı olsa da bir yaptırım gücünün olmadığı görülmekteydi.

Aile ve toplum hayatı olarak ise eşitsizlik ve adaletsizlik hüküm sürmekteydi. Başlıca görevi erkek çocuk doğurmak olan kadınlar bir yük olarak görülmekteydi. Hiçbir sosyal hakka sahip olmayan kadınlar kocasının ölümü halinde bile çocuklarının velayet hakkına sahip olamıyor, doğan her kız çocuğu büyük bir üzüntüye sebep oluyordu.  Zorlu çöl şartlarının yarattığı geçim sıkıntısı bahanesi ile kız çocuklarının öldürülmesi bile söz konusu idi.

Cahiliye dönemi kavramının anlamı üzerine…

Bu dönemde Araplarının inanç dünyasına baktığımızda karışık, kişinin kendisini ya da toplumu disipline etmekten uzak bir inanç yapısı görüyoruz. Bir yaratıcının olduğuna inanıyorlar ve bu yaratıcıyı Allah olarak isimlendiriyorlardı. Bu anlamda bakıldığında Allah’ı inkar etmiyorlardı. Fakat sorun teşkil eden kısım putları idi. Putların kendilerine yardımcı olduklarını, onlara adaklar adayıp hoş tutarlar ise istek ve arzularını Allah’a ulaştıracaklarına inanıyorlardı.

En önemli mabetleri olan Kabe’nin içinde ve etrafında yüzlerce putları vardı. Meleklerin varlığına da inanan Araplar meleklerin Allah’ın kızları olduğu inancı hakimdi. Ahiret inancı olmayan Arapların bir kısmı ise cinlerin ilahları olduğuna inanırlardı. Tüm bu inanç yapıları içinde putperest Arapların dışında kendilerine Hanif denilen ve Hz. İbrahim’in dinine inanarak putlara tapmayı reddeden az sayıda kişi de mevcuttu. İşte böyle çarpık ve uygunsuz bir toplum hayatına sahip olan Arap toplumuna yüce Rabbimiz bir nimet olarak Hz. Peygamberimiz Muhammet’ i gönderdi.