Çayla Demlenen Hayatlar

ID 175494370 © Irina Lepneva | Dreamstime.com
Fotoğraf: ID 175494370 © Irina Lepneva | Dreamstime.com

Hikayesi M.Ö 3. yüzyılda Çin’ de başlayıp günümüze kadar gelen çay üstüne hikayeler şiirler yazılmış çok kadim bir içecek. Demlenip ortak olduğu nice sohbetler nice evler nice gönüller oldu kim bilir. Biraz araştırdığınızda çay ile ilgili en ilginç olan ulaştığı her kültürde kendine yer açmış ve o kendine ait bir yer edinmiş olmasıdır. İngilizler’e ulaştığında “beş çayı”, Japonya’ ya vardığında ise bir seremoni eşliğinde içilebilen bir içecek haline gelmiştir. Bizim kültürümüzdeki yeri ise sanki anavatanı bu topraklarmış, burada doğup büyümüştür gibidir. Günlük hayatımızdaki debdebe içinde bir nefeslenme bir dinlenme vesilesidir. “Gel bir çay içelim” cümlesi çayın kendisi gibi sıcacık bir sesleniştir dosta, arkadaşa, sevgiliye.

Çin’ de ilk başlarda şifa niyetine içilen tıbbi bir içecektir. Sonraları çayın karşı konulamaz aroması ve kokusu onu sürekli içilebilecek bir içecek haline getirmiştir. Öyle ki Türk kültüründe kahvaltılarımızın olmazsa olmazı haline gelmiştir. Sabah öğlen akşam derken kendine sayısız tiryaki yaratmış gizemli içecek çayın ülkemize gelişi ise Osmanlı’nın son demlerinde birkaç ithalatçı aracılığı ile olmuştur. Sonraları giderek kötüleşen dünya ve ülke koşullarında oldukça pahalı hale gelen kahvenin yerini almaya başlamış ve Türkiye’ de ilk ekilme macerası Bursa ilimizde başlamıştır. Ancak bu girişim başarısız olmuş çünkü Bursa’ da ekilen çaylardan verim alınamamıştır. Bu güzel içeceğin ülkemizde mutlaka olması gerektiği kanaati ile araştırmalar sürmüş ve çay yetiştirmeye en elverişli iklim Karadeniz olarak belirlenince 1924 yılında 407 numaralı yasa çıkarılarak bugün dünyanın altı büyük çay yetiştiricisinden biri olmamız sağlanmıştır.

İlk başlarda anavatanı Çin’ de şifa için içilen bu içeceğin fayları nelerdir diyecek olursak da;

Uzmanlar çayın birden fazla faydası olduğunda hemfikir. İlk başta kalp sağlığı geliyor mesela. Çayın içinde bulunan ve bir antioksidan gurubu olan flavonoid maddesi kalbe faydalı olduğu söyleniyor. Ayrıca günde üç fincan çay içmenin trigliserit, kan şekeri ve LDL/HDL plazma oranlarını ve kan basıncını düşürmede etkili olduğu belirtilmektedir. Ve bağırsaklar konusunda da içerdiği polifenoller sayesinde iyi bakterilerin büyümesini yani zararlı maddeleri öldürerek sindirim sisteminin iç yüzeyini onarmaya yarayan bağırsak bakterilerini de arttırdığı söyleniyor. Siyah çayın ilginç bir özelliği de içinde bulunan kafein ve L-theanine molekülleri ile beyindeki alfa aktivitesinde artış sağladığı ve gevşeme ile birlikte iyi odaklanmayı sağladığı belirtiliyor.

Ve yine ilginç bir siyah çay araştırması on yıldan uzun süre 74.961 kişi üzerinde yapılmış ve günde dört fincan veya daha fazla çay tüketen bu kişilerin çay içmeyenlere göre %32 oranında daha düşük inme riski taşıdıkları belirlenmiştir. Bu özellikleri ile çay gerçekten şifalı bir içecektir. Ancak her gıdanın olduğu gibi fazla tüketilecek çayın da zararlı yönlerinin olduğunu belirtiyor uzmanlar.

Buna örnek olarak siyah çayın içeriğinde bulunan tanen ya da tannik asit adı verilen maddenin besilerde bulunan demire bağlanarak sindirim sisteminde demirin emilimini engellemesi, bunun sonucu olarak da demir eksikliğine sebebiyet vermesi sayılabilir. Çaydaki Tanen maddesinin özellikle bitkisel gıdalardaki demirin emilmesini daha çok etkilediği bu nedenle vejetaryen ya da vegan beslenen kişilerin çay tüketiminde daha dikkatli olması gerektiği belirtiliyor. Ayrıca siyah çayın yeşil ve beyaz çaya göre daha fazla kafein içerdiği ve fazlaca tüketildiğinde oluşturacağı huzursuzluk etkisi ile uyku kalitesinde azalma yaratacağı belirtilmektedir.