Çekirdek Aile İçerisinde Şiddetin Olduğu Bir Ortamda Büyümenin Çocuklar Üzerindeki Etkileri

Aile İpek Atacan 26-Eyl-2020
dreamstime_s_193853434

Yaşam koşullarının sürekli şekil değiştirdiği bu günlerde, çekirdek aile içerisindeki ilişkilerin ve yaşanan şiddet olaylarının çocuklar üzerinde oldukça etki bıraktığı gözlenmektedir. Bu bağlamda, çekirdek aile ilişkilerinin hem kişilik gelişimleri hem de psikolojik durumları açısından çocuklar için ne denli önemli olduğu kabul edilmektedir.

Bireysel ve toplumsal açıdan şiddet kavramının anlamı nedir? İlk etapta fiziksel müdahale olarak tanımlanan şiddet, aslında; kişinin beden bütünlüğü, mal varlığı ya da kültürel değerlerine yapılan her türlü saldırıyı kapsar. Buna göre şiddet, fiziksel olabileceği gibi psikolojik olarak da karşımıza çıkabilir.

Şiddetin her türlü olayı yaşayın birey ve çevresindeki diğer insanlar için yıpratıcı sayılır. Buna göre, hane içerisinde görülen şiddet olayları yalnızca söz konusu taraflar için değil aynı zamanda çocuklar açısından da etkilidir.

Çocuğa karşı uygulanan şiddet hangi şekillerde ele alınır?

Fiziksel, duygusal ya da sözel şiddet çeşitlerinin her biri çekirdek aile arasında yaşanabilir ve çocuğa yansıyabilir. Bunlara arasında fiziksel şiddet; ısırma, vurma, çimdikleme ve buna benzer diğer olayları kapsar. Ailesi tarafından fiziksel şiddete maruz kalan çocuklarda gözle görülebilir izler olur. Ancak bu şiddet yalnızca vücuttaki izlerle kaybolmaz, çocuğun psikolojisinde de derin izler bırakır.

Fiziksel şiddet gören çocuklar genellikle; utangaç, çekingen ve içe kapanık bir yapıya sahip olurlar. Yani bu durumdaki çocuklar, sosyal çevreye karşı büyük bir uyum problemi yaşarlar.

Duygusal şiddet de çok tehlikeli

Duygusal şiddet de tıpkı fiziksel şiddette olduğu gibi, karşı tarafı sindirme ve susturma amaçlı yapılır. Bu sırada ilgili taraf aşağılanabilir, yalnızlaştırılabilir, sevilmeyebilir, sosyal alanları kısıtlanabilir ya da istemediği işleri yapmaya mecbur bırakılabilir. Duygusal şiddete uğrayan ya da ev içerisinde böyle bir durumun varlığını hisseden çocuklarda, gelişim süreci yavaşlayabilir, hatta bazı zamanlarda durabilir. Akademik düzeyde yapılan bazı araştırmalar duygusal şiddete maruz kalan çocukların, fiziksel şiddete maruz kalanlara kıyasla daha geç iyileştiğine dikkat çeker.

Sözel şiddet ile kastedilen, bireye karşı hakaret ve buna benzer kötü sözlerin kullanılmasıdır. Bu durumla genellikle bir öfke anında karşılaşılır. Ancak etkileri çocuklar açısından oldukça kritiktir. Bu bağlamda, sözel şiddetle karşı karşıya kalan çocuklarda; özgüven eksikliği, umutsuzluk ve depresyon hali görülür. Genel bir agresiflik hali ya da korku da sözle şiddete maruz kalınmış olunabileceğinin bazı işaretleridir.

Şiddet sonrasında çocukta görülen bazı işaretler: Ev içerisindeki şiddet, ilgili olayın bir tarafı olmasa bile, çocukların tüm yaşamını etkileyebilecek kadar önemli bir faktördür. Allahü Teala, çocukları ailelerine emanet etmiş ve onları en güzel şekilde yetiştirmelerini buyurmuştur. Çocuklar, daha çok küçük yaşlardayken aile içerisindeki olayları izlemeye ve taklit etmeye başlarlar. Dolayısıyla şiddetin var olduğu bir aileyi benimseyip, bunun normal olduğuna inanabilirler.

Şiddet, çocukların büyüklerinden öğrendiği bir davranış biçimidir

Bugünün çocukları, yarının birer yetişkinleridir. Bu sebeple de şiddetin bir çözüm yolu olduğunu kabul etmelerinin önüne geçilmelidir. Aile içinde şiddet gören ya da aile bireylerinden birinin şiddete maruz kaldığına şahit olan çocuklarda, ağır psikolojik travmalar oluşur. Bu travmaların iyileşmesi de oldukça uzun bir zaman dilimini kapsar.

Öyleyse, salih ve bilinçli bir Müslümana düşen şiddetin her türlüsünden uzak durmaktır. Aile bireyleri dinimizce birbirlerine emanet edilmiş kimselerdir. Eşlerimize ve çocuklarımıza sahip çıkarak, onları severek ve koruyarak bu emanetlere sahip çıkalım. Gelecek nesillerin ahlaki değerlerinin ve aile mutluluklarının yükselişi ancak bu şekilde olur.