Cennet ve Cehennem Üzerine…

This Life Was Never Meant To Be Jannah (Paradise)

Cennet ve cehennem kavramı bütün inanç sistemlerinde ölümden sonra insanların dünyadaki iyi veya kötü amellerine karşılık gidecekleri ebedi alemdir. Bu dünya geçici bir dünyadır. Hepimiz ölümlü varlıklarız. İster hükümdar ister komutan ister sıradan bir insan olsun; hiç kimsenin mevki ve mertebesinin baki kalmaz. Bu fani dünyada asıl olan yaptıklarımızın ve yaşadıklarımızın amel dereceleridir. İyi insanlar, cennet ile ödüllendirilirken; kötüler de cehennem ile cezalandırılır.

İslam’da cennet ve cehennem… Cennet; Allah’a inanan, iman eden, günah işlemeyen, günahı affedilen müminlerin ebedi olarak yaşayacağı sonsuz güzellikleri olan bir yerdir. Cennetin güzelliği Müslümanlar’a Kuran-ı Kerim’de Bakara Suresi’nde şöyle tasvir edilmiştir.

“İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her rızık verilişinde, ‘Bu (tıpkı) daha önce (dünyada iken) bize verilen rızık!’ diyecekler. Halbuki bu rızık onlara (dünyadakine) benzer olarak verilmiştir. Onlar için orada tertemiz eşler de vardır. Onlar orada ebedi kalacaklardır.” (Bakara Suresi, 25. Ayet)

Cennet kelimesi Arapça’da bahçe anlamında kullanılır. Her müminin ahiret hayatında gitmek istediği sonsuz mutluluk diyarıdır. Bir müminin orda geçireceği bir dakikalık zaman dünya hayatının neredeyse tamamına eşittir. Öylesine güzelliklerle dolu bir yerdir. Dünya hayatında insanı en çok rahatlatan güzel bahçeler, ağaçlar, ırmaklar sular cennette vardır.

Cennet ve cehennem hayatı sonsuzdur. Allah cennet ve cehenneme gitmeyi kullarının amellerine bağlı kılmıştır; Çünkü Allah zulmeden değil merhamet edendir. Cenneti hak eden insan yalnızca çok ibadet eden değildir. En basiti dilini tutan, sövmeyen kul da cenneti hak eder. Allah kullarına, cenneti isterseniz o da sizi ister, cehenneme davetiye çıkarırsanız o da sizi davet eder der. İnsanlar kendi akıbetlerini kendileri belirler. Ameli bozuk olan asla cennete giremeyecektir.

“İman edip, doğru ve yararlı işler yapanlara gelince, yaptıklarına karşılık, Allah’tan bir mükafat olarak, gerçek sığınak ve barınak olan cennetler vardır.” (Secde Suresi, 19. Ayet)

Karanlıkla aydınlık, geceyle gündüz, Firavun’la Peygamber nasıl bir olamayacağı gibi cennet ve cehennem de bir değildir. Allah’ı inkar eden, şirk koşan, küfür eden, zina eden, kumar oynayan yani Allah’ın yasak ettiği bütün işleri yapan kişi kafidir ve cehennemliktir. Kul nefsine yakın, takvadan uzak durduğu vakit kendi cehennemini hazırlamış olur.

Cennette açlık, susuzluk, çalışmak, uyku, pislik, kir yoktur. Cennette ebedi ve güzel bir hayat vardır dünyada yoktur. Ayet-i kerimeleri açıklayan Peygamber Efendimiz de şöyle buyurmuştur:
“Allahü teala iman sahiplerine, cehennemde, günahları kadar azap eder. Sonra imanları sebebiyle ebedi olarak cennete sevk eder. (Ebu Nuaym)

Müslim, Darimi, İbni Mace gibi İslam’a gönül vermiş kişilerin araştırmalarından birkaç örnekle devam edelim:

“Cehennem ehlinin bir kısmı ne ölür, ne azaptan kurtulur, ne de hayata kavuşur. Bir kısmı da, ölür kömür halini alır. O zaman şefaat izni çıkar. Onlar Cennet kıyılarına kadar getirilir, Cennet ehline ‘Bunları hayat ırmaklarında yıkayın’ denir. Yıkandıktan sonra yeni bitmiş taze ot gibi hayat bulurlar.” (Müslim, İbni Mace, Darimi)

“İyi ya da kötü, herkes Cehenneme girer. Yalnız mümine, serin ve selamet olur, İbrahim’e ateşin serin olduğu gibi. Allah takva ehlini kurtarır, zalimleri ise orada yüzüstü bırakır.) [İbni Mace]

İslam dininin cennet ve cehennem tasvirleri kesin ve nettir. Cennetin tam ortasında kurulacak olan sırat köprüsünden geçebilenler dünya hayatında cenneti istemiş kişilerdir. Cennet bize vaat edilen güzel bir bahçedir. O bahçeye girebilmek bizim amellerime bağlıdır.