Görüş 31-Ağu-2020

Çocuklar için En Yıkıcı Travma; Aile İçi Şiddet

no-woman-photo-150x150
Ceren Yılmaz
Yazar

Şiddet, türü ne olursa olsun şüphesiz ki bir travmadır. Travmalar bireyi ruhsal ve bedensel olarak olumsuz yönde etkileyen ve çaresiz hissettiren olaylardır. Psikolojik veya fiziksel şiddetin etkileri ruhsal yapıyı derinden sarsar. Travmanın tipi ve şiddeti, bireyde yaratacağı etki üzerinde ne kadar önemli bir etkiye sahipse; kimin tarafından oluşturulduğu da o kadar önemlidir. Çocuklar için özellikle onları koruyup kollama görevine sahip ebeveynleri ve güven bağlarının temelini oluşturan ailesi tarafından uygulanan travmalar en yıkıcı olanlardır.

Çocuk ebeveynleri ve ailesi yoluyla hem toplumsal ve sosyal rollerini öğrenir hem de davranış kalıpları geliştirir. Aile, temel güven duygusunun oluştuğu ve bireyin yaşam boyu kuracağı bağların temellerinin atıldığı çok önemli bir yapıdır. Aile içi şiddette sadece fiziksel baskının değil, duygusal, sosyal ya da ekonomik müdahale de söz konusudur.

Aile içi şiddete maruz kalan çocukların kaygı düzeyi artar.Çocuk ruhsal sıkıntısını, yaşadığı utancı ve öfkeyi çevresine yansıtır. Duygusal semptomları yoğun çocuklar ilişkilerinde güvensiz ve çekingen tutum sergiler. Bu tür çocuklarda hırçınlık, kavgacılık, geçimsizlik, okuldan kaçma, kural ihlal etme, otoriteyle çatışma, altını ıslatma, yalan söyleme, suça yönelik davranışlar, korkular, kaygılar, takıntılar, uyku sorunları, fiziksel gelişiminde gerilikler, yetersizlik, değersizlik duyguları, parmak emme, uyum sorunları, kendine zarar vermeye yönelik davranışlar, intihar düşünceleri ve girişimleri görülebilir. Aile içi şiddetin mağduru ya da tanığı olmak çocuğun gelişen kişilik yapısını derinden etkiler, onarılması güç veya imkansız hasarlar oluşturabilir.

Kız ve erkek çocukların ebeveynleriyle özdeşim kurdukları için aile içi şiddetten etkilenme biçimleri de farklı olmaktadır. Kız çocukta aile içi şiddet ve ayrımcılıkla birlikte sinsi bir utanç duygusu yerleşir. Maruz kalınan haksız muamele, söylenen küçük düşürücü, onur kırıcı sözler, gereksiz baskılar, aile şerefinin taşıyıcısı rolü ile bu utancı beslediği için kız çocuk kendisini değersiz ve yetersiz hisseder. Utanç ve eşlik eden korku öğrenilmiş çaresizlikle sonuçlanır. Kurban rolünü giderek benimser, ileri ki yaşamında içinde şiddeti barındıran ilişkilerin içinde olma ihtimali artar.

Genellikle anne kurban, baba saldırgan olduğu için kız çocukta erkeklere karşı öfke oluşur. İfade edilemeyen ve bastırılan bu öfke sonucunda ise edilgen, bağımlı, kendine yetmeyen, özgüvenden yoksun, sürekli diğerlerine ihtiyaç duyan çekingen bir kişilik yapısı biçimlenmeye başlar. Gelişim sürecindeki erkek çocuk ise bu dönemde hayatına şiddeti yerleştirmiş bir erkek modeliyle özdeşim kurar ve şiddet yolundan yürümeye başlar. Bu yolun bir diğer kaçınılmaz sonucu, kadınların değersiz, önemsiz olduğuna dair duygu ve düşüncelere sahip olmaktır.

Güvenli, düzenli, sevgi ve bağlılıkla temellenen, zihinsel, duygusal, bedensel ihtiyaçlarını karşılayan bir aile ortamından yoksun bırakılan çocukların yaşadıkları boşlukları doldurmak imkansızdır. Toplumda ‘kaybedecek hiçbir şeyi olmayan’ yetişkinler ordusunun oluşmasında aile içi şiddetin rolü büyüktür. Aile ortamı, içinde hem hayatın hem de insan ilişkilerinin sergilendiği bir yerdir. Şiddetin yaşandığı ailelerde çocuklar kavgayı, hakareti, saldırganlığı, hak ihlalini önce öğrenir sonra uygular. Bu çocuk için dünya asla güvenli bir yer olmaz, geleceğe umutla bakamaz, en önemlisi de kendini değerli bir insan gibi hissedemez. Sağlıklı toplumlar ancak sağlıklı bireyler yetiştirerek oluşur.

Hz. Muhammed (sav), kız erkek fark etmeden doğan her çocuğun İslam’a sebep olduğu için Allah’ın bir lütfu olduğuna işaret etmiş, “Küçüklere merhamet etmeyen, büyüklerimize saygı göstermeyen bizden değildir.” (Tirmizi) buyurmuştur. Kur’an’da çocuklarımızın bizler için birer imtihan vesilesi olduğu vurgulanmıştır. Hem bu dünyamızın hem de ahiretimizin selameti için çocuklarımızı en iyi şekilde yetiştirmek müminlerin Allah’a olan vazifelerinin başında gelmektedir.

İlgili makaleler
Görüş
Görüş 26-Ağu-2020
Author
Ceren Yılmaz
Yazar

Allah’a iman, insanları başka hiçbir koşulda elde edemedikleri huzurlu ve mutlu bir yaşama kavuşturur. Mutluluğu ruha hissettiren Allah’tır ve Allah bu hissi yalnızca razı olduğu kullarına verir. Allah’ın rızasından uzak yaşayan birisi kendisini maddi sebepler kullanarak mutlu etmeye çalışabilir ve geçici bir süre için kendini mutlu hissettiğini de zannedebilir. Ancak bu kişi gerçekte bir aldanma içerisindedir.

Devamı Devamı
Görüş
Görüş 25-Ağu-2020
Ceren Yılmaz
Yazar

Tüp bebek (IVF) yöntemi, çocuk sahibi olamayan çiftlere uygulanan ve uzun süredir kullanılan bir yardımcı üreme tekniğidir. Günümüzde en çok tercih edilen kısırlık tedavilerinin başında “Tüp bebek” geliyor.

Devamı Devamı
Görüş
Görüş 20-Ağu-2020
Author
Ceren Yılmaz
Yazar

İslam’da zorluk ve kolaylık meselesi; inanç ve amel olmak üzere iki kısımdır. “Dinde zorlama yoktur. Doğruluk ile sapıklık birbirinden kesinlikle ayrılmıştır. Kim tağutu, azgınlığı reddederek Allah’a inanırsa kopması mümkün olmayan, sapa sağlam bir kulpa yapışmıştır. Hiç şüphesiz Allah her şeyi işiten, her şeyi bilendir.” (Bakara, 256. Ayet) buyrulmaktadır.

Devamı Devamı
Görüş
Görüş 17-Ağu-2020
no-woman-photo-150x150
Ceren Yılmaz
Yazar

İnsanı eşref-i mahlukat yani yaratılmışların en şereflisi olarak kabul eden İslam anlayışı gibi Hz. Muhammed (SAV)’in hayatı da insana verilen değerin en güzel örnekleriyle doludur. Peygamberimiz Hz. Muhammed'in hayatında insan sevgisi, bizzat uygulamaları ve yaşantısında kendisini göstermiş, her yönüyle örnek olmuştur. Kur’an’da Hz. Muhammed, çok şefkatli ve merhametli olarak anılır.

Devamı Devamı