Çocuklar Neden Yalan Söyler?

caleb-woods-VZILDYoqn_U-unsplash
Fotoğraf: Caleb Woods-Unsplash

Gerçek olmayan asılsız uydurmalar yalanlar. Kişinin gerçeği saklayarak aksini söylemesi. Yazarken ne kolay ama karşılaştığımızda hayatımızda yaratacağı yıkımlar bazen telafi edilemez boyutlarda. Hiçbirimiz bir yalancı bir insanla muhatap olmak istemeyiz. Güvenin olmadığı yerde sağlıklı bir insan ilişkisinin olmayacağı aşikardır. Yalancı damgasını yiyen insanların hayatları ne çekilmez bir hal almaktadır. Yalancılık bir huy mudur, yoksa sonradan edinilen bir davranış mıdır? Yapılan araştırmalar ve uzmanların söylediğine göre insan hayatındaki gelişmeler sonucu kronik yalancı haline gelebilir. Her çocuk sahibi insanın en korktuğu, çocuğunda hiç mi hiç karşılaşmak istemediği bir olgudur yalan.

Çocuk gelişim uzmanları her çocuğun ortalama beş yaşına kadar gerçek ile gerçek dışını ayırmakta zorlandığını bu yüzden hayal dünyasında kurguladıklarını gerçekmiş gibi en ufak ayrıntısına kadar anlatabildiklerini söylemektedir. Örneğin dört yaşındaki bir minik kızımız okula gideceğini birazdan servisin gelip onu alacağını ve okulda öğretmenlerinin bugün şeker dağıtacağını sanki gerçekmiş gibi ve çok sevimli bir şekilde anlatır. Bu ve bunun gibi çocuk gelişiminde hepimizin rastladığı sözde yalanlardır. Uzmanlar altı yaşını doldurduktan sonra devam eden yalanların bir sorun teşkil edebileceğini belirtmektedir. Özellikle okul çağındaki bir çocuk ödevi olduğu halde ödevim yok demesi artık bilinçli bir şekilde yalan söylemeye başladığını gösterir bize.

Elbette hiçbir çocuk genetik olarak “yalancı” doğmaz. Yaşadığı şartlar ve ebeveynler onu bu yola iter. Nasıl mı? Çok kabaca hatları ile; çocuğu sürekli başka çocuklarla kıyaslamak ve en önemlisi çocuğu yaptığı her hatada suçlamak ve şiddetli şekilde uyarmak, cezalandırmak ile tehdit ve baskı altına almak. Bu davranışlar suçluluk duyma ve aşağılık duygusunun tetiklenmesi ile o minik kalplerin korku ile dolmasına ve bir savunma mekanizması geliştirmesine sebep olur. Cezalandırılma duygusu çocukta arttıkça yalan söylemeye devam edecektir. Bunun dışında yalan söyleyen ebeveynlerini taklit eden çocukların da çoğunlukta olduğunu belirtmiştir. Çocuğunun yanında evde olduğu halde telefondaki arkadaşına dışarıda olduğunu söyleyen ya da babana şuraya değil buraya gittiğimizi söyleyeceğiz diye sıkı sıkı tembihleyen bir annenin aynı çocuğa yalan söylememesi konusunda nasihatlerde bulunması ne kadar da kafa karıştırıcı olacaktır değil mi?

Bu durumda biz ebeveynler olarak her konuda olduğu gibi çocuklarımıza yalan söylememe konusunda örnek olmalıyız. Şunu yaparsan ya da yapmazsan sana şeker alacağım vaadiyle kandırdığınız yani o şekeri asla almadığınız çocuğunuzun bunu taklit etmeyeceğini, yalan söyleyerek amacına ulaşabileceği sonucunu çıkarmamasını asla bekleyemeyiz.

Şu durumda yeterince ilgi ve şefkat gören, değersizlik ve suçluluk duygusu hissetmeyen, benlik algısı olumlu yönde gelişmiş, kendisi dışındaki insanların haklarına saygılı olması gerektiğini öğrenen çocuklar yalan söylemez.

Şiddet görmeyen, kendisine güvenildiğini hisseden, yalanın normal bir şey olmadığını öğrenen, her hatasında suçlanmadan önce hatasının düzeltilmesi istenen yani herkesin hata yapabileceği ve bunun bir telafinsin olduğunu bilen çocuklar özgüvenli ve dürüst çocuklar olarak yetişecektir.

Biz ebeveynlere düşen ilk başta küçücük de olsa onları kandırmamak kendi yalanlarımıza ortak etmemek olmalıdır. Çocuğumuzun hayatını tamamıyla etkileyecek olan bu kötü tutumu edinip edinmemesi tamamen bizim davranışlarımıza bağlıdır. Ne büyük bir sorumluluk değil mi?

Bir çocuk sahibi olmak ve yetiştirmenin asla en iyi okulda okutmak en iyi kıyafetleri giydirmek olmadığı bir çok ebeveyn tarafından anlaşılıp, emek verilen, her sözü her hareketi sevgi ve şefkat ile takip edilen gerektiği şekilde uyarılan övülen, başkalarının haklarına saygılı olması gerektiğini öğrenen  çocuklar yetiştirmek sağlıklı bir toplum için olmazsa olmazımızdır.