Çocuklarımıza Sorumluluk Bilincini Nasıl Öğretiriz?

Yaşam İpek Atacan 18-May-2020
juliane-liebermann-O-RKu3Aqnsw-unsplash
Fotoğraf: Juliane Liebermann-Unsplash

Dinimiz anne ve babaları çocuğu salih bir evlat olarak yetiştirme konusunda görevli kılar. Bu bağlamda, çocukların toplum için faydalı ve sorumluluk sahibi bireyler olarak yetiştirilmesi ebeveynlerin vazifesidir. Çocuklara sorumluluk bilinci kazandırarak onların; kurallara uyan, inisiyatif alabilen, seçimlerinin sonucuna katlanabilen ve diğer insanların haklarına saygı duyan bireyler olması hedeflenir. Diğer pek çok alışkanlıkta olduğu gibi sorumluluk alma da erişkin çağa ulaşmadan öğretilmesi gereken bir davranış biçimidir.

Sorumluluk bilinci öğretilmeye ne zaman başlanmalı? İnsan, yaradılış fıtratına uygun olarak yaşama dair becerileri kademeli bir şekilde öğrenmeye başlar. Kazanılan her bir beceri, onun ileride kendine yeten ve topluma ayak uydurabilen bir birey olmasını sağlar. Bu bağlamda, erken çocukluk dönemi sorumluluk bilincinin gelişmeye başladığı zamandır. Bu çağlarda anne ve babalar, çocuğun yaşına ve durumuna uygun, bazı görevleri çocuklardan isteyebilirler. İyi ya da kötü sonuçlar aldığını görmek, çocukta sorumluluk algısının başladığı temel noktadır.

Anne ve babaya düşen görevler nelerdir? Anne ve baba, çocuğa sosyal çevre bilincini öğreten ilk eğitim basamağıdır. Bu bağlamda, çocukların belli bir yaşa kadar anne ve babalarını taklit ettikleri bilinir. Sorumluluk alabilen çocuklar yetiştirmek için de öncelikle sorumluluk sahibi anne ve baba olmaya özen gösterilmelidir. Sorumluluk sahibi çocuklar yetiştirmek için şu adımlar izlenebilir: Kısa ve anlaşılabilir cümleler kurarak, çocuğun yapabileceği işler istemek. Sofranın kurulmasına yardım etmesini istemek ya da oyuncaklarını yerine götürmesini rica etmek gibi.

İstenen işleri yerine getirirken çocuğa müdahale etmekten kaçınmak, gerekirse ona telkinlerde bulunarak yardımcı olmak.

Çocuğun da bir birey olduğunu kabul etmek ve herhangi bir seçim yaptığında onu yargılamamak. Bunun yerine seçiminin sonucu ile yüzleşmesine izin vermek.

Verilen sorumluluk yerine getirdiğinde çocuğu tebrik etmek, gerekirse küçük hediyeler ile ödüllendirerek onu motive etmek. Sorumluluk yerine getirilemediğinde cezalandırmaya başvurmamak, en fazla çocuğa ödül vermemek.

Dinimiz, çocuğun erişkin çağa gelene kadar, onun ihtiyaçlarını karşılamayı ve eğitimini vermeyi anne ve babanın vazifesi olarak görürü. Bu noktada, çocuk için izlenen her bir yolun onun gelişimine ve yaşına uygun olarak seçilmesi gerekir. Çocuğa yapabileceğinden fazla sorumluluk vermek, onun sürekli başarısızlıkla yüzleşmesine neden olur. Bu durumda çocuk öfkelenir ve öz güvenini kaybetme riski ile karşı karşıya kalabilir.

Hz. Muhammed çocuklara sorumluluğu nasıl aşılardı? Peygamber Efendimiz, hayatının her alanında naif hareketler sergilemeye özen göstermiştir. Bu hassasiyet onunla çocuklar arasında olan iletişimlerde de rahat bir şekilde gözlenebilir. Bu bağlamda; Hz. Muhammed’im; yaştan bağımsız olarak tüm çocuklara değer verdiği görülür. Kendisinin yaşlarına uygun şekilde çocuklara bazı görevler verdiği de görülür. Bu bağlamda, İslam peygamberi “Çocuklarınıza onlar yedi yaşında iken namazı emredin.” (Ebu Davud) dediği bilinir. Bu hadisten anlaşılacağı üzere çocuğa ahlak ve sorumluluk bilinci aşılamanın yanı sıra ibadet etmeyi de öğretmek gerekir.

Kur’an-ı Kerim’de “Mal ve çocuklarınızın sizin için birer imtihan olduğunu ve büyük mükafatın Allah katında olduğunu bilin.” (Enfal Suresi, 28. Ayet) buyrulur. Bu ayette görüldüğü üzere hem mal hem de nesil korunması gereken imtihan araçlarıdır. Bu imtihandan başarılı bir şekilde geçmek isteyenlerin de evlatlarını hem dini hem de sosyal açıdan doğru bir şekilde eğitmesi gerekir. Bu bağlamda, çocuk yaşlarda istenen ufak görevler, daha sonra ibadete çevrilebilir. Bu şekilde yetiştirilen çocuklar hem kişisel açıdan öz güvenli olur hem de ibadet yaparak Allah’a yaklaşırlar.