Çok Çalışmak Neden Önemli?

Toplum Contributor
çalışmak neden önemli
Thomas Millot-Unsplash

Çok çalışmak insanı özgürleştirir… Fakirlik, öteden beri insanlığın ortak kaderi olmuş en temel problemlerden biridir. Tarihte yaşamış en eski milletlerden günümüze değin, toplumlar ‘zenginler ve yoksullar’ olarak iki ana katmana ayrılmıştır. Zenginler ve soylular sınıfı mevcut imkanlardan olabildiğince faydalanırken, yoksul kesim ise yokluklar içerisinde hayatlarını sürdürmeye mahkum edildiler.

Maalesef günümüz toplumlarında da aynı durum söz konusudur. Bir tarafta aynı toplumda lüks içinde yaşayan servet sahipleri diğer tarafta yiyecek ekmeğe muhtaç insanların varlığına tanık olmak mümkündür.

Toplum fertlerini derinden etkileyen bu problem, esasında Allah’ın ilahi bir lütuf olarak insana emanet etmiş olduğu dünya nimetlerinin ve sermayenin çoğu kez haksız bir şekilde paylaşımından kaynaklanmaktadır. Problem, böylesi bir durumda sosyal krizlere ve toplum düzenini temelden sarsacak kadar tehlikeli boyutlara ulaşmıştır.

Adaletsiz gelir dağılımının İslam’da yeri yok

Teknoloji ve modernizmin bu kadar ilerlemesine rağmen yoksulluğun neden olduğu sorunlar dünya nüfusunun en önemli gündem maddesini oluşturmaktadır. Dünya milletleri arasında görülen gelir dağılımı adaletsizliği ve eşitsizliği nedeniyle; beslenme, barınma, giyinme, sağlık, eğitim ve evlenme gibi en temel ihtiyaçlarını bile karşılamaktan yoksun duruma düşürülmüş bu insanların hali, ülkeler açısından toplumsal krizlere davetiye çıkaran potansiyel bir tehlike oluşturmaktadır.

Oysa İslam’ın temel amacı adaletin hüküm sürdüğü refah bir toplum yaratmaktır. Genelde İslam’a yönelik eleştirilerin başında insanı miskinliğe ittiği, klasik doğu tembelliğini sağladığı şeklinde olup, “bir lokma, bir hırka” ilkesini getirdiği iddia edilmektedir. İslam, bu iddianın aksine çalışmayı, üretmeyi ve zenginliği teşvik ederek “Veren el alan elden üstündür” ilkesini savunur.

Günümüzde kasıtlı olarak Müslümanların tembelliğe, işsizliğe, tüketime itildiği görülmektedir. Oysa ki dünyayı imar etmek için çok çalışmak gerekir. Çalışmanın bir ibadet sayıldığı tek din olan İslam’a tabi olanların bu tembel hali gerçekte onun emirlerini yerine getirmemenin temel göstergesidir. İslam fakirliği mücadele edilmesi ve yok edilmesi gereken bir sosyal yara olarak görür.

Çok çalışmak çok önemli; çünkü…

İnsanoğlu yaratılışı gereği çalışmaya programlıdır. Çalışılmadığı takdirde hem bu dünyada ve hem öbür dünyada zillet içinde yaşanılacaktır. Fakirliği önlemek için çeşitli çözüm yolları sunar. Bunlar; çalışmaya teşvik, yardımlaşma, zekat, infak, sadaka, akrabalara yardım, yeni iş imkanları oluşturma ve bu konuda teşvik gibi yöntemler geliştirmiştir. Bu konu Kur’an-ı Kerim’de şöyle açıklanmaktadır:

“Mallarını gece gündüz; gizli ve açık Allah yolunda harcayanlar var ya, onların Rableri katında mükafatları vardır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır” (Bakara, 274. Ayet)

İslam, fakirliğin bir kader olmadığını belirtir. Çoğu zaman, İslam’daki rızık ilkesini insanlar yanlış yorumladığı görülür; eğer rızkım varsa bana gelir düşüncesi ile pasif kalmak yanlış bir tutumdur. İnsan, rızkını elde etmesi için çalışmalıdır. Tembelliği Allah’ın kendisine verdiği bir ceza, imtihan veya kader olduğunu düşünmek öncelikle Allah’a bir iftiradır. Allah cömerttir ve herkese imkan vermiştir.

Fakirlik, tüm dünyanın sorunu

Bu doğru olmakla birlikte çoğu zaman doyumsuzluk ve aza kanaat etmeme de bu durumu içinden çıkılmaz bir hale getirir. Televizyonlar ve internet aracılığıyla insanlara açlık, tüketim ve sahip olma duygusunun pompalanması insanda mutsuzluğu ve kendilerini yetersiz görme duygusunu oluşturmaktadır. Sürekli başkalarının elindekine sahip olma ve sahip olamadığında da kendisini yetersiz görme yani fakir görme durumu toplumun en büyük hastalığıdır.

Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) sabredip olgunluk göstermeyen, yoksulluğunu bahane ederek taşkınlık yapan, kötülük işleyen, isyan eden fakirleri de şiddetle kınamış, fakirliğin kişiyi birtakım kötülüklere sürükleyebileceği, hatta nankörlüğe sevk edip küfre bile düşürebileceği uyarısında bulunmuştur. (Ebu Davud, “Edeb”) İslam’ın fakirlikle mücadele ve fakirlerin korunup gözetilmesi konusunda gösterdiği gayretle yoksulluk karşısında sabır ve metanet gösterilmesini öğütlemesi arasındaki denge, bireyin ve toplumun fakirliğe karşı olan tutumunda belirleyici olmaktadır.