Görüş 13-Nis-2020

COVID-19’un Müslüman Dünyasındaki Bir Diğer Önemi

Author
Khadija Nassar
Yazar

1440’ların başında Strasburglu bir mücevher tüccarı, kendi alanında yeni keşifler yapmanın peşine düşmüştü. Hacılara kutsal ışığı yakalamaları için metal aynalar satıyordu ama bundan daha iyisini yapabileceğini düşünüyordu. Aradığı fikir, ışık hızıyla geldi. Üzüm sıkma makinesini yağlıboya kağıdın üzerine yazı basmak için kullanacaktı. Bu tüccarın adı Johannes Gutenberg’di ve o bu fikirle matbaanın mucidi oldu.

Bu yeni keşif çok kısa sürede Avrupa’yı sardı ve binlerce kitap basıldı. Bu olay o dönemin gerçekleşen son bilgi devrimiydi. Sonucunda ise Avrupa’da, benzeri görülmemiş bir ilerleme olarak adlandırabileceğimiz Rönesans doğdu.

O zamana kadar Batı’daki Hristiyan dünyası kültürel ve ekonomik olarak Doğu’daki Müslüman’ların peşinden gidiyordu. Batı, bu olayla bir sıçrama yaşayarak öne geçti ve Doğu’ya ve dünyanın kalanına boyun eğdirdi.

Bir sonraki bilgi devrimi internetin icadı ile gerçekleşti. İnternetin icadı sosyal, kültürel ve ekonomik olarak azımsanamayacak etkiler ortaya çıkardı. Tüm İnsanlığın gözü önünde yepyeni bir dünya doğdu.

COVID-19 ise tüm dünya nüfusunu evlere kapatan büyük bir güç oldu. Web hareketlerini izleyen Akamai firması bu olayla birlikte internet trafiğinin %50 oranında arttığını belirtti. Uzmanların görüşleri doğruysa dünyanın içinde bulunduğu bu tecrit hali daha aylarca devam edecek. Belki de bu salgının ana sonuçlarından biri, internet bilgi devriminin son bulması ile sonuçlanacak. Bu olayın sonucu olarak yeni bir sanal gerçeklik doğacak.

Peki bu yeni durumun kazananları kimler olacak?

Elbette bu durumun kazananı Avrupa olamaz. Google, Facebook, Amazon gibi internet dünyasının dev şirketlerinin hepsi Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunuyor.

Teorik olarak perakende alışveriş düzeninin yerini online alışverişin almasında hiçbir sorun görülmüyor. Bu durumu doğal ekonomik değişim olarak adlandırabiliriz. Daha önce de ekonomide eski düzenler yıkılarak yenileri meydana gelmişti, bu alışılagelen bir durum. Yeni bir ekonomi kurulacak ve bu yeni ekonomiyle birlikte kurulan yeni şirketler de yapılacak okul, hastane ve yerel toplulukların oluşmasını vergi ödeyerek destekleyecekler. Burada endişelenecek hiçbir şey yok.

Oysa yaşanan bu süreçte Avrupa büyük bir endişe yaşıyor. Bu da çok doğal çünkü Avrupa’da var olan ekonomi çökerken Amerika’da yeni bir ekonominin doğuşu gerçekleşecek. Asıl üzücü olan ise bu durum, Avrupa’dan çok; Müslüman dünyasını etkileyecek. Bu olayın Müslüman dünyasına etkisi ekonomiden ziyade, bir kimlik sorgulaması ve onu etkileyen diğer faktörlerle olacak.

Sanal gerçekliğin gerçek dünyayı aştığı bir dünyada, kültürel kimliğimizi korumak ancak gerçek kimliğinizin bir uzantısı olan sanal bir gerçeklik oluşturmakla mümkün. Ruslar’ın ve Çinlile’rin kendi sanal gerçekliklerini oluşturmak için ne kadar çabaladıkları ortada, Müslümanlar’ın da aynı çaba içinde olması gerekmekte. İnternet, eğer doğru kullanılırsa tıpkı Abbassiler döneminde olduğu gibi İslami Bilim, kültür ve ekonominin çiçeklenmesine benzer bir tür Müslüman Rönesans’ı üretebilir.

Bu durum dikkate alınmazsa Müslüman dünyası ekonomik ve kültürel olarak tamamen Batı’nın etkisi altında kalacak.

Müslümanlar, kişisel bilgilerinin satılmadığını bildikleri bir sanal gerçekliğe ihtiyaç duyuyorlar. Batılılaşmanın esiri olamayan bir yeni sanal gerçekliğe ihtiyaçları var; kendi özlerini koruyabilecekleri bir sanal gerçeklik.

Burada ironik olan Müslüman dünyasının bu durumun önemini kavrayamamış olması. Evlerinde izole bir biçimde yaşayan Müslümanlar farkında olmadan en büyük düşmanları olan teknolojik şirketlerin büyümesini ve güçlenmesini desteklemiş oluyorlar.

İşte bu durum Covid-19’un gerçek önemini vurguluyor!

Düşüncelerini paylaşmak ister misin?

Bizimle iletişime geç!

İlgili makaleler
Görüş
Görüş 06-Tem-2020
Author
Şebnem Cengizalp
Yazar

Biliyoruz ki insanoğlu var olduğundan bu yana giyinme/örtünme, barınma, yeme, içme ihtiyacı da vardır. Tarihi bulgularda çok eski zamanlara ait giysiler, barınak şekilleri, çok eskilerden kap kacak bulunmuş, mağaralarda günlük yaşama dair saydığımız gereksinimlerin en eski halleri resmedilmiştir.

Devamı Devamı
Görüş
Görüş 02-Tem-2020
Author
Neslihan Dilek
Yazar

İnsanın sözü söylemeden önce onu akıl süzgecinden geçirip doğru yerde, zamanda ve uygun şekilde söylemesi gerekir. “Boğaz dokuz boğumdur.” der atalarımız. Lafın gideceği yeri düşünmeden konuşmak mutsuzluk getirir, huzur bozar. “İnsanlar kıyafetleri ile karşılanır, ilmiyle ağırlanır, ahlakıyla uğurlanır.”  Hz. Mevlana’nın bu sözünden de anlaşıldığı gibi insanın ilmiyle sözü birdir.

Devamı Devamı
Görüş
Görüş 01-Tem-2020
Author
Ceren Yılmaz
Yazar

Epifiz bezi beynimizin içinde, sağ ve sol beyin çizgisi üzerinde ve beynin tam ortasında bezelye büyüklüğünde yaklaşık 6,5 mm çapında, çam kozalağına benzeyen bir organımızdır. Bu benzerlikten dolayı da bilim adamları buna İngilizce’de çam kozalağı anlamına gelen "pineal gland" adını vermişlerdir. Bu küçücük endokrin bezi, uykuyu düzenleyip melatonin üretiyor aynı zamanda da vücuttaki en önemli serotonin kaynağı.

Devamı Devamı
Görüş
Görüş 25-Haz-2020
Author
Ceren Yılmaz
Yazar

Dürtüleriyle değil de aklıyla hareket eden insan için en büyük nimet, irade kabiliyetinin olmasıdır. İnsanın en güçlü yönü, bir şeyi arzu ettiği halde yapmama iradesi göstermesidir. Dürtülerini yönetmek, olgun insan için paha biçilmez bir kazanımdır.

Devamı Devamı