Dem Bu Demdir, Dem Bu Dem!

dreamstime_s_145145359
Fotoğraf: Dreamstime

Müslümanlık için geçmişte takılıp kalmamak, sürekli geleceği düşünüp durmamak, sadece bugün yaşamak çok önemli bir kavramdır.

Geçmişi ve geleceği aklımızı başka hiçbir şeye veremeyecek şekilde düşünüp durmak bizleri ibadetten çalışmaya dek birçok yapmamız gereken şeyden alıkoyar. “Bugün”ü iyi değerlendiremememize sebep oluyor. Sürekli geçmişi ya da geleceği düşünerek bu dünyadaki asıl amacımızdan uzaklaşmış oluyoruz.

Oysa bizler, değiştiremediğimizi kabul etmeye ve neyi değiştireceğimize odaklanmaya çalışmalıyız.

Allah’ın bize verdiği bu hayatın ona doğru bir yolculuktan ibaret olduğunu unutmamalıyız. Bu yüzden sadece dünyevi dönüm noktalarına ulaşmayı hedeflememeliyiz. Geçmiş ve gelecek kaygısında sıkışmış olanların odağı, yolculuktan ziyade kat edecekleri kilometre taşlarıdır. Ve mutluluğu, bu kilometre taşlarına ulaşmakta ararlar. Ancak hedefe varıldığında tekrar mutsuz olurlar. Sonra bir başka kilometre taşına odaklanarak mutluluğu yakalamaya çalışırlar. Ve ne yazık ki bu kısırdöngü bu şekilde devam eder.

Geçmiş ve gelecek kaygısında sıkışmış olanlar, bu kısır döngünün farkında bile olmadan hayatlarını bu şekilde sürdürürler. Oysa bizim asıl yolculuğumuz Allah’a olmalıdır; dünyevi kilometre taşlarına değil!

Umutsuzluğun kökeni, geçmişte sıkışıp kalmaktır. Kur’an-ı Kerim’de bu konuyla ilgili şöyle bir ayet vardır:

“De ki: ‘Ey kendi aleyhlerine olarak günahta haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Allah (dilerse) bütün günahları bağışlar; doğrusu o çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.”

“Azap size gelmeden önce Rabb’inize yönelip ona teslim olun, sonra kimseden yardım göremezsiniz.” (Zümer Suresi, 55. Ayet)

Ayrıca gelecekle ilgili vesveseli düşünceleri bir kenara bırakmalıyız. Bu kaygılı düşünceler sadece bizim bugünümüzden “an”ımızdan çalar! Geleceğimizle ilgili çalışmalı, plan yapmalı ancak tevekkül etmeliyiz. Bizler kullar olarak gelecekle ilgili yapabileceklerimizi hayırlı bir şekilde yapmalı, gerisini Allah’a havale etmeliyiz. Kur’an-ı Kerim’de şu ayet buyrulmuştur.

“Onu beklemediği yerden rızıklandırır. Kim Allah’a tevekkül ederse, O kendisine yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah, her şeye bir ölçü koymuştur.” (Talak Suresi, 3. Ayet)

İnananlar olarak dünyevi varlıklara ve hırslara takıntılı hale gelmemeliyiz. Tabii ki bu dünyada en iyisini elde etmek için çalışmak, dinimizin bir parçası, ama kesinlikle inancımıza, ibadetimize müdahale edecek şekilde değil!

Kur’an-ı Kerim’de okuyoruz:

“Ey iman edenler! Servetiniz ve çocuklarınız sizi Allah’ı anmaktan alıkoymasın. Kim böyle yaparsa yani dünya ve şeytan, kimi Allah’a ibadetten alıkoyarsa, ziyana uğrayanlar onlardır.” (Munafikun Suresi, 9. Ayet)