SalamWebToday Haber Bülteni
Haftalık SalamWebToday makalelerini almak için kaydolun!
Üzgünüz, şu nedenden dolayı hata oluştu:
Abone olarak, SalamWeb Şartları ve Gizlilik Politikası 'nı kabul etmiş olursunuz.
Haber bülteni yazıları

Depresyon ve Allah’tan Yardım Dileme Üzerine…

Psikoloji 30 Nis 2020

Çağımızın hastalığı “depresyon” başlığı ile yazılan nice yazının aksine küçük bir araştırma ile yapılan en eski tanımın Hipokrat’a (d. M.Ö 460 / ö. M.Ö. 377) ait olduğu görülür.

Hipokrat, bu durumu “Uzun süre devam eden korku ve endişe hali” olarak nitelendirmiştir. Yani depresyon çağın bir hastalığı olmaktan öte çok uzun zamanlar önce de insanlarda ortaya çıkabilen bir rahatsızlıktır. Bu duygu durum bozukluğu 1.800’lü yıllara kadar “melankoli” olarak adlandırılmıştır.

Depresyon nedir?

Hipokrat’ın tanımından devam edecek olursak depresyonun, uzun süre devam eden korku ve endişe halinin, dışarıdan gözlenebilen ve normal olmayan bir durum olduğudur. Bu tespitten sonra yıllar içinde tıp alanındaki gelişmeler ile depresyonun insan bedeninde kimyasal olarak da değişikliklere yol açtığı testlerle belirlenmiştir. Örneğin vücut sıvılarında tuzluluk oranının artması gibi. Depresyon yarattığı vücut sıvıları ve hormonlarındaki bu kimyasal değişiklikler ile de insanın hayatını idame ettirmesi konusunda ciddi engeller oluşturur.

Depresyon tanısı konulan birisinin genel ruh hali; hayattan zevk alamama, içe kapanma, hayatın anlamsızlaşması ve giderek bu acımasız, zevksiz, acı veren hayata son verme düşüncesine kadar varabilir.

Duayla gelen rahatlama hali…

Böyle bir ruhsal çöküntü içindeki kişiye yardımcı olmak için tabidir ki hekim yardımı önerilir. Elbette ki bir insanın depresyon öncesi yaşadıkları ilk planda önemli. Nasıl bir hayat yaşanmıştır? Bu hayat neden anlamsızlaşmış, mücadele gücü neden kaybedilmiştir? Tabii ki modern tıp bu soru cevaplarını aradığı terapilerinin yanında yapılacaklar listesinin en başına ilaçla tedaviyi yerleştirir.

Ben inançlı ve dünyaya İslami açıdan bakan bir psikiyatr olsaydım; Bu dünyada her kişinin imtihan soruları farklıdır diye söze başlardım. Fakat Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de “hiç kimseye gücünün üstünde yük yüklenmez” buyurmaktadır cümlesi ile devam ederdim. Bir anlamda derdi veren Allah dermanı da vermiştir diyerek sorunun çözüm merkezinin her derdin üstünde, her dertten büyük olduğu güvenini verirdim danışanıma. Tabii ki yazmak kolay yaşamak zordur çoğu derdi, kederi. Ateş düştüğü yeri yakar. Ancak dünyaya geliş amacımızın mutlu olmak olmadığını idrak ile yaşarsak bu zor hayat sınavının sorularını anlamakta aşama kaydederek ilerlemek bir nebze kolaylaşır.

Ne diyor yüce Rabb’imiz Kur’an-ı Kerim’de bize?

“İnsanlar, inandık deyince rahat bırakılacaklarını, sıkıntıya sokulmayacaklarını mı sanıyorlar? Onlardan öncekilerini de sıkıntılara sokmuştuk. Allah kimlerin samimi olduğunu elbette bilecektir. Kimlerin yalancı olduklarını da bilecektir.” (Ankebut Suresi, 2 ve 3. Ayet)

“And olsun ki mallarınızdan, canlarınızdan ve ürünlerinizden eksilterek, sizi biraz korku ve biraz açlıkla yıpratıcı bir imtihandan geçireceğiz, bundan kaçış olmaz. Sen sabırla davrananları müjdele” (Bakara Suresi, 155. Ayet)

Belirtilen ayetler gibi niceleri var ki Kur’an-ı Kerim’de hep bir imtihandan bahsedilir. Kur’an “Yaşam amacınız bu, buna göre düşünün, buna göre yaşayın” minvalinde oldukça çarpıcı ayetler ile okuyanı sarsmaktadır.

İnsanlar için bir yol gösterici olduğunu da beyan eden Kur’an-ı Kerim’i hayatımızda tutmak, anlamaya çalışmak, hayat denen bu yolu çok farklı gözlüklerle görmemize sebep olurken her derdimizin dermanının da kendisinde olduğunu şu ayetler ile bize vererek yolumuzu aydınlatır:

“Muhakkak her güçlükle beraber bir kolaylık vardır.” (İnşirah Suresi, 5. Ayet)

İnsana hangi durumda olursa olsun bu kadar güven ve destek veren bir cümleyi hangi hekim hangi dost söyleyebilir ki? Ve şöyle de bir yol gösterir alemlerin Rabb’i Yüce Kur-an’ı Kerim’de içi daralan çıkış yolu bulmakta zorlanan insana:

“Ey inananlar, sabır ve namazla (Allah’tan) yardım isteyin, muhakkak ki Allah, sabredenlerle beraberdir.” (Bakara Suresi, 153. Ayet)